KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1407 E., 2025/5272 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2599 E., 2025/74 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/133 E., 2024/323 K.
Karar Metni
985 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin müteveffa eşi.........nın karın ağrısı ve mide yanması şikayetiyle davalı hastaneye başvurduğunu, diğer davalı doktor ...'nın hastanın safra kesesi ameliyatı olması gerektiğini belirttiğini, ancak müvekkiline ve müteveffa eşine ameliyat hakkında gerekli ve detaylı açıklamalar yapmadığını, oluşabilecek komplikasyonlardan bahsedilmediğini, müteveffanın davalı doktor ile görüştüğü 12.10.2021'den ameliyat günü 15.10.2021 tarihine kadar kullandığı kan sulandırıcı ilaç bıraktırılıp kan sulandırıcı iğne yaptırıldığını,
ameliyat günü hastane koridorunda davalı doktorun sekreteri tarafından müvekkilinin ve müteveffanın okumalarına fırsat verilmeden apar topar ayaküstü birkaç sayfa evrak imzalattırıldığını ve 15.10.2021 tarihinde saat 13:30'da davalı doktor tarafından kapalı safra kesesi ameliyatının gerçekleştirildiğini, ameliyattan sonra davalı doktorun müteveffayı sadece bir kez kontrole geldiğini, aynı gün saat 19:20 sularında müteveffanın nefes darlığı yaşamaya başlayıp fenalaşması üzerine müvekkilinin hemşireyi çağırdığını, hemşire müteveffanın tansiyonunu ölçmeye çalışırken,
reanimasyon yoğun bakım doktorunun içeri girdiğini ve hemişere ile tartışması nedeniyle müteveffanın uzun süre bekletildikten sonra yoğun bakıma alındığını, 16.10.20 21... :00'da davalı doktorun müvekkiline müteveffanın iç kanama geçirdiğini, bu nedenle açık ameliyat yapması gerektiğini belirtmesi üzerine ise davalı doktor tarafından bir açıklama yapılmadan hızlıca ikinci kez ameliyata alındığını,16.10.2021 tarihi saat 18:00'da davalı doktor tarafından müvekkilinin arandığını, davalı hastanede yeterli ekipmanların ve aletlerin olmaması nedeniyle müteveffanın ... ... ve ...
Hastanesine gönderdiğini söylediğini, müteveffanın ... .... ve ...
Hastanesinde 50 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 05.12.2021 tarihinde vefat ettiğini, ölüm nedeni olarak da septisemi tanımlanmadığını, akut böbrek yetmezliği, cerrahi uygulama, tanımlanmamış sonrası anormal reaksiyon veya geç komplikasyon şeklinde ölüm belgesi düzenlendiğini, davalı doktor tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davalı doktorun kusurlu hareket ettiğini, özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı hastanenin tıbbi ekipmanlarının arızalı ve eksik olması nedeniyle sorumluluğunu yerine getirmediğini, davalı hastanenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek;
müvekkili tarafından yapılan 6.243,00 TL tedavi giderleri, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla 100,00 TL cenaze giderleri ve 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 05.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkili doktorun, müteveffa ve yakınlarına ameliyata dair kanuni zorunluluk olan gerekli aydınlatmaları yaparak yaşanabilecek risklerin bildirildiğini, hastanın geçerli rızasının alındığını, müteveffanın ameliyat öncesinde hastalık geçmişi ve güncel sağlık durumu göz önüne alınarak tıbbi gerekliliklere uygun şekilde ilaç tedavisi gerçekleştirildiğini, hastanın tedavi geçmişi dolayısıyla kardiyoloji konsültasyonu alındığını, düşük kardiyak risk rapor edildiğini, kişinin güncel sağlık durumu ve tedavi geçmişi göz önüne alınarak tıbbi gereklilikere uygun olarak ameliyat öncesinde gerekli ilaçların verildiğini,
gerçekleştirilen ameliyatın başarılı sonuçlandığını, ameliyat sonrası gerekli muayenelerin müvekkili doktor tarafından yerine getirildiğini, ameliyat sonrasında gerçekleşen komplikasyon sonrası ikinci bir ameliyat gerektiği tespit edilmesi üzerine mütevaffanın ailesine durum bildirilip, gerekli bilgilendirme yapılarak tekrar ameliyata alındığını, ikinci ameliyata sebep olan kanamaya dair komplikasyonun hastaya yapılan ilk ameliyatta görülen en sık üçüncü komplikasyon olduğunu, müvekkili doktorun kusuruna dayalı bir komplikasyon gerçekleşmediğini, müvekkili hastanenin tıbbi ekipmanlarının yetersizliği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu,
müteveffaya yapılan muayene, tetkik, teşhis ve müdahalelere dair tüm işlemlerin tıbbi gereksinimlere uygun olarak tıbbi ekipmanlarla gerçekleştirildiğini, müvekkili hastanenin herhangi bir kusuru bulunmadığını, müteveffanın ölümü tarihinde 80 yaşında olduğunu, eşine veya çevresine destek olabilecek ekonomik durumda olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla. Adli Tıp Kurumu (ATK) ve ....
Üniversitesi Hastanesinden alınan birbiri ile uyumlu raporlarda; davaya konu ameliyat öncesinde preoperatif anestezi değerlendirmesinin yapıldığı, kardiyoloji konsültasyonu istendiği, laparoskopik kolesistektomi ameliyatı ardından takipte solunum yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma alındığı, karın içi kanama şüphesiyle yeniden ameliyata alındığı, kanamanın kolesistektomi ameliyatından sonra her türlü özen ve dikkate rağmen gelişebilecek komlikasyonlardan olduğu, ikinci ameliyatta kanamaya müdahale edildiği, komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, davacı ve müteveffadan onam formlarının alındığı,
imzalanan onam formlarında detaylı bilgilerin mevcut olduğu, müteveffaya davalı hastanede 15.10.2021-16.10.2021 tarihlerinde yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası tespit edilmediği, gerek hemşire gerek yoğun bakım doktoru gerekse cerrah tarafından bu durumun usulüne uygun yönetildiğini ve kusurlarının bulunmadığının bildirildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, hükme esas alınan raporlarda bilirkişilerce davalı doktor tarafından müteveffanın ameliyat öncesi kullandığı ilacın değişimine ilişkin değerlendirme yapılmadığını, kapalı ameliyat ve açık ameliyat yapılması hususunun değerlendirilmediğini, müvekkili ve müteveffanın imzalamış olduğu rızaya ilişkin evrakların Anayasa'ya aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, davalı tanıklarının beyanlarının kendi arasında çelişkili olduğu, davalı tanığı ... beyanları ve hastane epikriz raporunun dava dilekçesi ile örtüştüğünü, bilirkişi raporunda müteveffanın akşam 19:00-05:00 arasında neden ameliyata alınmadığı ve fenalaşması ile operasyon arasındaki geçen zamanınki komplikasyon oluşmasında etkisinin olup olmadığının tartışılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayanan maddive manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi raporlarının birbiri ile uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kanamanın kolesistektomi ameliyatından sonra her türlü özen ve dikkate rağmen gelişebilecek komplikasyonlardan olduğu, komplikasyon yönetiminin uygun olduğu ve davalı doktorun kusurunun bulunmadığı, davacı ve müteveffadan alınan onam ve formlarda gerekli bilgilerin yer aldığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1407, K. 2025/5272, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama