KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/27030 E., 2013/24697 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, aidat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
1.344 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; dava konusu 01.03.1996-14.09.1999 dönemi aidat alacakları olduğunu, bu döneme ilişkin kısmi dava açtıklarını ve davalarının kabul edildiğini, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, davalı belediyenin müvekkil sendika adına kestiği aidatları 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61. maddesine göre müvekkil sendikaya ödemediğini iddia ederek aidat alacaklarının en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili faiz talebinin fahiş olduğunu, davanın haksız ve yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacı sendikanın 34.843,16 TL asıl aidat alacağı ve 189.662,16 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve faizin başlangıç zamanı ile işlemiş faiz miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 2821 sayılı Kanun’un 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı,
işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu ... sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu ... sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu ... Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu ... sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu ... Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu ... sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu ... sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu ... sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu ... sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan toplu ... sözleşmelerinin 15. maddelerinde, işverenin kanun gereği kesmek zorunda olduğu aidatı her ay keserek işçi ücretlerinin ödendiği günü takip eden yedi gün için sendikanın bildireceği banka hesabına herhangi bir ihtara lüzum kalmaksızın yedi gün içinde yatırmakla yükümlü olacağı düzenlenmiştir.
Bütün bunlara ek olarak, dava tarihinde yürürlükte bulunan olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. " İkinci fıkrasında ise "Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilirken aynı Kanun’un 84. maddesinde.
“Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” düzenlemesi yer almıştır.
Somut olayda, davacının 01.03.1996-14.09.1999 dönemi aidat alacağı ve işlemiş faiz alacağı için ... ... Mahkemesine önce kısmi dava açtığı, davanın 1999/446 esasında görüldüğü ve davacının 47.213.162.000 TL aidat asıl alacağı ve 194.662.157.000 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu tespit edilerek talep edilen aidat alacağı 10.000,00 TL ile işlemiş faiz 5.000,00 TL üzerinden hüküm kurularak davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğu, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin mahkemece tespit edildiği görülmektedir.
Mahkemece ek davada yapılan yargılama neticesinde kısmi davada saklı tutulan kısım üzerinden davacının aidat asıl alacağı ile işlemiş faiz alacağı taleplerinin hüküm altına alındığı, kararın davalı belediyece temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 26.10.2010 tarihli ve 2010/23789 esas, 2010/30744 karar sayılı ilam ile bozulduğu anlaşılmaktadır.
Bozma kararında ise özetle, faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi ve buna göre işlemiş faiz alacağının olup olmadığının tespit edilmesi, yine uygulanan faiz oranının denetlenmediği ve en yüksek işletme kredisi faizi uygulayan bankalardan sorularak geçmiş günler faizinin belirlenmesi istenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
1-Öncelikle ilk kararda, hüküm altına alınan asıl aidat alacağı miktarının 37.213,162 TL olduğu, bozma sonrası yapılan bilirkişi raporunda ise davacının 34.843,16 TL aidat asıl alacağı olduğunun tespit edildiği ve mahkemece herhangi bir gerekçe açıklanmaksızın bu tutar üzerinden hüküm kurulduğu görülmektedir. Oysa aidat asıl alacağına ilişkin bozma söz konusu olmadığından aidat asıl alacağı yönünden davalının usulü kazanılmış hakkı bulunmaktadır. Aidat asıl alacağı bakımından bozma öncesi ilk karardaki tutara hükmedilmesi gerekirken bunun yapılmaması hatalı olup, davacının bu doğrultudaki temyizi yerinde görülmüştür.
2-İlk karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından, “Toplu ... Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmeli, düzenlenmemiş ise taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır.
Somut olayda davacı sendika ile davalı işveren arasında imzalanan Toplu ... Sözleşmesi dosyada bulunamaması sebebi ile sendika aidatlarının ne şekilde ve hangi sürede davacı sendika adına yatırılacağı konusunda düzenleme olup olmadığı tespit edilemediği gibi, davacı sendikanın her toplu ... sözleşmesi döneminde yasa ve toplu ... sözleşmeleri uyarınca üyesi olan işçilerin listesi sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve banka hesap numarasını davalı işverene gönderip göndermediği anlaşılamamaktadır.
Öncelikle bu hususlar araştırılarak, sonucuna göre yukarıdaki açıklamalar uyarınca yapılacak değerlendirme ile kabul edilen üyelik ve dayanışma aidatları faiz başlangıç tarihleri tespit edilmelidir. Sendika her toplu ... sözleşmesi döneminde yasa ve toplu ... sözleşmeleri uyarınca üyesi olan işçilerin listesi ve banka hesap numarasını davalı işverene göndermediği takdirde Toplu ... Sözleşmelerinde belirtilen ödeme tarihine göre faiz isteminde bulunulmayacaktır ve bu durumda işlemiş faiz alacağı hesabı hatalı olacaktır.
Bundan başka kabul edilen işlemiş faiz alacağı yönünden, hesaplamaya esas alınan faiz oranı da denetlenememektedir. Kanunda belirtilen faiz oranı dava konusu alacağın ait olduğu dönemler itibari ile işletme kredisi faizini fiilen uygulamış bankalardan sorularak, alınacak cevaplardan sonra uyguladıkları oranlar esas alınarak geçmiş günler faizi belirlenip, düzenlenecek bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilmesi gerekirken, bu esaslara uymadan hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Dosya kapsamında toplu ... sözleşmesi yetkisi kesinleşen davacı sendikanın 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesine göre her bir toplu ... sözleşmesi dönemi için davalıya göndermesi gereken üye listesi, banka hesap numarası ve kesilmesi gereken aidat miktarını içeren yazıları bulunmaktadır.
Bu yazılardan sadece 08.06.1998 keşide tarihli 01.03.1998-28.02.2000 arası yürürlük süreli toplu ... sözleşmesi dönemini ilgilendirenyazının 11.06.1998 tarihinde davalıya tebliğ edildiği görülmektedir. Ancak 13.07.1997 keşide tarihli 01.03.1996-28.02.1998 arası yürürlük süreli toplu ... sözleşmesi dönemine ilişkin 7518 sayılı yazının tebliğine ilişkin bir belge bulunmamaktadır.
Mevcut duruma göre, 01.03.1996-28.02.1998 arası yürürlük süreli toplu ... sözleşmesi dönemine ilişkin işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan bozma kararında talep dönemine ilişkin işletme kredisi faizini uygulayan bankalardan sorularak geçmiş dönemler için uygulanacak faiz oranın tespiti istenmiştir. Mahkeme tarafından bozmaya uyulmasına rağmen gerekli araştırmanın yapılmayarak davacının sunduğu denetime elverişli olmayan ve çeşitli bankalardan alındığı iddia olunan fotokopi belgelere göre faiz oranlarının belirlenip işlemiş faiz alacağının hesaplanması da isabetsizdir. Uyulan bozma kararının gereğinin yerine getirilmesi gerekmektedir.
3-Son olarak mahkemece ek davada talep edilen tutar için ek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken kısmi dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde olmamıştır.
Sonuç:
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/27030, K. 2013/24697, 15 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama