İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/6231 Karar: 2025/17340 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/6231 K.2025/17340

3. Ceza Dairesi 2023/6231 E. , 2025/17340 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1080 E., 2021/1239 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/108 E., 2021/27 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, suçtan kayn

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/6231 E. , 2025/17340 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1080 E., 2021/1239 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/108 E., 2021/27 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, suçtan kayn

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/6231 E. , 2025/17340 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1080 E., 2021/1239 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/108 E., 2021/27 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama sanık ...- 17.05.2016; sanık ...- 01.11.2016; sanık ...- 18.05.2017; sanık ...- 22.07.2016; sanık ...- 26.08.2016; sanık ...- 17.05.2016; sanık ...- 26.08.2016; sanık ...- 22.07.2016; sanık ...- 26.08.2016; sanık ...- 18.05.2017; sanık ...- 21.06.2018; sanık ...- 05.02.2018; sanık ...- 26.08.2016; sanık ...- 18.05.2017; sanık ...- 18.05.2017; Sanık ...- 22.02.2016; Sanık ...- 17.05.2016; sanık ...- 26.08.2016; sanık ...- 17.05.2016; sanık ...- 17.05.2016; sanık ...- 25.05.2017; sanık ...- 25.05.2016 HÜKÜM: Sanıklar ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında;5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1., 53/1-2-3., 58/9. ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi; Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 221/4-2.cümle, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1., 53/1-2-3., 58/9. ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi; Sanıklar ... ve ... hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1., 53/1-2-3. ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi; Sanıklar ... ve ... hakkında; silahlı terör örgütüne üye olmak suçu nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi; Sanık ... hakkında suçtan kaynaklanan mal varlığını değerini aklama suçu nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., İsmail Hakkı Üner, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden onama; ... ve ... yönünden düzeltilerek onama; sanıklar ... ve ... yönünden bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1 inci maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I- Sanık ... müdafiinin vekalet ücretine hasren yapmış olduğu temyiz başvurusunun incelenmesinde; Temyiz incelemesine konu dava dosyasında sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede, sanık ... yönünden hem 5237 sayılı TCK'nın 282/1-4 fıkraları uyarınca hem de 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 15. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçe kısmında 5549 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan sanığın mahkumiyetine karar verildiğine dair gerekçe oluşturulduğu ancak kısa kararda bu suç yönünden hüküm kurulmasının unutulduğu, bu suça ilişkin olarak zaman aşımı süresi içerisinde her zaman bir karar verilmesinin mümkün olduğu, aynı yargılamada sanık hakkında hem beraat hem de mahkumiyet kararları verilmesi durumunda vekalet ücretine hükmedilemeyeceği nazara alındığında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasına ilişkin hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz başvurusunun esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, II- Sanıklar ... ve ... hakkında hükmedilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlara karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz başvurusunun esastan reddiyle beraate ilişkin hükümlerin tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA, III- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararlara karşı sanıklar müdafileri tarafından yapılan temyiz başvurularının incelenmesinde; Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu nazara alındığında, sanık ... tarafından kullanıldığı değerlendirilen ve temyiz aşamasında dosyaya gelen detaylı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının gelmesi beklenilmeden karar verilmesinin sonuca etkili olmadığı belirlenerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz başvurularının esastan reddiyle hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, IV- Sanıklar ... ve ... hakkında örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararlara karşı sanık ..., sanıklar müdafileri ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan temyiz başvuruları ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararlara karşı sanık ... ve sanıklar müdafileri tarafından yapılan temyiz başvurularının incelenmesinde; A) Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduklarına dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanıkların, aşamalardaki savunmalarının aksine, terör örgütüne yardım etmek kastı ile örgütle iltisaklı yurt binasını muvazaalı şekilde satın alarak örgüte ait gayrimenkullere el konulmasını önlemek için devir işlemleri yaptıklarına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, B) Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümlerde bir isabetsizlik yok ise de; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması, C) Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, S. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım S. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt S. 28, Özgenç Genel Hükümler S. 280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın örgütle iltisaklı yurt binasını muvazaalı şekilde satın alarak örgüte ait gayrimenkullere el konulmasını önlemeye çalışma ve örgüt liderinin talimatından sonra örgütle iltisaklı Bank Asya'da daha önceden hesabı yokken 14.01.2014 tarihinde hesap açtırmak ve 06.02.2015 tarihinde ise başka banka hesabından Bank Asya hesabına 9.500 TL para aktarmak şeklindeki eylemlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilerek; Anayasa'nın 138/1. maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanun'un amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK'nın 61 ve 3/1. maddelerinde düzenlenen ölçüt ve ilkeler çerçevesinde suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, suçtan sonraki davranışları, güttükleri amaç ve saik ile, sübutu kabul edilen eylemin niteliği de gözetilerek, tayin olunan cezadan TCK'nın 220/7 fıkrasının 2. cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı makul ve makbul bir indirim yapılarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi; D) Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, S. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım S. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt S. 28, Özgenç Genel Hükümler S.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, örgütün gizli haberleşme programlarını kullanmayan, kod adı bulunmayan sanığın; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin tespit edilememesi ve operasyonel eylemlerden önceki döneme ilişkin belirtilen eylem ve bağlantısının ise sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu amacı bilerek örgütle organik bir bağ kurup hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk boyutuna olaşmamış olması nedeniyle örgüt üyeliği suçunu oluşturmayacağı gözetilerek, atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması; E) Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki anlatımları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik yok ise de; 1- Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi; 2- Yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın sanıkla ilgili gerekçe kısmında sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin belirtildiği, kısa kararda ise sanığın 1 yıl 12 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmek suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, F) Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik yok ise de; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi; Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ..., sanıklar müdafileri ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302. maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Yurt dışına kaçmak isterken yakalanarak tutuklanan sanık ... hakkında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gözetilerek TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla