KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2013/16221 E., 2014/608 K.·Mahkemesi : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2014
- Tarihi
- 12/07/2013
- Numarası
- 2013/305-2013/377
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Edirne Belediye Meclisinin 05/01/2007 tarihli kararına uygun olarak tek araçla aktarmasız yolcu taşımacılığı sistemine katıldığını, sözleşme ilişkisi kurulduğunu, 06/10/2010 tarihine kadar tek araçla aktarmasız yolcu taşımacılığı sisteminde çalıştığını, Edirne Belediye Meclis kararının Edirne İdare Mahkemesinin kararı ile iptal edildiğini, sözleşmenin ifa edilemez duruma geldiğini, sisteme giriş bedeli ve müspet zarar için açılan davanın kazanıldığını, davacının yoksun kaldığı kazancın da tazmininin gerektiğini belirterek (fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere) 10.000 TL'nın 06/10/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, belediyenin bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında davacının toplu ulaşım sistemine katılması konusunda sözleşme bulunduğunda uyuşmazlık yoktur. Sözleşme sonradan geçersiz olsa dahi sözleşmeden doğan uyuşmazlıkta TBK'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olan zamanaşımı sürelerinin burada uygulanması sözkonusu olamaz.
Bir hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Taraflar arasında malvarlıklarının değişimi bir sözleşmeye dayanır ise sebepsiz zenginleşmeden sözedilemez. Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda borçlunun borcunu anlaşmaya uygun bir şekilde yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun davranmazsa alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder.
Sebepsiz zenginleşmede ise; sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi sözkonusudur. Sebepsiz zenginleşme alacaklıya 2.derecede (tali nitelikte) bir dava hakkı temin eder. Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Bunun bir sonucu olarak da, sözleşmeden doğan bir hukuki ilişkinin bulunduğu hallerde tarafların sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunması olanaklı değildir. Nitekim, aynı ilkeler HGK. 13.06.2007 tarih, 2007/18-330 E. 2007/350 K.ve 17.02.2010 tarih, 2010/13-93 E. 2010/88 K.sayılı kararlarında da benimsenilmiştir.
TBK.nun 146.maddesinde ( 818 sayılı BK md.125) sözleşmeye dayanan alacakların, başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Dava konusu ihtilafta uygulanacak zamanaşımı süresi, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle TBK'nun 146. maddesi gereğince 10 yıl olup, dava tarihine kadar geçen sürede, zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Bu nedenle davanın esasına girilip, taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/16221, K. 2014/608, 20 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama