KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/2943 E., 2025/1910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/765 E., 2024/940 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/422 E., 2024/85 K.
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının, hissedarı bulunduğu Ankara ili Çubuk İlçesi ...
Mah. ... mevkii 189 ada 1 parsel üzerine kayıtlı 127/1 numaralı tek katlı kagir yığma binayı fiili olarak kullandığını, diğer hissedarların şehir dışında olduğunu, davacının hem davalıya hem de Enerjisa' ya elektrik aboneliğinin bağlanması için yazılı ve sözlü olarak başvuru yaptığını, davalı şirketin elektrik aboneliği tesisi için tapu hissesinin tamamının davacıya ait olmasının gerektiği iddiasıyla başvuruyu reddettiğini, davacının evinin kurulu olduğu alanın tapudaki hissesinden düşük olduğunu, davacının noter onaylı muvafakatnameler ve vekaletnameler ile de diğer arsa payı sahiplerinin onayını aldığını,
buna rağmen de davalının elektrik aboneliğini reddettiğini ileri sürerek; davacının konutuna elektrik aboneliğinin tesis edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; abonelik talep edilen binanın taşınmazın elbirliği niteliğinde olduğunu, binanın geçici aboneliğin tesis edilmesi için uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu abonelik tesisi istenen taşınmazın paylı mülkiyete tabi olup, tapuda tarla niteliği ile kayıtlı olduğu, davacının taşınmaza yaptırmış olduğu konut için elektrik aboneliği talebinde bulunduğu, taşınmazın kullanma amacının yani özgülendiği amacın değiştirilmesinin söz konusu olduğu, bu durumu davacı dışındaki paydaşların muvafakatini gerektirdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kararın gerekçesiz olduğunu, davacının taşınmazda pay sahibi olması sebebiyle tek katlı kagir yığma binayı fiili olarak kullandığını, diğer hisse sahiplerinin her birinin şehir dışında bulunduğunu, tek katlı evin yapıldığı arsanın 42.93 metrekare olduğunu, konutun ise yaklaşık 120 metrekare üzerine kurulduğunu, davacının arsadaki hissesinin ise 171 metrekare olduğunu, emsal Mahkeme kararlarından da malum olduğu üzere;
yapının yapılacağı alanın kullanımına ilişkin hisse dağılımının da önem taşıdığını, eğer binanın yapılacağı alan talep sahibinin payından fazla ise, diğer hisse sahiplerinin onayını almak gerektiğini, eğer yapılacak binanın alanı talep sahibin payından az ise, diğer hisse sahiplerinin onayına gerek kalmayacağını, davacının buna rağmen noter onaylı muvaffakatnameler ve vekaletnamelerden de görüleceği üzere diğer arsa payı sahiplerinin de onayını aldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, elektrik aboneliğin tesisi sağlanması istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazın tapuda tarla vasfı ile kayıtlı bulunmasına, davacının özgülendiği amacı değiştirerek taşınmaza konut yaptırmasına, abonelik talep edilen bu konut için davacının tüm ortakların muvafakatini alması gerekmesine, somut olayda davacının ortakların bir bölümünün muvafakatini alabildiğinin anlaşılmasına göre, temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2943, K. 2025/1910, 7 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama