KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5872 E., 2011/7287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
815 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, sigortalılığının ve almakta olduğu yaşlılık aylığının iptaline ilişkin 21.03.2006 tarih ve 15237 sayılı Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığın ve bağlanan yaşlılık aylığının Kurumca iptaline ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulü ile davacının sigortalılığının ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir.
04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, ...’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür.
Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir.
Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
507 sayılı Yasa'nın 2.5.1983 tarihli ve 62 sayılı K.H.K. ve K.H.K’nun aynen kabulüne dair 14.2.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3153 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesine göre ise “Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı esnaf ve küçük sanatkarlar çalışma bölgesi içindeki derneğe kayıt olmak zorundadır.
Kayıt zorunluluğunu 1 ay içinde yerine getirmeyenler sicile kayıt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğrudan doğruya kaydedilirler.” Değişik 119. maddeye göre “ mesleki faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili derneğe kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır.” 62 sayılı K.H.K.’nun geçici 2. maddesinde “Esnaf siciline kayıt ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde çıkarılmak zorunda” olduğu bildirilmiş İlgili Yönetmelik ise 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe konmuş ve 1 yıllık geçiş süresi 1.1.1985 tarihinde sona ermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının vergi kaydına göre 19.2.1991 tarihi itibariyle resen tescil edildiği,18.3.1980-12.12.1984,19.2.1991-31.12.1995 tarihleri arasında vergi,28.3.1991 tarihinden Merkez Ajanlığı ,28.3.1991 tarihinden Esnaf Sicil kaydının bulunduğu,24.12.1997 tarihinde verilen sigortalılık belgesinde oda kaydına göre sigortalılık
./..
-2-
başlangıcının 22.3.1985 tarihine çekildiği , dayanak oda kaydınını tutulduğu Üye Kayıt Defterinin 1984 noter tarihli defterin oda yönetim kurulu kararı ile imha edilmesi nedeniyle bu defter esas alınarak düzenlendiğinin yazılı olduğu Bağ Kur sigortalılığı prim ödemelerinin davacı tarafından 1997 Affından yararlanılarak 1997 ve 1998 yıllarında toplu olarak yapıldığı,davacının 21.1.1998 tarihli tahsis talebi üzerine 1.2.1998 tarihinden geçerli olarak kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Kurum müfettişinin tescile dayanak Diyarbakır Hurdacılar Odası kayıtlarının usulsüz tutulduğuna dair yaptığı inceleme sonucu düzenlediği 26.12.2005 tarihli raporunda, davacınında aralarında bulunduğu birçok kişinin oda kaydının geçersiz olduğunu usulsüz yapılan bu kayda göre yapılan sigortalılıklarının iptali ile aylık bağlanmış ise aylıklarının ve sağlık yardımlarının faizleriyle birlikte tahsilinin gerekeceği ayrıca Bağ Kur İl Müdürlüğünce yapılacak tarama sonucunda yeni tarihli giriş bildirgeleriyle bu oda kaydına göre geçmişe dönük tescilleri yapılanlar hakkında da rapor doğrultunda hareket edilmesi gerektiğini belirttiği davacı hakkında
Diyarbakır C.Savcılığının 2006/5093 Hazırlık Sayılı soruşturmasının devam ettiği görülmüştür.
Davacının 22.03.1985-19.12.1991 tarihleri arasında oda ve sicil kaydı birarada bulunmadığından ve usulüne uygun (geçerli) bir oda kaydının bulunmaması nedeniyle bu dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığının kabulü gerekir.
Ancak davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması sigortalıya yaşlılık aylığı bağlayıp aylık konusunda umut verdikten sonra davacının sigortalılığını ve yaşlılık aylığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz oda kaydının davacınında katılımının bulunduğu mavazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Davacının 1479 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu ... sigortalılığını sağlayan Diyarbakır Hurdacılar Odası kayıtlarının sahtecilik suretiyle oluşturulduğu iddiasıyla, oda yöneticileri , üyeleri ve davacı hakkında ceza davası açılması, oda kayıtlarının sahtecilik suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının, oluşturulmuş ise bu sahtecilik işleminin davacının katılımı ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin bu dava sonucu verilecek karar ile saptanmasının mümkün olması karşısında,
oda kaydının sahtecilik yoluyla oluşturulduğu ve bu işlemin davacının katılımı ile gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde oda kaydına hukuken diğer verilemeyeceği bu durumda somut olaya MK 2. maddesi uygulanamayacağından Diyarbakır C.Başsavcılığının 2006/5093 Hazırlık sayılı soruşturma belgelerini getirmek,ceza davası açılmış ise ceza yargılamasının sonucu beklenilerek tüm delillerin değerlendirilmesi ve bir sonuca varılması gerekirken, mahkemece ceza davasının sonucu beklenmeden eksik inceleme ile tanık sözleri ile yetinilerek sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/5872, K. 2011/7287, 26 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama