KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2011/2717 E., 2011/3707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2011
Karar Metni
1.077 kelime·5 dk okuma
Kasten yaralama suçundan sanık ... hakkındaki müşteki ... ...'ye yönelik eylemi ile ilgili yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 87/3, 29, 62 maddeleri uyarınca 6 ay 15 ... hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı Yasanın 4 maddesi gereğince günlüğü 6 TL'den paraya çevrilerek, 1.350 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin ...
7 Asliye Ceza Mahkemesinin 28.6.2006 tarihli ve 2005/1867 esas ve 2006/710 karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 14.12.2010 ... ve B 03.0.CIG.0.00.00.04-105-07-7449- 2010/14112/73753 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2011 tarih ve 2011/332378 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi;
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında müessir fiil suçundan hükmolunan cezanın belirlenmesi sırasında 5237 sayılı Kanun'un 87/3, 29, 62 maddeleri uyarınca 7 ay 15 ... yerine 6 ay 15 ... yazılmasının maddi hata olup, para çevirme sırasında belirlenen sonuç cezanın doğru olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1) 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3 maddesi gereğince lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre belirlenip, hapis cezasının paraya çevrilmesinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4 maddesini uygulamak suretiyle karma uygulama yapılmasında,
2) Suç tarihinin 13.04.2002 olduğu somut olayda, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.12.2005 tarihli ve 2005/11724- 19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." 3 fıkrasında "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç;
infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanığın aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde,
3) 5237 sayılı Kanun'un 58, 5237 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ve 108 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde adli para cezasına hükmedilen sanık hakkındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309 maddesi gereğince anılan kararın kaldırılması lüzumunun ihbar olduğu anlaşıldı.
İncelenen dosya içeriğine göre, sanık ...'nun müşteki ...'yi kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığından bahisle 5237 sayılı TCK'nın 87/3 maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığı, bu cezadan tahrik nedeniyle 29 madde uyarınca 1/4 oranında indirim yapılarak 9 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, ayrıca taktiri indirim nedeni uygulanarak sanığa verilen cezadan TCK'nın 62 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 6 ay 15 ... hapis cezasıyla cezalandırıldığı,
verilen hürriyeti bağlayıcı ceza 647 sayılı Yasanın 4 maddesi uyarınca günlüğü 6 TL'den para cezasına çevrilerek sonuç olarak 1.350 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına verilen bu cezanın TCK'nın 58 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Kararda 9 ay hapis cezasından takdiri indirim nedeniyle 1/6 oranında indirim yapılırken 7 ay 15 ... hapis cezası yerine 6 ay 15 ... hapis cezası bulunması, sonuç adli para cezası hesaplanırken 7 ay 15 ... üzerinden yapılması nedeniyle maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
5237 sayılı TCK'nun 1.6.2005 tarihde yürürlüğe girmekle bu tarihten önce işlenen suçlar açısından anılan Yasanın "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7 maddesinin 2 fıkrası hükmü uyarınca failin lehine olan yasanın saptanması gerekmektedir.
Lehe yasanın belirlenmesinde izlenecek yöntem ve uygulamanın nasıl yapılacağı 5252 sayılı Yürürlük ve Uygulama Yasasanın 9/3 maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." biçimindeki hüküm ile açıklığa kavuşturulmuştur.
Yargıtay İBK'nun 23.2.2938 tarih ve 1938/23- 9, YCGK'nun 14.10.1985 tarih ve 1985/194-525, 25.5.1999 tarih ve 1999/133-142, 23.12.2003 tarih ve 2003/270-290, 30.03.2004 tarih ve 2004/46-78, 20.09.2005 tarih ve 2005/99-103, 27.12.2005 tarih ve 2005/162- 173 sayılı kararlarında da lehe yasa belirlenirken gözetilecek ilkeler ve ölçütler gösterilmiştir.
Anılan kararlardan sonuncusunda, ".........sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılıştırılmasını gerektirir." denilmektedir.
İncelenen somut olayda, karşılaştırma yapılmış 5237 sayılı Yasanın sanık yararına olduğu tespit edilerek aynı Yasanın 87/3, 29, 62, maddeleri uyarınca sanığa 7 ay 15 ... hapis cezası verilmiş, bu ceza 647 sayılı Yasanın 4 maddesi uyarınca günlüğü 6 TL'den para cezasına çevrilmiştir.
Temel cezanın 5237 sayılı TCY'ye göre belirlenmesine karşın, paraya çevirme işleminin 647 sayılı CİY'na göre yapılması karma uygulama niteliğindedir.
Ayrıca CGK'nun 2006/1-319- 2006/302 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlarda, 5237 sayılı Yasanın lehe olduğunun kabul edildiği hallerde aleyhe olan ve infazı ilgilendiren mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmaz. Yine 5237 sayılı Yasanın 58 ve 5275 sayılı Yasanın 108 maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen sonuç cezanın adli para cezası olmasına karşın, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması yasaya aykırıdır.
Anılan ölçütler ışığında, her iki yasa yönünden ceza uygulamasını sanık yararına, alt sınırlardan uzaklaşmadan somutlaştırdığımızda aşağıdaki sonuçlara ulaşılacaktır.
a) 765 sayılı TCK'a göre; TCK'nun 456/2 maddesi gereğince 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığa verilen cezadan tahrik nedeniyle 1/4 oranında indirim yapılarak 1 yıl 6 ay, 59/2 madde uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, bu cezadan 81. Madde uyarınca artırım yapılmasına, verilen hapis cezasının kısa süreli olmaması nedeniyle paraya çevrilmesine yer olmadığına karar vermek gerekeceği;
b) 5237 sayılı TCK'a göre; ise TCK'nun 87/3 maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, bu cezadan tahrik nedeniyle 29 madde uyarınca 1/4oranında indirim yapılarak 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, taktiri indirim nedeni uygulanarak sanığa verilen cezadan TCK'nın 62 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 7 ay 15 ... hapis cezasıyla cezalandırılmasına, verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın anılan Yasanın 50 maddesi uyarınca günlüğü 20 YTL'den paraya çevrilerek, sanığın sonuç olarak 4.500 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına şeklinde karar verilmesi gerekmektedir.
Elde edilen sonuç cezalar karşılaştırıldığında, 5237 sayılı TCY'nın failin lehine olduğu anlaşılmaktadır.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2011/2717, K. 2011/3707, 17 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama