KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2010/5115 E., 2010/11163 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2010
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali ile tenkis istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkilinin annesi ve babasının, Devrek Noterliğince düzenlenen 14.11.1989 tarihli vasiyetname ile belirtilen taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamını davalıya vasiyet ettiğini; miras bırakanların yaptıkları vasiyetle davacıların saklı paylarını zedelediğini iddia ederek; vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini, aksi takdirde mahfuz hisseleri oranında tenkise karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; "yapılan yargılama sırasında dava konusu taşınmaza ilişkin gerekli kayıtlar henüz toplanmadan taraf teşkilinin sağlanması bakımından, davalının yurt dışında olması nedeniyle davacılar lehine önceden verilen süreye rağmen masraf yatırılmamış olması sonucu kesin süre verilmiş, kesin süreye rağmen de davacılar vekili söz alarak müvekkillerinin masraf yatırmadığını belirttiğinden açılan davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuştur, gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davalının yurt dışı adresinin araştırılması için ara kararı verildiği, yapılan zabıta araştırması sonucunda şahsın yurtdışı (Almanya) adresinin tespit edildiği; buna rağmen , belirlenen adrese tebligat çıkartılmayarak; davalıya tebligat yapılması amacıyla basın ilan kurumuna müzekkere yazılıp ilan masrafının tespit edilerek yurt dışında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanının yapılması için gerekli masrafı karşılaması amacıyla diğer celseye kadar davacı vekiline kesin süre verildiği anlaşılmıştır.
HUMK'nun 73.maddesi uyarınca taraflar usulüne uygun olarak iddia ve savunma için mahkemeye çağrılmadıkça haklarında hüküm kurulamaz. Olayımızda mahkemece; yasaya aykırı olarak, davalı usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmadan; taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalının adresi tespit edilemediği takdirde, ilanan tebligat yapılmasına karar verilmelidir. Ancak, bu ilanın yurtdışındaki gazetelerde değil, yurtiçindeki gazetelerde yapılması gerekmektedir. Mahkemece, davacı vekiline ihtarat yapılarak verilen kesin süre de usulüne uygun bulunmamıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/5115, K. 2010/11163, 22 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama