KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/1451 E., 2014/5971 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2014
- Mahkemesi
- İstanbul(Kapatılan) Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 28/11/2013
- Numarası
- 2013/326-2013/60
Karar Metni
304 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/135 E. sayılı davasında aldığı ilamı İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün 2010/19176 sayılı takip dosyasında icraya koyduğunu ve gönderilen icra emrine rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek, davalıların İcra ve İflas Kanunu'nun 177/4. maddesi gereğince iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın süresinden sonra açıldığını, ilamın kesinleşmediğini ve ödememe iddiasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar aleyhine başlatılan takibe itiraz edildiği ve bunun üzerine itirazın iptali davası açıldığı açılan davanın yargılama aşamasında icra emri düzenlendiği, davacı yanca yapılan icra takibine davalıların itiraz edilmeyerek mal beyanında bulundukları ve bu şekilde icra takibinin kesinleştiği, davacı vekilinin İcra ve İflas Kanunu'nun 156/4. maddesine göre bir yıl içinde dava açmayarak iflas isteme hakkını yitirdiği gerekçesiyle, zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı yanın talebi İcra ve İflas Kanunu’nun 177. maddesinin dördüncü bendinde ifadesini bulan, ilama bağlı borcun icra emri tebliğine rağmen ödenmemesi hukuki sebebine dayalı olarak davalıların iflasına karar verilmesidir. Bu iflas türünde ödememe vakıası devam ettiği müddetçe iflas davası açılabilir ve iflas yolu ile takibe ilişkin dava süresinin uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece esasa girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemenin hatalı yorumlanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/1451, K. 2014/5971, 26 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama