İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3166 K.2025/3699

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan…

Esas2024/3166Karar2025/3699Tarih30 Haziran 2025Okuma10 dk · 1.957 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2024/3166 E., 2025/3699 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Haziran 2025
Mahkemesi
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2154 E., 2023/154 K.
İlk derece mahkemesi
Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2021/121 E., 2022/356 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.957 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin arkadaşı olan davalılardan ... aracılığı ile ... Süt ve Sürt Ürünleri Şirketinin sahibi olan davalılardan ...'ın abisi olan diğer davalı ... ile tanıştığını, davalılardan ...'ın ...

Süt ve Süt Ürünleri Şirketi ile gebe inek alımı karşılığı katılım sözleşmesi imzaladığı takdirde aylık süt parası alacağına dair taahhütte bulunması üzerine müvekkilinin kredilerini ödemekte zorlandığı evini almaları karşılığında kar payı dağıtım faaliyetine göre üye olabileceğini belirttiğini, yapılan görüşmeler sonrasında müvekkilinin evini davalılardan ... ve ...'ın kardeşi olan diğer davalı ...'ın alacağı konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma uyarınca müvekkilinin evini davalılardan ...'a devrettiğini, müvekkilinin evini alan davalılardan ...'ın konut kredisinin kapatılması için müvekkiline bir miktar ödeme yaptığını,

ödenen para hariç müvekkilinin ödenmesi gereken 200.000,00 TL karşılığı davalılar ile 25 adet inek üzerinden 24.10.2016 tarihinde katılım sözleşmesi imzalandığını, yine müvekkilinin 04.01.2017 tarihinde 6 adet inek alımı amaçlı olarak davalılardan ...'a 48.000,00 TL ödediğini, ilk sözleşme ve ikinci sözleşme gereği müvekkiline verilmesi gereken teminat senetlerinin verilmediğini, 2018 yılı Mayıs ayına kadar süt paralarının düzenli olarak müvekkilinin hesabına yatırıldığını, bu tarih sonrasında ise herhangi bir ödeme yapılmadığını,

bu nedenle davalı borçlulara katılım sözleşmesinin feshi sonrası tüm yasal alacaklarının ödenmesi talepli 29.11.2018 tarihli ihtarın gönderildiğini, ancak davalılarca ödeme yapılmadığını, müvekkilinin toplam 31 adet inek ücreti olan 248.000,00 TL'nin katılım sözleşmesi uyarınca 2018 yılı Mayıs ve Haziran aylarına ait 8.197,00 TL süt parası alacağının, ayrıca sözleşmenin (5.2.10) maddesi gereği %3 yıllık arttırım miktarı olan 12.140,00 TL ve 01.07.2018 tarihinden itibaren yasal faiz karşılığı 7.440,00 TL olmak üzere toplam 275.777,00 TL alacağı bulunduğunu, davalıların borçlarını ödememeleri nedeniyle manen de yıprandığını,

bu alacağın ödenmemesi üzerine icra takibine konulduğunu, davalıların haksız itirazları üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkili lehine %20 inkar tazminatına ve 100,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili; davacının katılımcılardan biri olduğunu, işletmenin ortağı olmadığını, işletmenin demirbaşına mallarına, hayvanlarına ortak olmadığını, sadece katılımcı sözleşme kapsamında alacak hakkının olduğunu, davacının dava dilekçesinde iddia edilen miktarda katılım bedeli ödemesinin söz konusu olmadığını, 2018 yılı Mayıs ayına kadar müvekkili tarafında iyi niyetli olarak sözleşmeden doğan borçların davacının hesabına yatırıldığını, sözleşmeye göre işletmenin kârı olmadan kâr payı dağıtımının mümkün olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ...; davalılardan ...'ın abisi olduğunu, davalı abisine ait işletme ile ortaklığının bulunmadığını, davalı abisine hukuki işlerinde yardımcı olduğunu, davacının ise arkadaşı olduğunu, davalı abisinin işletmesini duyduktan sonra kendi isteği ile davalı abisi ile katılımcı sözleşmesi yaparak işletmesine katılımcı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ...; cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre 12.02.2020 tarihli sözleşmede ve özellikle sözleşmenin 5. maddesindeki, "borç ödenmediği, ipoteğin paraya çevrilmesi ile takipte de alacak tamamı karşılanmadığı takdirde, kalan borç miktarı kadar ... ...'nın sorumluluğu devam edecektir." düzenlemesi uyarınca sözleşme kapsamındaki miktardan kalan bakiye bulunduğu takdirde dava dışı ... dışındaki davalıların kalan borçtan sorumlu olmayacaklarına ilişkin taraflarca imza altına alınan sözleşme doğrultusunda kalan borçtan dolayı sorumluluğun dava dışı ...'a ait olduğu,

davalıların takibe itirazında haklı oldukları, davacının manevi tazminat talebi yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ilamında belirtildiği üzere taraflar arasında 20.02.2019 tarihli ve 12.02.2020 tarihli iki ayrı sözleşme bulunduğu ve bu sözleşmeler ile davacının alacağının ödeme şeklinin düzenlendiği, davalı tarafın davacı tarafa bu sözleşmelere istinaden verdiği senetlerin de ayrıca icra takibine konu edildiğinin anlaşılmasına göre, davacının manevi tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davacı alacaklı ile dava dışı ... arasında düzenlenen 12.02.2020 tarihli borç yapılandırma sözleşmesi ile borcun yenilendiği, yenilenme sözleşmesinin tarafının dava dışı ... olduğu ve sözleşmenin 5. maddesi uyarınca borcun ödenmemesi durumunda kalan borçtan dava dışı ...'ın sorumlu olacağının kararlaştırıldığı ve davalıların sorumluluklarının sona erdirildiği, borç yapılandırma sözleşmesi ile borcun ödeme şeklinin belirlendiği ve davacıya verilen senetlerin takibe konulduğu, davacının manevi zararının da oluşmadığı,

ödenmeyen ipotek miktarı kadar dava dışı ...'ın sorumlu olduğu, davalıların sorumluluğunun kalmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili.

Derece Mahkemelerinin borç yapılandırma sözleşmesinin niteliği konusunda yanıldıklarını ve eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, Mahkemenin dosya arasına aldığı delillerden ve gerekçeli kararda belirtildiği üzere davanın reddedilmesine sebep olan borç yapılandırma sözleşmesinde kararlaştırılan borç ödenmediği gibi, ipoteğin de paraya çevrilmediğini, bilirkişi raporu ve söz konusu sözleşme incelendiğinde de görüleceği üzere borçluların borcu kabul ettiklerini ve sonrasında da yapılandırmaya gittiklerini, borcun gerek dava tarihi gerekse istinaf tarihi itibari ile ödenmediğini,

Derece Mahkemelerince hatalı değerlendirme ile davadan feragat edilmiş gibi karar verildiğini, bahse konu sözleşmenin borcun ikrarı niteliğinde bir sözleşme olup şartlara bağlandığını, Derece Mahkemelerince sözleşmenin borç yapılandırma sözleşmesi olarak kabul edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararının sebebinin sözleşmenin niteliği ile ilgili olmayıp borcun ödenip ödenmediğinin tespit edilmesi ile ilgili olduğunu, Mahkemece sözleşmenin niteliği hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, ancak gerekçeli kararda sulh sözleşmesi gibi değerlendirme yapıldığını, sulh sözleşmesinin unsurlarının bulunmadığını,

Bölge Adliye Mahkemesince borcun yenilenmesi denilmesine karşın şartları ve koşullarının tartışılmadığını, tarafların sulh olmadıklarını, davalıların borcu ikrar etmesi ve borcun ödenmemesinin belli şartlara bağlanmasının söz konusu olduğunu, davanın itirazın iptali davası olup dava tarihi itibariyle borçlunun borcunu inkar ettiğini ve sonrasında da dava sürecinde borçlu olduğunu ikrar ettiğini, bir kısım ödemeler yapılıp borç yapılandırma sözleşmesi imzalandığını, 2020 tarihinde yapılan bahse konu anlaşma üzerine hiçbir ödeme yapılmadığı gibi yasal girişimlerinin de sonuçsuz kaldığını,

