KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/416 E., 2025/1304 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/232 E., 2023/353 K.
- Dava tarihi
- 17.04.2014
Karar Metni
901 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Mahkeme kararı davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat Merve Dilek'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'de Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; ortak murislerinin müvekkillerini mirastan mahrum bırakmak amacıyla taşınmazlarının büyük bir bölümünü davalıya satış gibi göstermek suretiyle devrettiğini, murisin vefatından sonra müvekkillerinin davalı aleyhine muvazaa nedeni ile dava açmak istediklerini ancak davalının anlaşma yoluna giderek 10.04.2012 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, bu sözleşme içeriğine göre davalının altı adet daireyi müvekkillerine vermeyi aksi hâlde bu dairelerin yaklaşık bedeli olan 900.000,00 TL’yi ödemeyi taahhüt ettiğini ancak edimini yerine getirmediğini, sözleşmedeki bedelin tahsili için başlatılan icra takibine haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, vâki itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalıvekili; zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, temerrüdün gerçekleşmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli kararıyla; davalının temerrüte düşürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 19.09.2018 tarihli kararıyla; davacının icra takibi yapmak ve eldeki davayı açmak ile davalıyı temerrüde düşürdüğü, davacının sözleşmeye dayanarak ihtar çekmeden de talepte bulunabileceği, Mahkemece taraflar arasındaki 10.04.2012 tarihli sözleşmenin geçerli olup olmadığı ve sözleşme hükümleri incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin resmî şekilde yapılmamış olması nedeniyle geçersiz olduğu, sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında yerine getirilen edimlerin iadesi istenebilirse de taraflar arasında yerine getirilmiş bir edim bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairenin 14.12.2020 tarihli kararıyla; taraflarca imza altına alınmış olan 10.04.2012 tarihli sözleşmede her ne kadar 6 adet dairenin tapularının davacılara verileceği yazılı olup tapulu taşınmazların devrine ilişkin hükümler içermekte ise de sözleşmenin son paragrafında “..ben ... ise bu sözleşmeye göre kız kardeşlerime vermeye söz verdiğim 6 adet daireyi vermediğim taktirde bu dairelerin yaklaşık bedelleri olan 900.000 TL yi iş bu sözleşmenin imzalandığı tarihten geçerli faizi ile birlikte kardeşlerim ...,
... ve Seher Öztaş ödemeyi kabul ve taahhüt ederim” şeklinde davacıların alacağı bedel hasredilmiş ve davacılar da bu bedelin tahsilini istemiş olup davacıların takip dosyasında talep ettikleri asıl alacak ve faiz istemi ile dosyadaki bilirkişi raporu da dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Direnme Kararı
Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.02.2022 tarihli kararıyla; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2023 tarihli kararıyla; davalının, davacı olan kız kardeşlerine ya taşınmazları devretmeyi ya da bedellerini ödemeyi taahhüt ettiğinden, davaya konu edilen bedelin cezai şart olduğundan ve geçersizliğinden bahsedilemeyeceği, davalının ayrı ve açıkça taahhüt ettiği anılan bedelden sorumlu olduğu, hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında belirtilen kararıyla; davaya konu edilen bedelin sözleşme ile taahhüt edilen bedel olduğu, işlemiş faizin tespiti hususunda bilirkişiden alınan raporda sözleşme tarihinden takip talebi tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 158.850,00 TL olarak hesaplandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, alacak miktarı likit olduğundan davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüyle, davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile,
900.000,00 TL asıl alacak ve 158.850,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.058.850,00 TL üzerinden takibin devamına, bu hususta fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 180.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Mahkemece, gerekçeli mesleki mazeretinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, Mahkemenin davayı kabul gerekçesinin eksik incelemeye dayalı ve dosya kapsamına da aykırı olduğunu, tehdit ve şantajla imzalatılan sözleşmenin gerek irade fesadı gerekse geçerlilik şartı olan resmi şekle uyulmaması nedeniyle geçersiz bulunduğunu, TMK 2. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere dosya kapsamına nazaran temerrüt icra takip tarihi itibariyle gerçekleşmiş sayılacağından, davacının işlemiş faiz talebinin ve icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesini gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının yeniden incelenemeyeceğinin anlaşılmasına göre de, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/416, K. 2025/1304, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama