KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/11857 E., 2009/13744 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, meslek hastalığı sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, kararın bozma kararına uygun olmasına ve temyizin kapsamına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava sürekli işgöremezlikle sonuçlanmayan Meslek Hastalığı nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının, davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin; davacının sıtma hastalığı nedeniyle vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu ve sağlam insana göre, maluliyet oranı olmasa dahi üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün ihlali ve sinir bozukluğunun da cismani zarar kavramına dahil bulunduğu, davacının geçirdiği tedavi süreci de dikkate alınarak işverenin kusurlu olup olmadığı,
varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile belirlendikten sonra davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin bozma ilamına, yerel Mahkemece uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonunda, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının sürekli iş göremezliğe yol açmayacak biçimde meslek hastalığı geçirdiği, meslek hastalığının meydana gelmesinde davalı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu, meslek hastalığının % 30 oranında kaçınılmaz nedenlerle meydana geldiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 20.000,00-TL’sine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/11857, K. 2009/13744, 27 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama