İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2016/17859 K.2018/5712

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki…

Esas2016/17859Karar2018/5712Tarih23 Mayıs 2018Okuma5 dk · 948 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2016/17859 E., 2018/5712 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Mayıs 2018
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

948 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı ; iştiraken maliki olduğu ... İli, ..., ... Mahallesi, ... Mevkii, 191 Ada, 4 Parsel sayılı taşınmazın ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/77 Esas-2011/170 Karar sayılı dosyası gereğince... Satış Memurluğu'nun 2011/7 Satış sayılı dosyasında açık arttırma ile satıldığını, satış sonrasında taşınmaz üzerindeki Zemini ...

Vakfı'na mukatalı olduğuna ilişkin vakıf şerhinin terkini için davalı idareye başvurulduğunu, davalı idarenin haksız taviz bedeli ödenmeden şerhin kaldırılamayacağı cevabı üzerine, taviz bedelinin satış memurluğunca re’sen ödendiğini ve bedelin hissesi oranında ödenecek tutardan kesildiğini ileri sürerek, 22.916,60 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.Davalı;

istirdadı talep edilen taviz bedelinin 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 18. maddesine istinaden alındığını, bu bedel ödenmedikçe temliki tasarrufun yapılmayacağını, 1938 tarihli Şurayı Devlet Umumi Heyeti kararına göre sadece aşar ve rüsumu vakfedilmiş taşınmazlardan taviz bedeli alınmadığını, Vakıflar Kanunu'nun 18. maddesine göre de miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan taviz bedeli alınmayacağını, davacının vakfın sahih vakıf olmadığını ispat etmesi gerektiğini, söz konusu taşınmazın aşar ve rüsumunun vakfedildiğine ilişkin bir kaydın olmadığını,

davayı kabul anlamına gelmemek üzere faizin ancak dava dilekçesinin tebliğ tarihinden itibaren istenebileceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davanın kabulü ile 22.916,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; taşınmaz üzerindeki vakıf şerhinin terkini için ödenen taviz bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.

5737 sayılı Vakıflar Kanununun “taviz bedeli” başlıklı 18.maddesi uyarınca; “ Tapu kayıtlarında, icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar, işlem tarihindeki emlak vergisi değerinin yüzde onu oranında taviz bedeli alınarak serbest tasarrufa terk edilir.

Ancak miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar tavize tâbi değildir.” Aynı Kanunun 3.maddesinde icareteyn ve mukataalı vakıf tanımı yapılmış olup, Mukataalı vakfın; zemini vakfa, üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakfın ise;

değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazları ifade ettiği belirtilmiştir.Yukarıdaki yasal hükümler gereğince taviz bedelinden söz edilebilmesi için vakfın, mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerektiği açıktır.

Bu çerçevede vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından, bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığınn keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanması gerekmektedir.

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere; taviz bedeline ilişkin davalarda vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması şarttır.Somut uyuşmazlığa gelince; dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve alınan 07.10.2013 tarihli bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine mahallinde keşif icrası ile üçlü bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.

Fen bilirkişisinin araziye paftayı uyguladığı taşınmazın niteliği ve bulunduğu konumu ile hukuki olarak ilk evveliyatına dair beyanda bulunmadığı; hukukçu bilirkişilerin ise, taşınmazın sahih vakıflardan olduğu, özellikle coğrafi mekanın yol gösterici olmaması ve davalı idarenin de eldeki uyuşmazlığa konu taşınmazın öşr mukataasına tabi olmadığını ispat edememesi sebebiyle ikame edilen davanın mesnetli olduğu yönünde görüş bildirildiği,

ancak bilirkişi heyetinde yer alan hukukçu bilirkişilerden avukat bilirkişinin raporun sonuç kısmına katıldığını ancak gerekçeye katılmadığını belirtmekle yetindiği,mahkemece 08.09.2014 tarihli bu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür.Oysa; dosya içerisindeki ortaklığın giderilmesi ve satış dosyalarında taşınmaza ait tüm tedavüller bulunmayıp olayda arazinin evveliyatının bilinmesi gerekmektedir.

Hükme esas alınan raporlarda fen bilirkişisinin tespitleri davanın çözümü bakımından yeterli olmadığı gibi, hukukçu bilirkişilerce tanzim edilen raporda da avukat bilirkişinin rapordaki gerekçe kısmına katılmadığına dair beyanda bulunduğu, mahkemece bu hususta açıklama yapılması istenmediğinden bu yönüyle de eksik olan rapora göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2016 tarih, 2015/5772 E., 2016/6733 K. sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın tüm tedavüllerinin temini için dosyanın geri çevrildiği ancak belirtilen eksiklik tamamlanmaksızın dosyanın yerel mahkemece iade olunduğu görülmüştür.

Uyuşmazlığın çözümü için, vakfın mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekmekte olup, buna göre;

taşınmaza ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm dayanakları ile birlikte getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler, vakfiye kapsamında, Vakıflar Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı, tapu kaydı üzerinde bu konuda uzman üniversite (Hukuk Fakültelerinin Medeni Hukuk kürsülerinde görevli) öğretim üyeleri arasından oluşturulacak üçlü bir bilirkişi heyetiyle birlikte mahallinde keşif yapılarak,

davaya konu vakıf ve şerhinin sahih olup olmadığının tespiti amacıyla, yukarıda anılan maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak dava konusu uyuşmazlık hakkında yöntemince bir araştırma yapılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli, bilimsel verilere uygun şekilde bilirkişi heyetinden rapor alınarak, varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.

Temyiz incelemesine konu dosya ise, bu hususlarda yeterli araştırma ve incelemeyi barındırmamaktadır.O halde; mahkemece, dava konusu taşınmazın tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilerek, mahallinde yeniden keşif yapılarak; mahalli bilirkişilerden de istifade edilmek suretiyle tapu kayıtlarının tüm dayanakları(kadastro tutanağı vd.) ile, dava konusu taşınmaza ait vakfıye örneğinin, uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile mahalline birlikte uygulanarak,

HMK.nun 266. maddesi uyarınca yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde rapor aldırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

SONUÇ / HÜKÜM

23.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/17859, K. 2018/5712, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/17859
Karar No
2018/5712
Tarih
23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2016/17860 K.2018/2726
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2016/17861 K.2018/2569
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2016/17862 K.2018/2566
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2016/17863 K.2018/2567
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2016/17863 K.2018/5711
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2016/17864 K.2018/2568

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.