borç yapılandırma sözleşmesine ya da yenilemeye göre hüküm kurulacak olsa dahi bu durumda davanın konusuz kalması nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle yapılan takibin haklı olmasının tespiti ile yargılama giderlerinin müvekkili aleyhine değil, davalılar aleyhine yükletilmesi gerektiğini, müvekkilinin haklı olarak yürüttüğü yasal süreç sonucunda mağdur olduğunu, davalıların hali hazırda 185.000,00 TL borcu bulunup ödenmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının katılımcı sıfatıyla akdettiği sözleşmeden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. Dava konusu 20.02.2019 tarihli protokol ve 12.02.2020 tarihli borç yapılandırma sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 133. maddesi ile düzenleme altına alınan “tecdit-yenileme” kavramı ve şartları üzerinde durmakta yarar vardır. Yenileme, dar anlamda borcu sona erdiren sebeplerden biridir. Borcun yenilenmesi alacaklı ile borçlu arasında yapılacak bir sözleşme ile gerçekleşir.

Bir borcun yerine yenisinin geçerek eski borcun sona erdirilmesi sözleşmesine yenileme sözleşmesi denir. Bu sözleşme tarafların önceki borç yerine yeni bir borcu geçirme iradelerinden oluşur. Borcun yenilenmesi için her şeyden önce taraflar arasında mevcut ve geçerli eski bir borç bulunması, borçlunun sözleşme ile yeni bir edim üstlenmesi (böylece yeni bir borcun doğması) ve tarafların eski borç yerine geçecek yeni bir borç kurma iradesine sahip olmaları gerekmektedir.

Bahsedilen bu irade, yeni bir borç kurmak suretiyle eski borcu ortadan kaldırma, onu sona erdirme iradesidir. Borcun yenilenmesi karine olarak kabul edilemez. Yenileme, tarafların açık iradesine dayanmalıdır (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s. 1293 vd.).

Bu kuralı teyit eden aynı Kanunun 133/2 maddesine göre; mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Buna karşılık, tarafların kambiyo taahhüdünde bulunmak suretiyle eski borcun (asıl borç ilişkisinin) sona erdiği ve yenilemenin olduğu hususunda anlaşmış olmaları hâlinde kambiyo taahhüdü ifa yerine yapılmış sayılır ve borç yenilenmiş sayılır. Bu yenilemenin sonucu olarak da asıl borç ilişkisi ile ona bağlı teminatlar ortadan kalkar ve asıl borç ilişkinin yerine kambiyo ilişkisinden doğan borç geçer. Kural olarak, bu nitelikte bir anlaşma bulunmadığı veya durum şüpheli olduğu sürece yenilemeden söz edilemez (Bozer/Göle, s. 68).

2.Borca katılmanın düzenlendiği aynı Kanunun 201. maddesinde ise; ''Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.

Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.'' düzenlemesine yer verilmiştir.

Madde metni de incelendiğinde görüleceği üzere borca katılmada; mevcut borçlunun yükümlülüğü devam etmekle birlikte, bir başkasının da sonradan alacaklı ile anlaşarak, müteselsil borçluluk doğuracak şekilde aynı edimi ifa ile yükümlü olması düzenlenmiştir.

Şu halde burada bir üçüncü kişi alacaklı ile anlaşarak, mevcut bir borçtan dolayı kendisinin borçlu sıfatıyla sorumlu olmasını sağlamaktadır. Ne var ki, borcun dış üstlenilmesinden farklı olarak, önceki borçlunun borcu devam etmekte, alacaklıya karşı durumunda bir değişiklik olmamaktadır. Borca katılan, önceki borçlunun yanında ona eklenerek borçluluk sıfatını kazanmaktadır.

Borca katılma sözleşmesi borca katılacak olanla alacaklı arasındadır. Mevcut borçlunun bu sözleşmeye katılması gerekmediği gibi, borca katılma sözleşmesine rızası da aranmaz. Hatta ilk borçlunun haberi olmasa bile başkasının alacaklıyla anlaşarak borca katılması mümkündür.

Ayrıca 6098 sayılı Kanunun 201/f.2 hükmü, borca katılmanın sonucunu, önceki borçlu ile borca katılanın alacaklıya karşı müteselsilen borçlu olacakları şeklinde düzenlemiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; eldeki davanın 28.01.2019 tarihinde açıldığı, davacı ile dava dışı ... ve davalılardan ... arasında önce 20.02.2019 tarihli protokolün akdedildiği, sonrasında ise davacı ile dava dışı ... arasında 12.02.2020 tarihli ''borç yapılandırma sözleşmesi'' başlıklı belgenin düzenlendiği, bu yapılandırma sözleşmesinin 4. maddesinde dava dışı ...'ın kalan borca mahsuben 70.000,00 TL'lik çek vereceği (...

Bankasına ait dava dışı ... tarafından keşide edilen çek) çek miktarı düşüldükten ve alacaklı tarafından indirim yapıldıktan sonra kalan net talep miktarı 185.000,00 TL için alacaklı lehine ...

Köyü, 306 parsel üzerinde ipotek tesis edileceği, bunun karşılığında dava dışı ... ve davalılardan ...'a karşı açılan takip ve davalardan feragat edileceği, ipotek bedeli ödendiğinde ipoteğin kaldırılacağı, 70.000,00 TL'lik çek ve 185.000,00 TL ödendiğinde iş bu davadan ve davaya konu icra takibinden davalıların sorumluluklarının kalmayacağı, davalılardan yargılama gideri talep edilmeyeceği, yargılama gideri ve icra masraflarından dava dışı ...'ın sorumlu olacağı, yine sözleşmenin 5. maddesinde ise; borç ödenmediği,

ipoteğin paraya çevrilmesi ile takipte de alacağın tamamı karşılanmadığı takdirde kalan borç miktarı kadar dava dışı ...'ın sorumluluğunun devam edeceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacı alacaklı ile dava dışı ... arasında düzenlenen 12.02.2020 tarihli borç yapılandırma sözleşmesi ile borcun yenilendiği, yenilenme sözleşmesinin tarafının dava dışı ... olduğu ve sözleşmenin 5. maddesi uyarınca borcun ödenmemesi durumunda kalan borçtan dava dışı ...'ın sorumlu olacağının kararlaştırıldığı ve davalıların sorumluluklarının sona erdirildiği,

borç yapılandırma sözleşmesi ile borcun ödeme şekli belirlendiği ve davacıya verilen senetlerin takibe konulduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen ret kararı yerinde bulunmuş ise de, yukarıda da açıkça ifade edildiği üzere 6098 sayılı Kanunun 133/1 maddesinde yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olabileceği, bir borçta değişikliği öngören bir anlaşmanın karine olarak yenileme sayılmayacağı, yenileme niyetiyle anlaşma yapıldığının sabit olması gerektiğinin ifade edilmek istenildiği,

yenileme niyeti ispat edilmedikçe borcun, yapılan değişiklik esaslarına göre devam ettiğinin kabulü gerektiği açık olduğundan ve yenileme yönünde de tarafların açık iradesi söz konusu yapılandırma sözleşmesinde yer almadığından dava dışı ...'ın hukuki durumunun yukarıda ifade edildiği üzere 6098 sayılı Kanunun 201. maddesinde düzenlenen borca katılma olarak nitelendirilmesi, bu nedenle de asıl borçluların borcu yukarıda da açıklandığı üzere söz konusu yapılandırma sözleşmesi ile sona ermeyeceğinden davacının itirazın iptali davasına konu ettiği alacak yönünden davalılarca yapılan ödemelerin bulunup bulunmadığının belirlenmesi,

bu belirleme yönünden taraflar arasında akdedilen protokol ve yapılandırma sözleşmeleri de dikkate alınıp bu yönden gerekirse bilirkişi incelemesine de başvurulması suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3166, K. 2025/3699, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3166
Karar No
2025/3699
Tarih
30 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/3170 K.2025/11237
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/3176 K.2025/11236
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/3181 K.2025/11547
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/3184 K.2025/11552
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/3185 K.2025/14147
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3195 K.2025/5136

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.