KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/1729 E., 2025/2602 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/103 E., 2021/177 K.
Karar Metni
796 kelime·4 dk okuma·10 bölüm
Bozmaya uyan Mahkemece verilen karar davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'nın açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'de Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı-satıcı ... ve dava dışı ... ile yine davacı dışı alıcı ...’nin taraf olarak yer aldığı 27.04.2012 tarihli taşınmaz ön satış ve emlak komisyonculuğu sözleşmesi ve 03.05.2012 tarihli satış sözleşmesinin yapıldığını, bu sözleşmelerde davacının aslında emlak komisyoncusu olarak sözleşmeye aracılık ettiğini, sözleşmelerde vekil sıfatıyla hareket eden ve hizmet veren ...’nun davacı tarafından satış akdinde aracılık etmesi için 02.04.2012 tarihli yetkilendirme belgesiyle vekil tayin edildiğini, yetkili vekil sıfatıyla ...’nun Sivrihisar ilçesi, ... köyünde bulunan 1.763,726 m² yüzölçümlü ...
Çiftliği olarak bilinen taşınmaz ve içindeki canlı hayvanların mülkiyetini davalıya devir ve temlik ettiğini, bu işlem karşılığında 132.160,00 TL komisyon alacağı doğduğunu, davalıya 01.12.2013 tarihli faturanın tebliğ edildiğini ve bu faturaya süresinde itiraz edilmediğini, davalının fatura bedelini ödememesi üzerine alacağın tahsili için icra takibine başlandığını, davalının haksız itiraz ile takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının itirazının 50.000,00 TL’lik kısmının iptaliyle takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; sözleşmelerin emlakçı olarak ... ile ... arasında imzalandığını, davacın bu sözleşmelerin tarafı olmadığından aktif husumet ehliyeti olmadığını, sözleşmenin 6. maddesi gereği sözleşmenin tarafı olan dava dışı ...’ya ödeme yapıldığını ve karşılığında ibraname alındığını, havyan satışına ilişkin komisyon ücretinin muaccel hale gelmediğini savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.02.2015 tarihli kararıyla; takibe ve davaya dayanak 27.04.2012 tarihli sözleşmenin, taşınmaz maliki olarak ... ve ..., alıcı adayı olarak ..., tellallar olarak ... ve ... tarafından imzalandığı, sözleşmede tellalların taraf yerinde tanımları yapılırken vekil veya firma temsilcisi olarak tanımlanmadıkları gerekçesiyle; davanın husumetten reddine, davacı takipte kötü niyetli görülmediğinden, kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.04.2017 tarihli ilamıyla; davacının, ... ve ...’ın yetkilendirildiğini iddia ettiği, buna ilişkin yetki belgesi sunduğunu ve dava dışı ... ve ...’ın SGK’lı çalışanı olduğunu beyan ettiği, bu durumda Mahkemece dava dışı ... ve ...’ın SGK’lı olarak davacının yanında çalışıp çalışmadığı araştırılıp Sosyal Güvenlik Kurumundan hizmet dökümü celp edilip davacının iddiasının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde sözleşmede imzası bulunun ...’nun davacı tarafından yetkilendirildiğinin tespit edildiği, 04.12.2020 tarihli, ... imzalı, üzerinde ''...'ndan 90.000,00 TL alacağımı aldım'' yazan adi yazılı belgenin davalı tarafından dosyaya ibraz edildiği,
ihbar olunan ...’nun 24.03.2021 tarihli beyan dilekçesinde ibra üzerinde bulunan imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak davalı ile birçok ticari ilişkisi bulunduğu ve davalıya şahsen sunduğu hizmetler için yapılan ödemeler oluğunu beyan ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının bu durumu dosyadaki delil durumuna göre yapılan değerlendirmede ispatlayamadığı gerekçesiyle, ibra nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ibranamenin davacının isim, imza ve kaşesini taşımadığını, hukuken de geçerli ve muteber olmadığını, ibra konusu borcun ne olduğu, neyin-niçin ibra edildiği gibi zorunlu hususlar belirtilmediği gibi, herhangi bir tarih de içermediğini, bu belgenin ibraname olarak kabulünün mümkün bulunmadığını, hiçbir şekilde kabulü etmemekle birlikte, söz konusu ibranamenin geçerli olduğu düşünülse dahi, davalıdan olan ihtilaf konusu emlak komisyon sözleşmesine dayalı alacağın karşılığı olduğu iddiasını ispatlar hiçbir ibare içermediğini, simsarlık sözleşmesinden doğan akdi alacağın faturandırılarak davalıya tebliğ edildiğini,
tebellüğden itibaren 8 günlük süresi içinde itiraz edilmediğinden mevcut içeriği aynen kabul etmiş sayılacağını, hükme esas alınan ibradır başlıklı belgeyle ilgili olarak, belgede imzası bulunan ...'nun beyanında, belgenin dava konusu sözleşme için verilmediğini, davalı ... ile bizzat taraf olarak yaptığı işler karşılığı aldığı paralar için verildiğini söylediğini, ibranın ve içeriğinin dava konusu sözleşmeye istinaden yapılmadığının açıkça ispatlandığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon ücretinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava dışı ...’nun davacının vekili sıfatıyla hareket ettiği, ibranamenin uyuşmazlık konusu komisyon sözleşme kapsamı dışında başka bir ilişki için verildiğine ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafça ibranamenin aksinin ispatlanamadığı ve talep edilen miktar dikkate alındığında, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1729, K. 2025/2602, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama