KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/3785 E., 2025/3147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/566 E., 2024/1061 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/652 E., 2023/80 K.
Karar Metni
751 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının, davalı Belediyeye ait ... Sebze ve Meyve Hali ... nolu işyerini kiracı olarak sebze, meyve ve kuru meyve toptancılığı işi için kullanmakta iken 13.03.2018 tarihinde çıkan yangın sonucunda iş yerinde bulunan tüm demirbaş ve malların yandığını, yangın raporunda yangının katı atık tesisi ile toptancı hali arasındaki bağımsız yapıdan çıktığının tespit edildiğini, davalı Belediyenin yapı maliki olarak zarardan kusursuz sorumlu olduğunu, iş yerindeki malların ve değerlerinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, 398.824,07 TL tazminatın yangın tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; arabuluculuk dava şartının yerine gelmediğini, olayda kusuru olması muhtemel Çanakkale Katı Atık Yönetim Birliği ile katı atık toplama ihalesi müteahhidi olan ... firmasının davaya dahil edilmesi gerektiğini, kusur oranları tespit edilip buna göre hüküm kurulması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi gereğince yapı maliki olan davalının davacının yangın sebebiyle uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle; "bilirkişi raporundaki tespitler ve davacının kusur durumu (%75) dikkate alınarak" davanın kısmen kabulü ile 398.196,43 TL tazminatın yangın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
Davalı vekili; arabuluculuk dava şartı sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının kusurunun daha yüksek olduğunu, %25 kusur oranının değerlendirilmediğini, sigorta şirketinin hazırladığı rapor ile dosya içindeki rapor çeliştiğinden çelişkinin giderilmesi gerektiğini, olayda kusuru olduğu düşünülerek davanın ihbar edildiği ... Katı Atık Yönetim Birliği ile ... firmasın yönünden hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, tüm önlemleri alan davalı Belediyeye %75 kusur izafe edilmesinin ve hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, meydana gelen yangın sebebiyle uğranılan zararın yapı malikinin kusursuz sorumluluğu hükümleri uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun;) 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Eldeki davada; mahkemece hükme esas alınan 26.04.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalının %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen Mahkemece maddi hata yapılarak gerekçenin son paragrafında davacının kusur durumu parantez içinde %75 olarak belirtilmiş, 29.08.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda yanan malların kaydi değerinin toplam 398.196,43 TL olduğu belirtilmekle Mahkemece gerekçede kusur durumu dikkate alınarak karar verildiği belirtilmesine rağmen hesaplanan tüm tazminat tutarı üzerinden hüküm kurulduğu görülmekle hem gerekçe içinde, hemde hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmakla, usul ve kanuna aykırı olan kararın bozulması gerekmiştir.
3. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3785, K. 2025/3147, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama