KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/21948 E., 2018/9263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2018
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
.......
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalının borçtan mal sahibi olarak sorumlu olduğunu , borcu ödemediğini, yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline ve % 20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, icra takibi dosyasına ödeme yaptığını ,davanın konusuz kaldığını belirtmiştir .
Mahkemece; icra dosya borcu davalı tarafça yargılama aşamasında ödendiğinden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı hakkında İİK nun 67/2 maddesi uyarınca takip konusu alacak miktarı olan 15.484,00 TL nin %20'si oranında olmak üzere 3.096,80 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bunun davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir .
....... Somut olayda; abonenin dava dışı olduğu, davalının taşınmazı 10/12/2010 tarihinde satınaldığı, geçici su arızasından kaynaklı boşa akan su miktarına bağlı bir alacağın tahsilinin istenildiği, davalının borcun tamamını dava tarihinden sonra icra takibi dosyasına ödediği anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatım ile, davalı borçlu açısından alacak likit değildir, icra inkar tazminatı ödenmesi koşulları oluşmamıştır. Anılan nedenlerle, icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
......
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/21948, K. 2018/9263, 1 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama