KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/7533 E., 2010/3737 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden ... maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı davalı işverene ait işyerinde çalışırken 19.08.2002 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle yaralandığını ileri sürerek 1000.00 -TL maddi ve 50.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece 30.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, maddi zararın Kurum gelirleri ile karşılandığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 17 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının %50 , davalı işverenin % 30 oranında kusurlu olduğu olayda %20 oranında kaçınılmazlığın bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 17.000.00- TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 30.000.00-.TL’sına hükmedilmesi ve maddi tazminatın maddi zararın Kurum gelirleri ile karşılanması sonucu reddedilmesi halinde bu durumun dava açılmasından önce davacı tarafça bilinmesi mümkün olmadığından davacı aleyhine avukatlık ücretine hükmedilemiyeceği yolundaki yerleşmiş uygulamalar aksine davacı aleyhine bu nedenle avukatlık ücreti takdiri ile karar harcının tümü haksız çıkandan alınacağı halde davacı tarafından yatırılan peşin harcın yargılama giderlerine eklenerek kabul ve red oranına göre paylaştırılarakdavacının da karar harcının bir bölümünden sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. .
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/7533, K. 2010/3737, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama