KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/2806 E., 2025/2637 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/275 E., 2024/830 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/353 E., 2022/953 K.
Karar Metni
1.424 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkiline ait üretim tesislerinin 2005 yılından bu yana ...
Organize Sanayi Bölgesinde ilgili adreste faaliyet gösterdiğini, davalının 15.03.2022 tarihli ihtarname ile Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulunun 08.03.2022 tarihli kararı ile aylık ortalama 12.240 m³ olan su kullanımını sonlandırdığını ve su tüketimini mevcut firmalar arasında dengelemek, bölgeye yeni katılacak firmaların su ihtiyaçlarını karşılamak ve Menderes havzasında su ve kuraklık riskini bertaraf edebilmek adına su kullanımını 2.000 m³ ile sınırlandırdığını ihtar ettiğini,
davalı yetkililerince 21.03.2022 tarihinde fabrikaya gelinerek 2.000 m³ su kullanımı gerçekleştirildiği gerekçesiyle su kuyusu ve ...’a ait su vanasını içerir su hattının hukuka aykırı olarak kapatıldığını, kapatma işleminden 36 saat sonra 23.03.2022 tarihinde su kullanım kotasının doldurulduğu gerekçesiyle kapatılan su kuyusu ve su vanasının yeniden müvekkilinin kullanımına açıldığını,
ancak davalının 12.04.2022 tarihinde düzenlediği ikinci bir tutanakla “243 ada 18 parselde ve grup şirketinin kirası altında bulunan 246 ada 14 parselde 2.000 m3 su kullanımın gerçekleştiği” gerekçesiyle aynı hukuksuz işlemi yineleyerek su hattını yeniden kapattığını ve üretimi durdurduğunu, davalının 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu (4562 sayılı Kanun) ve 30674 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin (Uygulama Yönetmeliği) 114. maddesi uyarınca Organize Sanayi Bölgesinde üretim yapan tüm firmalar için su teminini sağlamak ile yükümlü olduğunu, davalının kota belirleyerek su kesme hakkına sahip olmadığını,
müvekkiline tahsis edilen suyun bir anda %90 oranında kesilmesinin ve üretimin durdurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; davalının 08.03.2022 tarihli ve 745 sayılı Yönetim Kurulu kararının geçersizliğinin tespiti ile suyun kullanımına keyfi olarak kota getirilmesi, su kuyusu ve ...’a ait vananın kapatılması ile ilgili davalının yarattığı muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili tarafından davacı şirketin 2021 ve 2022 yılındaki su tüketimleri incelendiğinde bölgedeki bütün su tüketiminin %25'ini tek başına gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, bölgede 2021 yılı toplam su tüketiminin 655.774 m³ olduğunu, ayrıca davacı şirketin bulunduğu 264 ada 14 parsel ile 243 ada 18 parsel numaralı taşınmazlardaki ... numaralı kuyunun pompaj ve işletme programında günde en fazla 137 m³ su çekilebileceğini, yeraltı suyu kullanma izin belgesinin günde azami 137 m³ şeklinde düzenlendiğini, .... numaralı kuyunun pompaj ve işletme programında günde 110 m³ su çekilebileceğini,
yeraltı suyu kullanma izin belgesinin günde azami 1l0 m³ şeklinde düzenlendiğinin tespit edildiğini, ancak davacının bu pompaj ve işletme programlarında belirtilen miktarlardan çok daha fazla su tükettiğinin açıkça görüleceğini, davacı şirketin 22.03.2022 tarihli yazıyı bölge müdürlüğüne gönderdiğini, karara karşı itiraz belirtmeyerek noterden onaylı taahhüdünü yetkili imzaların olmaması nedeniyle 1 gün sonra vereceğini söyleyerek suyunu açtırmak istediğini, müvekkilinin de kuyulardaki suyu geçici olarak kullanıma açtığını, sonrasında gerekli taahhüdün verilmemesi halinde suyun kesileceğinin bildirildiğini,
ancak davacı şirketin gerekli su kullanım miktarını ve noter onaylı taahhüdünü müvekkiline vermediğini, 12.04.2022 tarihinde müvekkili personellerince 243 ada 18 parsel ve 246 ada 14 parselde bulunan su kuyularındaki sayaçların okunduğunu, 12.200 m3 su kullanıldığı tespit edilerek tutanak altına alındığını, kuyu sularının kullanıma kapatıldığını, davacının yüksek kâr politikası ile aşırı su tüketimi yaparak bütün bölge katılımcısının haklarını ihlal ettiğini, sağladığı ekonomik yararı aşan şekilde çevreye ve bölge katılımcısına zarar verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu kararı yani su satış ve hizmet bedelleri ile ilgili prensipleri alma kararının Yönetmeliğini 23. maddesinin 1. fıkrası gereğince Müteşebbis Heyetin ve Genel Kurulun yetkisinde olup, aynı maddenin 2. fıkrası gereğince bu yetkinin Yönetim Kuruluna devrinin mümkün olmadığı, Yönetim Kurulunun görev ve yetkilerinin aynı Yönetmeliğin 27. maddesinde düzenlendiği, bu maddede dahi Yönetim Kurulunun görevlerinin Yönetmeliğin 23. maddesinin ikinci fıkrasındaki görevler hariç tutularak sınırlandırıldığı, dolayısıyla davalı ...
Yönetim Kurulunun Yönetmeliğinin 27. maddesinde sınırlı olarak sayılan yetki ve görevlerini aşar şekilde anılan mevzuata aykırı olarak aldığı dava konusu kararın geçersiz olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davaya konu ...
Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu'nun 08.03.2022 tarihli ve 745 sayılı Yönetim Kurulu kararının geçersiz olduğunun tespiti ile suyun kullanımına kota getirilmesi, su kuyusu ve ...’a ait vananın kapatılması ile ilgili davalının yarattığı muarazanın menine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının istinaf talepleri yönünden yapılan incelemede, istinaf yoluna başvurulabilecek kararların düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341. maddesinin 1/a-b fıkralarında "Nihai kararlar ile İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar"ına karşı istinaf yoluna başvurulabileceğinin düzenlendiği,
ihtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi üzerine bu husustaki yaptırım ve yaptırımın uygulanmasına ilişkin usul hükümlerine düzenleyen aynı Kanunun 398. maddesi uyarınca verilecek kararın müddeabihe ilişkin olmaması ve özellikle belirtilen Kanun hükümleri dikkate alındığında davacının istinaf dilekçesinin reddi gerektiği; davalının istinaf talepleri yönünden yapılan incelemede ise.
İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirme ve verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle; davacının istinaf dilekçesinin reddine, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymama veya tedbir kararına aykırı davranma şeklindeki eylemlerin suç teşkil etmekte olduğundan, 25.04.2022 tarihli dilekçeleri ile esas hakkındaki davanın görülmekte olduğu Mahkemeye şikâyette bulunulduğunu, Mahkemece söz konusu şikâyet hakkında herhangi bir araştırma yahut inceleme gerçekleştirmediğini ve şikâyet talepleri hakkında herhangi bir karar tesis edilmeyerek 6100 sayılı Kanun'un 26, 297 ve 398. maddelerinin ihlal edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili.
08.03.2022 tarihli Yönetim Kurulu kararının usul ve ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacı şirketin taraf sıfatının ve davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu olmayan ve dava açıldıktan sonra 14.04.2022 tarihinde alınan 747 sayılı Yönetim Kurulu Kararının bu davaya konu edildiğini ve 747 sayılı Yönetim Kurulu kararı hakkında da hüküm kurulduğunu, dava konusu kararları almanın Yönetim Kurulunun yetkisi dahilinde olduğunu, İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken dava konusu hakkında Yönetim Kurulunun değil, Genel Kurulun karar alma yetkisi olduğunun belirtildiğini,
gerekçeli kararda da yer aldığı gibi 25.06.2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nın 19. maddesinde dava konusu hakkında Yönetim Kuruluna karar alma yetkisi verildiğini, müvekkilinin çevre ve bölge katılımcısının hak ve menfaatlerini korumakla görevli olduğunu, tasarruf kriterlerine uyulmamakta olup hukuka aykırı şekilde olağan dışı su tüketildiğini, Derece Mahkemelerince özel kanunların hükme esas alınmadığını, 4562 sayılı Kanun'un 20. maddesine göre, yol, su, elektrik, doğal gaz, iletişim, kanalizasyon, arıtma ve benzeri gibi alt yapı ihtiyaçlarını müvekkilinin tesislerinden karşılamak zorunda olduğunu,
müvekkilinin izni olmadan alt yapı ihtiyaçlarının başka yerden karşılanamayacağını ve bu amaçla münferiden tesis kurulamayacağını, bu kuruluşların kendilerine tahsis edilen alt yapı kullanma hakkını başka kuruluşlara devir ve temlik edemeyeceğini, başkalarının istifadesine tahsis edemeyeceklerini, Mahkeme kararındaki tüm deliller dava dışı ... İçecek Şirketi ile ilgili iken ve kararlar da dava dışı ...
İçecek Şirketine yönelikken, davacının bu şirketten farklı olan davacı şirket olduğunu, davanın açılış talebinden farklı olarak Ticaret Şirket Genel Kurul kararlarının iptaline karar verildiğini, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince de gözetilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı OSB Yönetim Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 745 sayılı davacının su tüketiminin sınırlandırılmasına ilişkin kararının ve buna bağlı su kesme işleminin iptali yönündeki muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, ihtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi üzerine bu husustaki yaptırım ve yaptırımın uygulanmasına ilişkin usul hükümlerine düzenleyen 6100 sayılı Kanunun 398. maddesi uyarınca verilecek kararın müddeabihe ilişkin olmaması ve özellikle belirtilen Kanun hükümleri dikkate alındığında davacının istinaf talebi hakkında Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmamasına,
davaya konu kararı yani su satış ve hizmet bedelleri ile ilgili prensipleri alma kararının Yönetmeliğini 23. maddesinin 1. fıkrası gereğince Müteşebbis Heyetin ve Genel Kurulun yetkisinde olup aynı maddenin 2. fıkrası gereğince bu yetkinin Yönetim Kuruluna devrinin mümkün olmamasına, aynı Yönetmeliğin 27. maddesinde dahi Yönetim Kurulunun görevlerinin Yönetmeliğin 23. maddesinin ikinci fıkrasındaki görevler hariç tutularak sınırlandırılmasına,
bu şekliyle Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulunun Yönetmeliğinin 27. maddesinde sınırlı olarak sayılan yetki ve görevlerini aşar şekilde anılan mevzuata aykırı olarak aldığı davaya konu 08.03.2022 tarihli kararın geçerliliğinin bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2806, K. 2025/2637, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama