KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/16516 E., 2012/9198 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalılar vekilleri, davacının istifa ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının istifa ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Yetersizlikten kaynaklanan sebepler; işçinin ortalama benzer işi görenlere göre daha az verimli çalışması, gösterdiği niteliklerden beklenenden daha düşük performansa sahip olması, işe yoğunlaşmasının giderek azalması, işe yatkın olmaması, öğrenme ve kendisini geliştirme konusunda yetersiz kalması, sık sık hastalanması, çalışamaz duruma getirmemekle birlikte işini gerektiği şekilde yapmasını devamlı olarak etkileyen hastalığa yakalanması ve uyum yeterliliğinin azalması gibi işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen sebeplerdir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Davacıyla aynı işyerinde çalışan ve iş ilişkileri aynı tarihte sonlandırılmış olan diğer işçiler, ... ve ... 'in açtığı işe iade davalarında, fesihten kısa bir süre öncesine ait 26.03.2010, 29.03.2010 tarihli tutanaklara dayalı fesihlerin, mahkemece, kötü niyete dayalı olarak yapıldığı kabul edilerek adı geçen işçilerin işe iadelerine karar verilmiştir.
Somut olayda da, davacı hakkında aynı tarihli tutanaklar düzenlenmiş olup, diğerlerinden farklı olarak davacıdan istifa dilekçesi alınmıştır. Diğer işçilerin durumu ve tutulan tutanaklar birlikte değerlendirildiğinde, iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi anlamına gelen istifanın, çalışma süresi de dikkate alındığında işçinin gerçek iradesini yansıtmadığı açıktır.
Ayrıca, belirtmek gerekir ki, altı yılı aşan hizmet süresi bulunan bir işçinin, işsizliğin had safhaya ulaştığı bir ortamda istifa ederek işten ayrılması hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Öte yandan, haklarında aynı tarihli ve benzer olgular içeren tutanaklara dayanan fesihlerin geçersizliği sonucuna varmış olan mahkemenin, somut olayda işverenle işçi arasında gerilimin yaşandığı bir sırada alınmış istifa dilekçesine değer vermesi isabetli değildir.
Tüm bu sebeplerle, iş sözleşmesinin davacı işçinin istifasıyla değil, işverenin feshiyle sona erdiğinin ancak işverence usulüne uygun bir fesih bildiriminin yapılmadığının kabulü ile mahkemece aksi düşüncelerle oluşturulmuş hükmün bozulması gerekmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/16516, K. 2012/9198, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama