KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/2282 E., 2012/4278 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
696 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
İş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının davalı işyerinde belirli süreli sözleşme ile çalıştığı ve asıl işveren tarafından yeni dönemde yapılan ihaleyi başka bir şirket aldığından davalı şirketin artık davacıyı çalıştıracağı bir işyeri kalmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışması gerekir.
4587 sayılı Kanun'un 11. maddesinde, “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir sebep olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı sebebe dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında zincirleme yapılan belirli süreli iş sözleşmelerinin esaslı bir sebebe dayanması halinde belirli süreli olma özelliğini koruyacağı; aksi takdirde belirsiz süreli iş sözleşmesi sayılacağı düzenlenmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin yapılmasının objektif sebebi varsa ve bu sebep devam ediyorsa veya yeni bir sebep ortaya çıkmışsa belirli süreli iş sözleşmeleri yenilenebilir şeklinde değerlendirilmelidir. Zincirleme iş sözleşmelerini belirli süreli niteliğini koruyabilmeleri için her birinde aranan objektif nedenlerin aynı olması da şart değildir.
Taraflar arasında, 4857 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1 ve 2. fıkraları anlamında esaslı sebep olmadan akdedilen belirli süreli sözleşme, belirsiz süreli sayılacağından, işveren, sürenin sona ermesiyle sözleşmenin sona erdiğini bildirdiğinde, işçi, sözleşmenin belirsiz süreliye dönüştüğünü, işverenin bildirim şartına uymadan iş sözleşmesini feshettiği gibi geçerli bir sebep gösterilmeden feshedildiğini ileri sürerek bir aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açabilecektir. Bir aylık hak düşürücü sürenin başlangıcı işverenin belirli süreli sözleşmeli gibi kabul ederek sürenin geçmesiyle sözleşmenin sona erdiğini bildirdiği, belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğü için işverence bildirim süresine uyulmadan yapılan bir fesih anlamı kazanan bildirimin yapıldığı tarihtir.
Dosya içeriğine göre, davacının Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı Denizli ilindeki çocuk yuvası ve huzurevinin temizlik ve bakıcılık işlerini ihale ile alan değişik şirketler bünyesinde 01.07.2006—31.12.2008 tarihleri arasında her yıl bakıcı olarak çalıştığı, en son işi alan davalı şirketin belirli süreli iş sözleşmesinin sona erdiği tarih olan 31.12.2008 itibariyle iş sözleşmesinin sona erdirildiği ileri sürdüğü ancak yazılı fesih bildiriminde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının işyerindeki görevi ve işin niteliğine göre her yıl yenilenen iş sözleşmesinin objetif olarak belirli süreli olmasını gerektirici bir özelliği bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla esaslı bir sebep olmadan her yıl aynı iş sebebiyle belirli iş sözleşmesi yapılması o sözleşmenin belirli süreli olduğunu göstermez. Taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz süreli olduğu ve iş sözleşmesinin feshi konusunda yapılmış bir yazılı fesih bildirimi de bulunmadığı dikkate alınarak Mahkemece davanın kabulü yerine yanılgılı değerlendirme ile istemin reddine karar verilemsi hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/2282, K. 2012/4278, 15 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama