KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/6520 E., 2011/12898 K.·D
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 20.9.2003-28.6.2008 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle ödenmeyen primlerin ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının 20.09.2003-03.09.2007 tarihleri arasında davalı ... Mobilya- ... ...'e ait işyerinde, 03.09.2007-28.06.2008 tarihleri arasında ... Tekstil Dış Ticaret Ltd. Şti'ne ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı ... ...'e ait ... Fashion işyerinde 20.09.2003-03.09.2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine, ... Tekstil Dış Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 20.09.2003 tarihinde davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği 1095215 numaralı davalı ... işyerinden 22.03.2004 tarihinde girişi yapılarak 2004 yılında 280 gün, 2005 yılında 360 gün, 2006 yılında 360 gün, 2007 yılında 273 gün çalışmasının bildirildiği, davalı ... Ltd. Şti. Işyerinden (1160709 işyeri) 2007 yılında 107 gün, 2008 yılında 181 gün bildirim yapıldığı, bordro tanığı olarak dinlenen ...'nun çalıştığı 1010016 ve 1123059 nolu işyerinin kime ait olduğunun anlaşılamadığı, diğer tanık ... ...'in 2004 yılında işe girdiği 2004 öncesinde bilgisinin olmadığı ilgili SSK prim cetvelinden anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir.
Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, mahkemece dinlenen tanıkların zabıtaca(emniyet, jandarma) tespit edilen komşu işyeri tanıkları olmadığı işyerinde ayrıca dönüm bordrolarında davacı ile birlikte bordrolara geçmiş çalışanlar tesbit edilip bu tanıkların dinlenmediği, dinlenen tanık ...'nun çalıştığı işyerinin araştırılmadığı görülmüştür.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şeklide karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davalı işverenlerin dönem bordrolarına geçmiş kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurmak, gerek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9. ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtlandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/6520, K. 2011/12898, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama