KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2022/2410 E., 2022/3784 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2022
Karar Metni
698 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak ve muarazanın giderilmesi davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı asıl davada; aktar dükkanını 11/03/2011 tarihinden beri davalı kuzeni ... ... ile işlettiklerini, babası ... ile davalı ...'ın babası olan diğer davalı ...'ın da dükkanda çalıştığını, davalı ...'ın babası ... ile annesine dükkana gelmemelerini söylediğini, Amerika Birleşik Devletlerinde öğrenim görmesi nedeniyle anne ve babasına vekaletname verdiğini, davalı ...'ın babası ...'ı dükkandan uzaklaştırmaya çalıştığını, birbirlerini savcılığa şikayet ettiklerini, aralarında kamu davası bulunduğunu, davalı ...'ın el atmanın önlenmesi davası açtığını,
davalıların 19/08/2013 tarihinde işgal ettikleri dükkanın günlük cirosunun 600 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere, çekişmenin giderilmesini ve 51.900 TL kar payı alacağının davalı ...'tan avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar; ortak olmayan ... ve ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, davacının annesi Muradiye ve babası ...'ın iş yerini işgal ederek güvenlik kameralarını kırdıklarını, taraflar arasında davalar olduğunu, davacının ...'de okuduğunu, borçları kendilerinin ödediklerini, davacının payının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 43.250 TL'nin davalılardan ... ... ve ...’dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, davalı ... yönünden davanın sıfatı bulunmadığından reddine, davalıların davacının vekillerinin dükkana girmesine engellemek şeklindeki muarazalarının engellenmesine dair verilen karar, davalıların temyizi üzerine; Dairece verilen 16/04/2018 tarihli ve 2016/12371 E. 2018/4007 K. sayılı kararla; taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine dair işlemlerin Türk Borçlar Kanununun 642 ve devamı maddeleri gerçekleştirilmesi, ayrıca belirlenen kar payından ortak olmayan ...'ın sorumlu tutulmaması gereçesiyle bozulmuştur.
Bozma sonrası birleşen davada davacı ...; davalı ...’un adi ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bozmaya uyan mahkemece; aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi gözetilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile davacı ile davalı ... arasındaki adi ortaklığın sona erdiğinin tespiti ile adi ortaklığın tasfiyesi sonucunda 43.250 TL'nin davalı ...’tan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, davalılar ... ve ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, konusuz kalan birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, asıl davanın davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6100 sayılı HMK’nın 326 ncı maddesinin ikinci fıkrası; "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmünü içermektedir.
Açıklanan bu hükme göre; davada iki tarafın da kısmen haklı çıkması halinde, yargılama giderleri haklılık oranında mahkeme tarafından resen paylaştırılır. Ancak bu hüküm, yargılama harçları için uygulanmaz. Çünkü, davanın reddi hariç, mahkum edilen miktara göre belirlenen harç daima davalıya yükletilir. Bu nedenle, diğer yargılama giderleri gibi haklılık oranına göre tekrar taraflar arasında bölüştürülemez.
Buna göre mahkemece; davanın kabul edilen kısmı üzerinden belirlenen yargılama harçlarının davalı ...'tan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yargılama harçlarının da diğer yargılama giderleri ile birlikte haklılık oranına göre tahsiline karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırıdır.
Bundan ayrı mahkemece; ilk kararda hakkındaki dava husumet yokluğu nedeniyle reddedilen davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmediği, kararın davalılar tarafından bu yönden temyiz edilmemesi nedeniyle vekalet ücreti yönünden kesinleştiği gözetilmeksizin, ikinci kararda, davalı ... ile birlikte, davalı ... lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2410, K. 2022/3784, 20 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama