Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/21742 E. , 2025/509 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2021 tarih ve 2020/334 Esas, 2021/23 sayılı Kararı SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım, silahlı terör örgütüne üye o
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/21742 E. , 2025/509 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2021 tarih ve 2020/334 Esas, 2021/23 sayılı Kararı SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım, silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 39/2-c, 62/1, 53, 58/9 maddeleri gereğince mahkumiyetine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Katılan T.C. ... vekili, sanık ve müdafileri Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafisinin duruşmalı inceleme isteminin ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE, I-Katılan T. C. ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği itibariyle bu suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği ve davaya katılma hakkının bulunmadığı, bu itibarla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükmü temyiz etme yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan T.C. ... vekilinin bu suça yönelik temyiz isteminin CMK'nın 298/1 inci maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri belirlenmekle, işin esasına geçildi; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören T.C. Cumhurbaşkanlığının hükmü temyiz etme ve bu suça yönelik davaya katılma hakkının bulunduğu, ancak hükmü temyiz etme suretiyle katılma iradesini ortaya koyan T.C. ... lehine, vekilinin ilk derece mahkemesindeki yargılamaya iştirak etmediği nazara alındığında, vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu belirlenmiştir. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; II-HUKUKİ AÇIKLAMALAR; Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 Esas 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere; TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir. Bu suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri mevcut olan sanıklar hakkında TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silah kullanılarak Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere Devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup oldukları örgütle kurdukları bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan, ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin TCK'nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen bu suç bir somut tehlike suçu olduğundan, suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak, her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (Anayasanın 137/2. maddesi, TCK'nın 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). III-DOSYA KAPSAMI İTİBARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN EYLEM VE FAALİYETLER; Dosya kapsamına göre sanığın İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde emniyet amiri olarak görev yaptığı, veri inceleme raporunda A5 olarak kodlandığı, yani örgüte aidiyeti ve bağlılığının en üst düzeyde bulunduğu ve emri sorgulamaz şekilde örgüte tam bağımlı olduğu hususlarının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kendi kayıtlarında belirtildiği, yine örgüte müzahir Bylock programının kullanıcısı olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihli menfur darbe girişimi gecesi Taksim meydanında Çevik Kuvvet polislerinden sorumlu emniyet amiri olduğu ve görevi başında bulunduğu, emniyet amiri, emniyet müdürü, komiser ve polis gibi olaya tanık olan kolluk görevlilerinin birbirine uyumlu ve olayı doğrulayan beyanları, sanığın kısmi ikrar içeren anlatımları ve dosyadaki kamera görüntüleri ile tüm delillerden anlaşıldığı üzere darbe girişiminin aktif şekilde devam ettiği anlarda Çevik Kuvvet polisleri üzerinde emir ve komuta sanık ...'te olmasına rağmen hakkında tutanak tutulmasına neden olacak şekilde ilçe emniyet müdürü İsmail Kılıç tarafından kendisine ulaşılamadığı, komiserler vasıtasıyla ulaşılmaya çalışıldığı, görevde ihmalkarlığı nedeniyle telsize cevap verilmediği yönünde tutanak tutulduğu, helikopterlerin alçak uçuş yapmasına yönelik ve askeri unsurlara müdahale edilmesinde sanığın bazı tereddütlerinin bulunması nedeniyle sıralı amiri olan ...'ın kendisine bazı emirler verildiği, özellikle Güvenlik Şube müdür yardımcısı ...'nın, ...'a ulaşarak darbe girişimine katılan askeri helikopterlere ateş etme talimatı verdiği ve talimata uymasını söylediği, ancak sanık ...'in darbe girişimine katılan askeri unsurların etkisiz kılınmasına dönük aktif davranışta bulunmayarak bilinçli bir tereddüt içerisinde bulunduğu, TOMA kullanmakta görevli polis memurlarının ve mahalde bulunan polis memurlarının beyanlarından da anlaşıldığı üzere darbe girişiminin engellenmesi amacıyla Cumhurbaşkanının talimatıyla sokağa çıkan ve meydanlarda toplanan halkın dağılması için telsizden anons geçerek darbe girişimine katılan askeri unsurların daha rahat hareket etmesine yönelik imkan sağlamaya çalıştığı, tanık polis memurlarının beyanlarından da tespit edildiği üzere ilk olay anında en üst amir olan sanık ... tarafından emrindeki polis memurlarına ateş edilmesi ve darbecilere karşı konulması konusunda herhangi bir emir verilmediği, yine Taksim meydanındaki Çevik Kuvvet polislerinde sanık tarafından darbe girişimine müdahale edilmesinde zaafiyet oluşturulduğu için Çevik Kuvvet Şube müdürü ...'ın tanık emniyet müdürü ... tarafından görevi devralması için olay yerine gönderildiği hususlarının dosya kapsamındaki bilgi, belge ve beyanlar kapsamında tespit edildiği anlaşılmıştır. IV-SANIĞIN HUKUKİ DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olan sanığın 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sırasında zarar tehlikesi bakımından illi değer taşıdığı açıkça sabit olan eylemleriyle darbeye teşebbüse elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sağlayıp, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak darbeye teşebbüsünün icrasını kolaylaştırmak suretiyle Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçunu işlediğini kabul eden ilk derece mahkemesince sanığın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan cezalandırılmasına ve eylemlerinin bir bütün halinde Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçunu oluşturması sebebiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanığın suçun icrasına başlanmasından sonra darbe girişimine katılma iradesini ortaya koyan eylemlerinin zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bir bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olduğu, bu kapsamda kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfının tayin edildiği, incelenen dosya kapsamına göre Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçunun sübutunun kabul edildiği ve sanık ve müdafilerinin savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği anlaşılmakla, sanık müdafileri ile katılan T.C. ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz itirazlarının esastan reddiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın ve mahkumiyet hükmünün ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi gereğince dosyanın İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.