İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2025/4097 Karar: 2025/25637 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2025/4097 K.2025/25637

3. Ceza Dairesi 2025/4097 E. , 2025/25637 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/549 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi ü

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2025/4097 E. , 2025/25637 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/549 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi ü

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2025/4097 E. , 2025/25637 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/549 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2024 tarihli ve 2017/888 soruşturma, 2024/173 esas sayılı iddianame tanzim edilerek Artvin Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli ve 2024/50 iddianame değerlendirme numaralı kararıyla şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğu ve henüz ifadesinin alınmamış olması nedeniyle iddianamenin iadesine karar verildiği, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2024 tarihli ve 2017/888 soruşturma sayılı yazısı ile şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesinin talep edildiği, dosyanın incelenmek üzere gönderildiği itiraz merci Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli ve 2024/549 değişik iş sayılı kararıyla, Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirmesi ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının 22.05.2025 tarihli ve 94660652-105-08-16366-2024-KYB sayılı evrakı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve 2025/65724 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve 2025/65724 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.02.2024 tarihli ve 2017/888 soruşturma, 2024/173 esas, 2024/52 sayılı iddianamenin şüphelinin savunmasının alınmaması gerekçesiyle iadesine dair Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli ve 2024/50 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli ve 2024/549 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 sayılı ilamında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı Kanun'un 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukuku'nun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere, Somut olayda, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının talebiyle, şüphelinin ifadesinin alınması amacıyla Artvin Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.10.2018 tarihli ve 2018/1275 değişik iş sayılı kararıyla şüpheli hakkında yakalama emri düzenlendiği ancak şüphelinin aradan geçen süre zarfında yakalanamaması sebebiyle iddianamenin düzenlendiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, dolayısıyla mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Hukuki Süreç 1. Şüpheli ...'nin 23.02.1968 doğumlu olduğu, ABD'de faaliyet gösteren örgütle iltisaklı Horizon Science Academy-Cincinati High School'da temsilci olarak faaliyet yürüttüğü, şüpheli hakkında 24.10.2018 tarihinde CMK'nın 94. maddesine göre yakalama emri düzenlendiği ancak kanun yararına bozma talebinin incelenme tarihi itibariyle henüz infaz edilemediği anlaşılmıştır. 2. Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2024 tarihli ve 2017/888 soruşturma, 2024/173 esas sayılı iddianamesinde özetle; şüphelinin ABD'de faaliyet gösteren örgütle iltisaklı.............School'da temsilci olarak faaliyet yürüttüğü, ... T. isimli şahsın beyanlarına göre şüphelinin .... örgütle iltsaklı okula müdürlük yaptığı, yapıyla irtibatlı olduğu, Dışişleri Bakanlığı Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.2017 tarihli yazısında sanığın örgütle irtibatlı olduğunu tespit edildiği belirtilerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla şüpheli hakkında iddianame tanzim edilerek Artvin Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 3. Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli ve 2024/50 İddianame değerlendirme numaralı kararıyla; şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğu ve henüz ifadesinin alınmamış olduğu, şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının suçun sübutuna mutlak surette etki eden delil niteliğinde olduğu, bu nedenle iddianamenin CMK'nın 174/1-a ve b fıkralarına aykırı olarak düzenlendiği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiştir. 4. Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2024 tarihli ve 2017/888 soruşturma sayılı yazısıyla; mevzuatta ve yerleşik içtihatlarda şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının iddianamenin iadesi nedenleri arasında sayılmadığı, bu nedenle şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesi talep edilmiştir. 5. Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli, 2024/50 iddianame değerlendirme numaralı kararıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz yerinde görülmediğinden dosya incelenmek üzere itiraz merci olan Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 6. Merci Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli ve 2024/549 değişik iş sayılı kararıyla; Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediği değerlendirmesi ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verilmiştir. 7. Merci kararından sonra, Artvin İl Emniyet Müdürlüğünün 13.05.2024 tarihli ve 77692028 sayılı yazısı ile şüpheli ... hakkında beyanda bulunan ... F.'nin ifade ve teşhis tutanakları dosyaya gönderilmiştir. ... F.'nin beyanlarında özetle, 2012 yılı Aralık ayına kadar ABD'de bulunan örgütle iltisaklı ... Akademi isimli yerde çalıştığını, bu süre zarfında .... sohbetlerine katıldığını, bu toplantıları ................... ve şüpheli ...'nin katılıp organize ettiğini, şüphelinin ... ait okullardan sorumlu üst düzey yönetici olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. 8. Adalet Bakanlığının 22.05.2025 tarihli ve 94660652-105-08-16366-2024-KYB sayılı evrakı ile Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli ve 2024/549 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C. İlgili Hukuk Konu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 170 inci maddesinde kamu davası açma görevi, 174 üncü maddesinde ise iddianamenin iadesi müessesesi ve koşulları düzenlenmiştir. D. Değerlendirme ve Gerekçe Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1. maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (............................................., Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra; iddianamenin iadesi müessesesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasa'nın 38, 5271 sayılı CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur. Şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hükme CMK’nın 1 70... . maddelerinde yer verilmemiştir. Ancak bu durum her koşulda savunma alınmadan dava açılabileceği şeklinde de yorumlanmamalıdır. Kural olarak mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Bu nedenle kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Ayrıca eksik soruşturma nedeniyle yeterince delil toplamadan açılan davalar beraatle sonuçlanabilecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda yeni delil ortaya çıkması halinde dava açma olanağı var ise de kesin hüküm halinde CMK'nın 314. maddedeki sınırlı nedenlere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi mümkün olup, bu durum maddi gerçeğe ulaşmaya da engel oluşturacaktır. Ancak müsnet suçla ilgili olarak dava açmayı gerektiren yeterli şüphe oluşturacak somut delillerin ikame olunduğu ve fakat şüphelinin kaçması nedeni ile ifadesinin alınma imkanının bulunmadığı, hakkında çıkartılan yakalama emrinin üzerinden somut olaya özgü makul sürenin geçtiği anlaşılan durumlarda, özellikle "yargılamanın makul sürede tamamlanması" ilkesi kapsamında ikame olunan delillerin mahkemece de toplanmasını teminen iddianame düzenlenmesinin gerekebileceği de gözetilmelidir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, somut olayda; Şüpheli ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, yurt içinde kayıtlı adresinin tespit edilemediği gerekçesiyle CMK'nın 94. maddesine göre yakalama emri düzenlediği, şüphelinin 27.06.2014 tarihinde yurtdışına çıkış kaydının bulunduğu ancak yurda dönüş kaydının bulunmadığı ve bu aşamaya kadar yakalanamadığı, dosya kapsamında yer alan delillerden şüphelinin ABD'de bulunan örgütle iltisaklı okullarda sorumlu düzeyde görev aldığının, örgütsel toplantılara katıldığının ve organize ettiğinin anlaşıldığı, mevcut delil durumunun şüpheli hakkında kamu davası açılması ve müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe koşulunu sağladığı, yine somut olayda suçun sübutu ve vasfının tayini bakımından şüphelinin savunmasının alınmasının önem arz ettiği bir halden bahsedilmesini gerektirecek bir hususunda da dosya kapsamında tespit edilmediği, Dairemizin yerleşik içtihatlarının da aynı mahiyette olduğu, şüphelinin ABD'de kayıtlı adresinden Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında Suçluların Geri Verilmesi ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Yardım Antlaşması'nın 7 nci maddesi ile 6706 sayılı Kanun hükümleri kapsamında istinabesi sureti ile araştırma yapılmasının kovuşturmada aşamasında da mümkün olduğu değerlendirildiğinden, yakalama emri çıkartılmasının üzerinden somut olayın özelliğine göre makul süre geçmesine rağmen şüphelinin yakalanamaması ve dosyadaki delil durumu gözönüne alınarak, iddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile istemin reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli ve 2024/549 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3 maddesi gereğince, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-(a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla