KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1466 E., 2025/5809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/733 E., 2023/108 K.
Karar Metni
1.272 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davacı vekili ve davalılar ..., ... vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu 91 bağımsız bölümden oluşan belediye iş hanının Bingöl Belediye Meclisinin 02.10.2006 tarihli kararına istinaden Belediye Encümeninin 10.10.2006 tarihli kararı ile satışa çıkarıldığını, 11.12.2006 tarihinde ihale ile aralarında iş ortaklığı sözleşmesine bağlı olarak (... ve ... %30, ... %30, ... %40 olarak) davalılar tarafından satın alındığını, ancak taşınmazın ihale yoluyla satılmasına ilişkin ihale komisyonu kararının İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildiğini, davalılara öncelikle ihale bedeli ve taşınmaz satışına ilişkin tapu harçlarının ödendiğini,
işlemin iptaline karar verilmesiyle yolsuz tescil niteliğini taşıyan tapu kayıtlarının iptali ve müvekkil belediye adına tescili için davalılar aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığını, davanın kabulüne karar verilerek davalılar adına kayıtlı 66 bağımsız bölümün müvekkili adına tescil edildiğini, davalıların elden çıkardığı 25 taşınmazla ilgili açılan davaların da kabulüne karar verilerek kararların kesinleştiğini, komisyon kararının iptali ile birlikte ihale sözleşmesinin baştan itibaren tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalktığını, dolayısıyla bahse konu tarihte belirlenen ihale satış bedelinin de dava konusu taşınmazın geçerli,
gerçek ve doğru tespit edilebilmiş bir satış bedeli olmadığını, taşınmazın bedeli olarak nitelendirilemeyecek ve iptal edilen bir satış bedeli üzerinden davalıların açmış oldukları Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin tazminat konulu 2013/312 Esas sayılı davasını kabul etmemekle birlikte mahkemenin aksi görüşte olması ve aksi yönde hüküm kurması durumunda mahkemenin kabul edeceği miktardan; davalıların dava konusu iş hanını ihale sonucu kendi adlarına tescil ettirdikleri tarihe kadar dava konusu taşınmazdan elde ettikleri tüm gelirlerin takas ve mahsubu gerektiğini, ileri sürerek;
davalıların, taşınmazın adlarına tescil edildiği tarih ile müvekkili adına tescil edildiği tarihe kadar elde ettikleri tüm gelirlerin denkleştirici adalet kuralı ve hakkaniyet ilkesi doğrultusunda tespiti ile davalıların açtıkları tazminat davasında hükmedilecek miktardan takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiş.
09.02.2015 havale tarihli dilekçesi ile takas ve mahsup talepli davalarını alacak davası olarak ıslah ettiklerini beyan ederek, şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini istemiş. 13.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını tutarak 1.000,00 TL olarak açmış oldukları alacak dava değerini 4.752.832,60 TL'ye arttırdıklarını belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı Belediyenin taşınmazı ihaleye açarken ihale koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmek zorunda olduğunu, müvekkillerinin bunu bilebilecek durumda olmadıklarını ve taşınmazın satın alınmasında iyi niyetli olduklarını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.10.2021 tarihli kararıyla; davacı tarafça sunulan 09.02.2015 havale tarihli dilekçe ıslah dilekçesi olarak verilmiş ise de, dilekçede herhangi bir değer artırımının veya ıslaha uygun bir talep değişikliğinin söz konusu olmadığı, ayrıca bu ıslahı geçerli kılan harç işlemlerinin de mevcut olmadığı,
bu dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği, 13.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında davacı kurumun talep edebileceği tek gelir kaleminin kira geliri olduğu ve mahrum kalınan kira geliri olarak en son tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen 687.592,66 TL alacağın Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1 E. sayılı dosyasında hüküm altına alınan toplam borçtan mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulü ile davacının 687.592,66 TL alacağının dava tarihi olan 10.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1 E. sayılı dosyasında hüküm altına alınan toplam borcundan mahsubuna, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 03.03.2022 tarihli ilamla; davacının 09.02.2015 havale tarihli dilekçesi davanın tamamen ıslahı niteliğinde olup davacının takas mahsup talebini alacak olarak ıslah ettiği, Mahkemece belirlenen alacağın davacının başka dosyadan olan borcundan mahsubuna hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı, ıslah işlemi Kanun gereği ikinci kez yapılamayacağından, 13.09.2021 tarihli ıslah işleminin yok hükmünde sayılması gerektiği, yok hükmünde olan ıslah işlemine değer verilerek kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmeksizin, karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı İdarenin talep edebileceği tek gelir kaleminin kira geliri olduğu, 13.09.2021 tarihli ıslah işleminin yok hükmünde olduğunun kabulü ile dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, ayrıca davacı vekilince her ne kadar davalılar ... ve... tarafından kararın temyiz edilmediği ve kararın bu davalılar yönünden kesinleştiği iddia edilmişse de, bozma ilamı ile davacı tarafından verilen ikinci ıslahın yok olduğunun tespit edildiği,
bu yönüyle davacı tarafından tüm davalılar yönünden verdiği 13.09.2021 tarihli ıslah dilekçesinin yok hükmünde olduğu, açık yasa hükmü gereği kamu düzenine aykırılık oluşturacak şekilde usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği, her ne kadar ikinci kez verilen ıslah dilekçesinin yok hükmünde olduğu kabul edilse de, davacının iradesi alacak taleplerini davalıların payları oranında talep etmek yönünde olduğundan, taleple bağlı kalınarak davalıların payları oranında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL alacağın;
%15 hissesine tekabül eden 150,00 TL'nin...'dan, %15 hissesine tekabül eden 150,00 TL'nin ...'dan, %30 hissesine tekabül eden 300,00 TL'nin ...'dan, %40 hissesine tekabül eden 400,00 TL'nin ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
IV. TEMYİZ
Dairenin 21.11.2024 tarihli ilamıyla; özellikle satışa konu taşınmazın davalıların zilyetliğinde bulunması halinde, para faizsiz yer kirasız ilkesinin gözetilmesi gerekmesine göre; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, satışa konu taşınmazın davalılar adına tescil edildiği tarih ile davacı ... adına tescil edildiği tarihe kadarki dönemde dava konusu taşınmazlar geçerli bir satışa istinaden davalılar uhdesinde bulunduğundan kötü niyetli şagil olmadığı anlaşılmakla, davacının davaya konu ettiği dönemde davalılardan talepte bulunması mümkün olmadığı,
Mahkemece verilen 05.10.2021 tarihli kararın ihtiyari dava arkadaşı olan davalılardan sadece ... ve ... tarafından temyiz edildiği görülmekle, Mahkemece kurulacak hükümde davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek davanın bu davalılar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
1.Davacı vekili; davanın kira alacağı değil davalıların taşınmazı hukuka aykırı olarak ellerinde tuttukları süre içerisinde elde ettikleri tüm gelirlerin tahsili istemine ilişkin olduğunu, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş olmasına rağmen Mahkemece toplam alacağın tespitine karar verilmeden, fazlaya ilişkin hakların reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, ıslah dilekçesi ile dava konusu bir bütün olarak değişmişse de davanın belirsiz alacak davası olma niteliğini koruduğunu, bu nedenle ikinci dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak değil talep artırım dilekçesi olarak kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar ... ve ... vekili; davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığını, müvekkilleri ile diğer davalılar arasında dava arkadaşlığı söz konusu olup verilen kararın hepsine sirayet etmesi gerektiğini, Yargıtay bozma ilamı ile davacı tarafından verilen ikinci ıslahın yok olduğunun tespit edildiğini, bu yönüyle davacı tarafından tüm davalılar yönünden 13.09.2021 tarihli ıslah talebinin yok hükmünde olduğunu, açık yasa kükmü gereği kamu düzenine aykırılık oluşturacak şekilde usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Satışa konu taşınmazın davalılar adına tescil edildiği tarih ile davacı ... adına tescil edildiği tarihe kadarki dönemde taşınmazlar geçerli bir satışa istinaden davalılar uhdesinde bulunduğundan ve davalılar kötü niyetli şagil olmadığından davacının davaya konu ettiği dönemde davalılardan talepte bulunmasının mümkün olmadığı, bu durumda Mahkemece verilen 05.10.2021 tarihli kararın ihtiyari dava arkadaşı olan davalılardan sadece ... ve ... tarafından temyiz edildiği görülmekle, Mahkemece kurulacak hükümde davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek davanın bu davalılar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1466, K. 2025/5809, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama