KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/3381 E., 2025/2262 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2351 E., 2024/971 K.
- İlk derece mahkemesi
- Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/78 E., 2021/287 K.
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı kamu borçlusu K.Y.'nin vergi borcu nedeniyle müvekkiline 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 79/1 maddesine istinaden 07.04.2020 tarihli ve 10.291.770,84 TL tutarlı haciz ihbarnamesi gönderildiğini, hacir ihbarnamesine sehven itiraz edilmemiş olması nedeniyle kanun gereği borcun müvekkili zimmetinde sayıldığını ve 24.03.2021 tarihli ödeme emrinin gönderildiğini, müvekkilinin çalışanı olan borçlunun alacağının bulunmadığını, müvekkilinin ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ile bunun anlaşılabileceğini,
haciz ihbarnamesinde aynı zamanda borçlunun maaşından kesinti yapılmasının da bildirildiğini, ancak tebliğ edildiği tarihte borçlunun maaşı üzerinde başka hacizlerin de bulunduğunu, haciz sırasına göre ödeme yapılıyor olması nedeniyle davalı idareye yapılacak bir ödemenin bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, davalının önce alacağı net bir biçimde tespit etmek ve bu miktar kadar haciz ihbarnamesi göndermesi gerekirken bunu yapmayıp takip konusu tüm borç üzerinden gönderdiği haciz ihbarnamesinin usulsüz olduğunu, müvekkiline daha önce de haciz ihbarnamesi (13.10.2017) gönderildiğini,
bunlara verilen cevapta borçlunun alacağının olmadığını, maaş kesintisi yapılması için alacakların sıraya konulduğunun belirtildiğini, daha sonra gönderilen 28.09.2018 tarihli haciz ihbarnamesinde maaşına haciz konulduğunun bildirildiğini, önceki haciz ihbarnameleri ve müvekkilinin verdiği cevaplar gözetildiğinde borçlunun müvekkilinin çalışanı olduğunun davalının bilgisi dahilinde olduğunu, borçlunun durumunun sonradan değişmediğini, diğer bir ifadeyle davalının borçlunun müvekkilinden alacağı olmadığını bildiğini, dolayısıyla gönderdiği haciz ihbarnamesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek;
haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle, kamu borçlusu K.Y.'nin müvekkilinden alacağının olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 6183 sayılı Kanun'un 62. ve 79. maddeleri doğrultusunda gönderilen haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz edilmemesi nedeniyle davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin mevzuata göre işlem yapmış olması nedeniyle kusursuz olduğu ve davanın kabul edilmesi halinde, yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hesap uzmanı bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporda, davacının 2020 yılı ticari kayıtlarının incelenmesi sonucu dava dışı kamu borçlusunun davacının çalışanı olduğu, haciz bildirgesinin tebliğ edildiği 07.04.2020 tarihi itibariyle şirketten ücreti dışında herhangi bir alacağının olduğuna dair bir kayda rastlanmadığı, Nisan 2020 ayı ücretinden ise 1/4 oranında olduğu beyan edilen 1.213,00 TL'ninde icra kesintisi yapılıp sıralı dosyalarına ödendiğinin tespit edildiği,
buna göre haciz bildirgesinin tebliğ tarihi itibariyle şirketten ücreti dışında herhangi bir alacağının olmadığının anlaşıldığı, haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 7 günlük süre içinde itiraz etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve lehine vekalet ücreti verilmemesi gerektiğinden bahisle; davanın kabulüne, Karabük Vergi Dairesinin 07.04.2020 tarihli ve 10.291.770,84 TL bedelli haciz bildirisi nedeniyle; dava dışı kişi kamu borçlusunun davacının çalışanı olduğu,
haciz bildirisinin tebliğ tarihi olan 07.04.2020 tarihi itibariyle davacı şirketten ücreti dışında herhangi bir alacağının olmadığına ve talep edilen tutarın davacı nezdinde bulunmadığı ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının 7 günlük süre içinde itirazda bulunmaması nedeniyle borcun zimmetinde sayıldığını, davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davacının iddiasını ispatlayamadığını, eksik araştırmayla karar verildiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanun'un 79/4 maddesi kapsamında menfi tespit istemine ilişkindir. Temyiz edenin sıfatına, tacir olan davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi aracılığı ile yapılan inceleme sonucunda haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle davacının dava dışı kamu borçlusuna maaş dışında borcunun olmadığının ve davacı tarafça davalının maaş üzerindeki hacizinin sıraya alındığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3381, K. 2025/2262, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama