KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/730 E., 2025/6011 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2739 E., 2024/2059 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/30 E., 2023/198 K.
Karar Metni
880 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dahili davalılar vekili tarafından duruşma istemli, davacı vekili tarafından katılma yoluyla duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile dahili davalılar vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine ortak arsa alımları nedeniyle verilen ve iade edilmeyen para alacağı gerekçesiyle Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2015/16584 Esas sayılı dosyası ile 14.600.000,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan bu icra takibinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını ve haksız olduğunu, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını ileri sürerek;
icra takibinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını, icra takibinin iptaline ve davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş, davacı dava dilekçesinde 14.600.000 TL olarak gösterdiği dava değerine yönelik olarak, 07.09.2016 tarihinde verdiği dilekçesinde;
davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddeleri uyarınca kısmen ıslah edilerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek 25.000,00 TL üzerinden ıslah harcını yatırmış, ancak dava dilekçesindeki miktar olan 14.600.000,00 TL üzerinden eksik kalan 249.331,50 TL harcı 28.03.2017 tarihinde ikmal ederek davanın bu miktar üzerinden kabulünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının takibe konu borcu ödediğine ilişkin davasını ispatla yükümlü olduğunu, davacının .... Polis .... Amirliğinde 10.11.2015'te verdiği ifadede müvekkilini tanıdığını, kendisinden borç alarak İstanbul'da bir arsa satın aldığını beyan ettiğini, bu ifadeye konu borcun davacı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla.
HMK'nın 307 ve devamı maddeleri kapsamında davacının ıslah dilekçesi adıyla fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak verdiği talep daraltma dilekcesindeki talebin gerçek bir feragat beyanı olmadığı, ayrıca yargılamaya devam edildiği sırada davacı tarafından eksik harcın 28.03.2017 tarihinde 14.600.000,00 TL üzerinden ikmal edildiği dikkate alındığından, davada bu değer esas alınarak karar verilmesi gerektiği, dava menfi tespit isteğine ilişkin olup, davanın niteliği gereği icra takibine konu alacağı ve miktarını davalı/alacaklının ispatlaması gerektiği, davalının delil olarak ...
Polis ..... Amirliğinde 10.11.2015 tarihinde davacının vermiş olduğu ifadeye dayandığı, kural olarak mahkeme dışı ikrarın, kesin bir delil olmayıp, takdiri delil niteliğinde olduğu, mahkeme dışı ikrarın bir belge ile ispat edilebilirse kesin delil hükmünde olacağı, davalı alacaklının icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarını yazılı delil ile ispat edemediği,
yemin delilinin hatırladığını ancak davacıya yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettikleri gerekçesiyle davanın kabulüne, Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2014/16584 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; karar tarihinde tarafların ayrı ayrı sözlü yargılama ve hüküm için ayrı bir duruşma günü tayinine gerek yoktur şeklinde beyanda bulundukları, davalının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği, davacı vekilinin 07.09.2016 tarihli dilekçesinde feragat edilen kısmın açıkça belirtilmediği, dilekçedeki beyanların kayıtsız şartsız olmadığı,
davacının beyanının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/21-2515 E., 2018/1391 K. sayılı ilamında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere feragat veya talep daraltma dilekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, harcın tamamlandığı ve sonrasında da harç iadesinin istenmediği anlaşılmakla Mahkemece davacının dilekçesinin davadan kısmi feragat olarak nitelendirilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ispat yükü üzerinde olan davalı alacaklı tarafından icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarının HMK'nın 200 ve devamı maddeleri kapsamında yazılı delil ile ispat edilemediği,
yemin delilini kullanmadıkları, alacağın varlığı ve miktarının davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının herhangi bir delil olmadan müvekkili aleyhine yüklü miktarda takip başlattığını ileri sürerek, kararın bu yönden düzelterek onanmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili; davacının 07.09.2016 tarihli dilekçesinin kısmi feragat niteliğinde olduğunu, buna ilişkin pek çok güncel nitelikte emsal karar bulunduğunu, delil olarak dayanılan ve ikrar içeren imzalı kolluk ifade zaptının celbinin talep edilmediğini ve olayla alakalı herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın borçlu davacının iddialarının doğru kabul edildiğini, davacının müvekkilinden almış olduğu borcu ödediğini yazılı belge ile ispatlaması gerekirken ödemeyi gösterir yazılı delil sunmadığı halde ve bu konuda açık ikrarı bulunduğu dikkate alındığında hukuka aykırı şekilde aleyhe hüküm verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, davacının 07.09.2016 tarihli dilekçesinin kısmi feragat niteliğinde olmadığının, menfi tespit davasında ispat yükü üzerine düşen davalının alacaklı olduğunu ispatlayamadığının, salt icra takibi başlatılmış olmasının kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli olmayıp ayrıca davalının kötüniyetinin ispatlanması gerektiğinin ancak davacının bu hususu ispatlayamadığının anlaşılmasına göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/730, K. 2025/6011, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama