KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/10186 E., 2021/9579 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2021
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı ile yapacağı inşaatın birinci katındaki dairenin 106.000 TL bedelle satışı konusunda sözleşme imzaladığını, sözleşme gereği 20.000 TL’nin sözleşme tarihi olan 14.12.2010'da, 8.000 TL’nin ise aylık taksitler halinde davalıya ödendiğini, daha sonra daireyi almaktan vazgeçtiğini, davalının ödediği 20.000 TL’yi iade ettiğini ancak geriye kalan 8.000 TL’yi iade etmediğini, davalının kendisine 8.000 TL bedelli bir senet verdiğini, senedi takibe koymasına rağmen tahsil edemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, davalının haksız yere borca itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini dilemiştir.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın reddine, asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.600 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeple ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67/2 maddesi uyarınca, alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için talebin haksız olmasının yanında takibin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilmesi gerekir. Somut olayda; davacı alacaklı, takip yapmakta haksız olsa da kötü niyetli olduğu ispat edilememiştir. Bu nedenle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/10186, K. 2021/9579, 5 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama