Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/20992 E. , 2025/5664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/94 E., 2024/184 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme HÜKÜM : Sanığın TCK’nın 309/1, 37/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetine dair karar TEBLİĞN
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/20992 E. , 2025/5664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/94 E., 2024/184 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme HÜKÜM : Sanığın TCK’nın 309/1, 37/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetine dair karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay ve bu çerçevede yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 14 Temmuz 2016 tarihinde ....’ın katıldığı 66. Mknz Piyade Tugayında darbeciler tarafından yapılan toplantı akabinde Komutan yardımcıları olan sanıklar ... , ...., .... ve .... ile toplantı yaptığı, 14 Temmuz’dan itibaren komutan yardımcıları tarafından görüşmeler, silah, çelik yelek ve başlık, mühimmat, telsiz, kelepçe vs. hazırlıklarına başlandığı, bu kapsamda bağlı birlikler dolaşılıp denetlendiği, silahların ve çelik yeleklerin, telsizlerin bakımlarının yaptırıldığı, Olay tarihinde Maltepe Cezaevi Jandarma Tabur Komutan vekili olan sanık ...’nun Maltepe J. C. Evi Bölük Komutanı olan ...’a talimat verdiği, herhangi bir emir olmadan İl Jandarma Komutanlığına gönderilmek üzere 20 adet G3 piyade tüfeği, hücüm yeleği, çelik yelek ve mermi mühimmat hazırlattığı, olay günü maiyetindeki askerlere “Gece 24:00’te beni alın, göreve gideceğiz.” diyerek gerekli hazırlıkları tamamladığı, inceleme dışı sanık ...'ın darbe girişimi hazırlıkları kapsamında 13 Temmuz sabahında yapılan İstihbarat Değerlendirme Merkezi toplantısında iki gün sonrasının nöbetçilerini sorduğu, 15 Temmuz 2016 tarihinde İsth. Ş. Md. lüğü Teknik Şoför Nöb. Asb. Uzm. J. Kad. Çvş. ... iken personelin herhangi bir talebi olmaksızın nöbetinin ... tarafından diğer şüpheli Uzm. J. Çvş. ... ile değiştirildiği, aynı şekilde KOM Şube Müdürü olan şüpheli Yb. ...’ın da 15 Temmuz gününün nöbetçilerini değiştirdiği, inceleme dışı sanık ...'ın hafta içerisinde görev telsizlerinin tamamlanması emrini verdiği, kendi makam aracına MP-5 makinalı otomatik silah koydurduğu, ...'ın 14 Temmuz 2016 günü saat:14.00 sıralarında Metris Cezaevi J. Tabur Komutanlığı Kışlasına giderek burada Alb. ... ile yaklaşık 1 saat odasında görüştüğü, Metris C.evi J. Tb. K.lığı kışlasından çıkarken J. Yb. .... ile karşılaştığı, saat:15.30 sıralarında İl J. K.lığı kışlasına geri döndüğü, Anlaşılmıştır. Şu hale göre: Derece mahkemelerince sübutu kabul edilen olayın, Devletin Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek amacıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca, işgal ettikleri kamu görevinin verdiği yetkiye istinaden tasarruf etme imkânını haiz bulundukları devlete ait silah ve mühimmatı kullanarak gerçekleştirilen bir silahlı darbe teşebbüsü olduğunda ve bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yoktur. Ancak aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan ve keza aralarında geçitli /müterakki suç ilişkisi nedeniyle aynı Kanunun 314. maddesinde yer alan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmaları imkânı bulunmadığından; Olay tarihinde sanığın jandarma kurmay yarbay rütbesiyle İstanbul İl Jandarma Komutanlığına bağlı Maltepe Cezaevi Tabur Komutanı olarak görev yaptığı, 14 Temmuz günü sabah saatlerinde Metris Cezaevi Jand. Tabur Komutanlığında gerçekleştiği tespit ve kabul edilen, hakkında TCK'nın 309/1 maddesi uyarınca hüküm tesis edilen ... ve sanık Yb. ... arasındaki görüşme bitiminde, ...’nun sanık ...’a 20 kişilik G3, mühimmatı, hücum yeleği ve şarjör hazırlaması emrinin, sanık ... tarafından söz konusu darbe teşebbüsünden olay günü akşamı önceden haberdar olduğu ve gerçekleşecek olan darbe girişimi ile ilgili hazırlık kapsamında sanık ...'a mühimmat ve hücum yelekleri hazırlattığı, olayı organize eden darbecilerin talimatı ile darbe hazırlığı faaliyetinde bulunma şeklinde gerçekleşen eylemlerinin darbe teşebbüsüne müşterek fail olarak katılma niteliği taşıdığı, bu hali ile Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu oluşturduğu değerlendirilmekle, Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; ... vekili, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı vekili ve sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.