KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/8790 E., 2009/15554 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
779 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların tüm, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava 18.12.1996 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 20,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemenin maddi tazminatın kısmen kabulüne, manevi tazminatın ise reddine ilişkin kararının, taraflarca temyizi üzerine, davalılardan Kare Elektrik Ltd.
Şti.’ne maddi tazminatın artırılmasına ilişkin ıslah dilekçesinin yöntemince tebliğ edilmeden, anılan davalının, ıslahen artırılan miktarı da kapsar biçimde maddi tazminattan sorumlu tutulmasının, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanarak bildirilecek peşin sermaye değeri yerine 01.07.1999 tarihinde yürürlüğe giren 12000 katsayı ile yapılan artışlara göre hesaplanan peşin sermaye değerinin indirilmek suretiyle maddi tazminatın belirlenmesinin ve manevi tazminattan vazgeçme söz konusu olmadığı halde manevi tazminat isteminin reddinin isabetsiz olduğundan bahisle bozulmasına ilişkin Dairemiz ilamına,
yerel Mahkemece uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonunda: Mahkemece davalılardan Kare Elektrik Ltd. Şti.’nin maddi tazminattan sorumluluğu dava dilekçesindeki istekle sınırlı tutularak, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın az takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iş kazası sonucu % 20,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının kusurunun bulunmadığı, davalı işverenin % 40 ve araç sürücüsü olan davalı ...’in %60 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 8.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 5.000,00-TL’ sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/8790, K. 2009/15554, 24 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama