İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2024/5663 Karar: 2025/12824 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2024/5663 K.2025/12824

3. Ceza Dairesi 2024/5663 E. , 2025/12824 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. Karar SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık tarafından memnu haklarının iadesine yönelik talepte bulunulması üzerine,

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2024/5663 E. , 2025/12824 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. Karar SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık tarafından memnu haklarının iadesine yönelik talepte bulunulması üzerine,

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2024/5663 E. , 2025/12824 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. Karar SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık tarafından memnu haklarının iadesine yönelik talepte bulunulması üzerine, Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. sayılı Kararıyla, belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma kısıtlamasının hapis cezasının infazı ile herhangi bir karara gerek olmadan kendiliğinden ortadan kalkması nedeniyle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve temyiz kanun yoluna başvuru yapılamadan kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.03.2024 tarih ve 94660652-105-62-32972-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve 2024/31930 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Silahlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan sanık ...’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2, 59 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 20.09.1995 tarihli ve 1994/35 Esas, 1995/156 sayılı Kararının temyiz edilmeden 24.09.1997 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın memnu hakların iadesi talebinde bulunması üzerine, yasaklanmış hakkı bulunmadığının tespiti ile bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 esas, 2005/226 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Memnu hakların iadesine ilişkin karara dayanak teşkil eden 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu 13/A maddesinde yer alan, '' 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.'' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, memnu hakların iadesi kararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekmesi karşısında, hükümlünün mahkûm olduğu 12 yıl 6 ay hapis cezasının 14.07.2000 tarihinde infaz edildiği ve 14.07.2003 tarihinde bu sürenin tamamlanmış olduğu da nazara alınarak, sanık hakkındaki mahkûmiyet kararında herhangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, sanığın mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunulabileceği ve hakkındaki adlî sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın daha sonra yeni bir suç işleyip işlemediği incelenerek, hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Sanık ...'ın 15.12.1967 ... doğumlu olduğu tespit edilmiştir. 2.Sanık hakkında İzmir DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.1994 tarihli ve 1994/27-18 sayılı iddianamesi ile PKK silahlı terör örgütü mensubu olmak suçundan 765 sayılı TCK'nın 168/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. 3.Yapılan yargılama neticesinde İzmir (Kapatılan) Devlet Güvenlik Mahkemesinin 20.09.1995 tarihli ve 1994/35 Esas - 1995/156 sayılı Kararı ile sanığın PKK silahlı bölücü örgütün sair efradı olmak suçundan 765 sayılı TCK'nın 168/2 ve 59 uncu maddeleri ile 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ayrıca 765 sayılı TCK'nın 31. Maddesi uyarınca müebbeden kamu hizmetinden yasaklanmasına karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. 4.5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesi üzerine dosya yeniden ele alınmış, dosya üzeriden yapılan uyarlama yargılaması neticesinde İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.08.2005 tarihli ve 1994/35 Esas - 1995/156 Karar sayılı ek kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 58/9 ve 62 nci maddeleri ile 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 53 üncü maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği, kararın sanık müdafilerine tebliğ edildiği ve 27.08.2005 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. 5.Sanık tarafından sunulan 08.06.2005 tarihli dilekçe ile memnu hakların iadesinin talep edilmesi üzerine; Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. sayılı Kararıyla; yeni TCK'da memnu hakların iadesi müessesinin düzenlenmediği, TCK'nın 51/1 maddesi gereğince belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma kısıtlamasının hapis cezasının infazı ile herhangi bir karara gerek olmadan kendiliğinden ortadan kalkacak olması nedeniyle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, verilen bu karar 31.10.2005 tarihinde sanığa tebliğ edilmiş ve temyiz edilmeden kesinleşmiştir. 6.Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 28.04.2022 tarihli ve 27811 sayılı yazısı ile; Adli Sicil Kanunu 14 ve geçici 2 maddelerinde düzenlenen hak yoksunluğu kavramına adli sicil sorgulamasında arşiv kaydı bulunması halinin de dahil olduğu, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğu, bu nedenle Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. sayılı Kararıyla, sanığın talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinin kanuna aykırılık oluşturduğu belirtilerek yasal gereğinin takdir ve ifası için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmuştur. 7.Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının,11.03.2024 tarihli ve 94660652-105-62-32972-2022-Kyb sayılı yazısı ile Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. sayılı Kararının CMK'nın 309 uncu maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili olarak 5352 sayılı Kanunun "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesinde memnu hakların iadesi müessesesi ve koşulları düzenlenmiştir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın özü, silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan, mülga 765 sayılı Kanun'un 168/2, 59/2 ve 3713 sayılı TMK'nın 5 inci maddelerince hükmedilen ağır hapis cezasınına yapılan uyarlama yargılaması sonucunda lehe olan 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 62 ve 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddelerince verilen cezasını infaz eden hükümlü hakkında yasaklanmış hakların geri verilmesinin söz konusu olup olmayacağına ilişkindir. 01.06.2005 tarihinde ceza adalet sisteminde temel yasalar değiştirilmek suretiyle yeni bir dönem başlatılmıştır. 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanunda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu düşünülmediği için, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 121-124 üncü maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 416-420 nci maddelerinin yerine ikame olmak üzere yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş, Anayasa'nın 76 ncı maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi kabul edilmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açtığından, 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38 inci maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 13/A maddesi eklenmek suretiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi/memnu hakların iadesi müessesesi yeniden Türk ceza adalet sistemindeki yerini almıştır. 5352 sayılı Kanun'un "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" kenar başlıklı 13/A maddesinin sarahatine ve gerekçesinde işaret olunan amaç ve kapsamına nazaran, her ne kadar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğuna yer verilmemiş ise de, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilecektir. Burada hükümlünün mahkumiyetinin, mülga 765 sayılı ya da mer'i 5237 sayılı Kanunlara veya ceza öngören özel kanunlara dayanmasının bir önemi bulunmamaktadır. İadesine karar verilecek yasaklanmış haklar, Anayasa'nın 76 ncı maddesi gibi, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı süresiz hak yoksunluklarına ilişkindir. Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde adli sicil bilgileri silinmemektedir. Ancak geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilmektedir (5352 sayılı Kanun md.13/A,f.6). Silinen ancak arşiv kaydına alınan kayıtlar "kural olarak" kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (5352 sayılı Kanun md.10/2) ise de, kanunlarda bu konuda özel düzenleme olması halinde söz konusu arşiv kaydı hak yoksunluğu dahil bazı hukuki işlemlere esas alınabilecektir (5352 sayılı Kanun md.10/2). Dolayısıyla hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetin adli sicilden silinmesine karar verilmesi halinde, silme kararıyla yasaklanmış haklar da otomatik olarak geri verilmiş olacağından, ayrıca yasaklanmış hakların geri verilmesini talep etmeye gerek kalmayacağı ileri sürülebilirse de bu durum ancak bir hak yoksunluğuna esas alınamayanlar açısından geçerli olabilecektir. Nitekim 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2 nci maddesinde Anayasa'nın 76 ncı maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi benimsenmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarihli 2008/8-83 Esas - 2008/166 sayılı Kararında ve benzer şekilde doktrinde; kanun yararına bozma yasa yolunda istemle bağlılık kuralının; talepte ileri sürülen hukuka aykırılık olgusu ve sebepleri ile bağlılık şeklinde anlaşılması gerektiği, buna karşın hukuka aykırılığın giderilmesi için istem yazısında önerilen yöntem ve hukuki çarelerle Yargıtay'ın bağlı olmayacağı belirtilmiştir. (Dr. İhsan Baştürk, Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma, On İki Levha Yayınları, Ekim 2022, sayfa 296) Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda yargılama safahatına ilişkin ayrıntılı bilgi verilen sanık tarafından sunulan 08.06.2005 tarihli dilekçe ile memnu hakların iadesinin talep edildiği, Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. sayılı Kararıyla talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesinin 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'ye yayınlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile ihdas edildiği, bu nedenle Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli kararından sonra 19.12.2006 tarihinde mevzuata eklenen 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesine dayanılarak karar verilmesinin karar tarihinde mümkün olmadığı, kanun yararına bozma talebine ilişkin incelemenin, talebe esas teşkil eden hüküm ya da kararın tesis edildiği tarih ve şartlar itibariyle değerlendirilmesi gerektiği, buna göre kanun yararına bozma isteminde ileri sürülen gerekçeye iştirak edilmemekle birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.06.2008 tarihli 2008/8-83 Esas - 2008/166 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, hukuka aykırılığın giderilmesi için istem yazısında önerilen yöntem ve hukuki çarelerle Yargıtay'ın bağlı olmadığı, kanun yararına bozma talebi üzerine mahkeme tarafından gerekli araştırmalar yapılarak, yasal süreler ve diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenip, lehe ve aleyhe yasal düzenlemeler çerçevesinde bir değerlendirme yapıldıktan sonra infazı ve denetlenmesi mümkün bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçeyle kabulü ile Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. sayılı Kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiş, kanun yararına bozma sonrası dosyanın incelenmesi sırasında sanık veya müdafii tarafından memnu hakların iadesine ilişkin yeni bir talepte bulunulması halinde 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesine dayanılarak yeni bir karar verilmesinin önünde hukuken bir engel bulunmadığı değerlendirilmiştir. II.KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarihli ve 2005/179 Müt. Esas - 2005/266 Müt. sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3 maddesi gereğince, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309/4-(a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla