KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2009/20032 E., 2012/3845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Hüküm
- Sanığın mahkumiyetine dair
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi oy çokluğuyla ONANMASINA,
2-Sanık hakkında 6136 Sayılı Yasanın 13/1 maddesinden kurulan hükümlenin incelenmesinde;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1.fıkrası uyarınca, CMK'nın 231/5, 14. madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ceza sınırının 2 yıla çıkartılması ile soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suç olma şartının kaldırılması kuralları gereğince bu hususların mahalli mahkemece birlikte değerlendirilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
25.04.2007 tarihinde saat 19.30 sıralarında sanık ... ile tanık Sadık Karahan birlikte kahveye giderlerken; 20 yıllık komşuları ve arkadaşları olan müşteki ...'la karşılaştıklarında, Sanığın üzerinde taşıdığı kuru sıkıdan dönüştürülen ve 6136 Sayılı Kanun kapsamına giren silahını çekip, müştekiye doğru yönelterek; " uzun zamandır nerelerdesin, neden görünmüyorsun, senin ayaklarına sıkayım mı " sözünü söylerken elindeki tabancanın bir el patlamasıyla, müştekinin karın bölgesinden hayati tehlike geçirecek biçimde yaralanması sonucu, sanık ve tanığın derhal müştekiyi hastaneyi götürüp tedavisini yaptırırlarken, hastahane polisinin olaya el koymasıyla soruşturma sürecinin başladığı olayla ilgili olarak;
Sanıkla, müştekinin 20 yıllık komşu ve arkadaş oldukları, dosya içerisindeki dinlenen taraf ve tanık beyanlarında; sanıkla müşteki arasında hiç bir husumetin bulunmadığı, sanığın müştekiyi kasten yaralama veya öldürme kastıyla üzerine doğru ve öldürücü bölgeyi hedef alacak biçimde ateş etmesini gerektirir aralarında hiç bir anlaşmazlığın bulunmadığı gibi aksini gösterecek veya belirleyecek dosya içinde herhangi bir delil de olmadığı,
sanık ve olay yerindeki tanık Sadık Karahan ile kardeşiyle hastahanede ilgilenmek için olay sonrası hastahaneye gelip, müşteki kardeşiyle konuşan tanık ... ... 'ın olayın ertesi günü poliste, daha sonra mahkemede verdikleri bütün ifadelerinde; sanığın, müştekiye şaka yapmak isterken, istemeden tabancanın tetiğine dokunup müştekinin yaralaması olayının tamamen kaza sonucu olduğunu, kasti yaralamadığı gibi, kasten yaralanmasını gerektiren bir husumet ve anlaşmazlığın da bulunmadığını istikrarlı biçimde beyan ettikleri, olay sonrası müştekinin sanığı koruma amaçlı;
kendisini plakasını alamadığı beyaz renkli reno araçtan ateş edip kaçanların yaraladığını beyan etmiş ise de, daha sonra doğruya yöneldiği, sanığın kendisini kazaen yaraladığını, şikayetçi olmadığını tüm aşamalarda ifade etmiştir.
Olay sonrası yapılan aramada, tabanca ve tabancaya ait şarjör ve içinde 4 adet dolu fişek olay yeri yakınlarında bulunmuştur.
Sanıkla, müşteki arasındaki eskiye dayalı bir dostluk ve arkadaşlık ilişkisi olduğu ve olay öncesi ve sonrası bu dostluk ilişkisinin devam ettiği dosya içindeki tüm beyanlardan bariz biçimde anlaşılmaktadır. Sanığın müştekiyi kasten yaralamasını gerektiren hiç bir delil olmadığı gibi, yakın mesafeden öldürücü bölgeye ateş etmesinin bir husumet gerektireceği, o zaman da kasten yaralama değil, öldürmeye teşebbüs olup olmadığının tartışılmasının kaçınılmaz olduğu,
Olayın öncesine dayanan dostluk ve arkadaşlık ilişkilerinin olaydan sonra da devam ettiğine göre; mahkemesince " bilinçli taksir veya olası kasıt " suçlarının oluşup, oluşmadığı tartışılmadan, sanığın kasıtlı biçimde müştekiyi hayati tehlike tevlit edecek biçimde yaraladığına dair verilen hükmün dosya içinde mevcut delillerle hiç bir şekilde örtüşmediğinden, kararın bozulması yerine onanmasına yönelik çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2009/20032, K. 2012/3845, 8 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama