KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2008/11331 E., 2010/8367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç(lar)
- Yaralama, tehdit, aile bireylerine kötü davranma
- Hüküm(ler)
- Hükümlülük
- Tebliğnamedeki istek
- Bozma
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanın oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedneleryerinde görülmemiştir.
1-Katılanın, hiçbir ifadesinde eşi olan sanığın kendisini tehdit ettiğini ileri sürmemesi, sanığın oğlu olan tanık ...'ın, önceki ifadelerinden farklı olarak Cumhuriyet Savcısına verdiği 17.11.2005 tarihli ifadesinde sanığın, "bu evden ya gönüllü gideceksiniz, ya da ben sizi zorla göndermesini bilirim" dediğini ifade etmesi, duruşmada ise bu ifadesine, "bu evden gidin" demek istediğini anlatma şeklinde açıklama getirmesi,
katılanın kardeşi olan tanık ...'un, ilk ifadesinde tehdit eyleminden bahsetmemesine rağmen, duruşmadaki anlatımında olayı görmediğini, ancak katılanın, "sanığın kendisini dövdüğünü, evden kovduğunu, bu evden gideceksin, yoksa elimden kötülük çıkacak" dediğini ifade etmesi, sanığın da suçlamaları reddetmesi karşısında ; katılan ve tanıklar yöntemince yüzleştirilip, sanığın tehdit içeren söz söyleyip söylemediği, söylemişse hangi sözü söylediği araştırılıp tartışılmadan, sanığın, "bu evden ya gönüllü gidersin ya da elimden kötülük çıkacak" dediği kabul edilerek eksik inceleme sonucu hükümlülük kararı verilmesi,
2-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim uygulanmama gerekçesi olarak "sanığın olaydan sonraki davranışları ile pişmanlığını ortaya koyan davranışlarda bulunmaması, yargılama sürecinde pişmanlık duyduğu hususunda olumlu kanaatin oluşmaması" gösterilirken, aile bireylerine kötü davranma suçundan hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın, aynı yasanın 50. maddesi gereğince adli para cezası tedbirine çevrilmesi sırasında diğer nedenler yanında "yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa", dayanılarak takdirde çelişkiye düşülmesi,
3-Tehdit ve kasten yaralama suçlarında, seçimlik cezalardan, hürriyeti bağlayıcı cezaya göre daha lehe olun adli para cezasının tercih edilme nedeni olarak "aile birliğinin yeniden tesis edilebilme olasılığının ortadan kalkmış olması, tarafların bir araya gelmelerinin mümkün olamayacağı" şeklinde yasal olmayan gerekçeler yanında "sanığın kişiliği ve suçun işleniş özellikleri"ne dayanılmasının yanında, alt sınırdan uzaklaşılarak verilen adli para cezalarında "sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlenme amacı"nın yanında yine "suçun işleniş şekline, dayanılarak takdirde çelişki meydana getirilmesi,
4-5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken maddenin 1 .fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla, aynı Yasa'nın 3.maddesinm 1.fıkrasındaki " suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur " şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirilip, denetime olanak verecek somut gerekçeler gösterilerek, uygulanacak kanun maddesinde yer alan cezalarda alt ve üst sınırları arasında taktir hakkının kullanılması zorunluluğuna uyulmayarak, "suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu, suçların işlenme amacı"şeklindeki soyut, hukuki dayanaktan yoksun ve yasadaki ifadelerin tekrarlanması suretiyle temel cezaların asgari sınırın üzerinde belirlenmesi,
5-Kolluk tarafından yapılan araştırmaya göre ; çiftçilik yapan, yıllık geliri 10-15 bin TL civarında olan sanık hakkında, aynı gerekçelere dayanılarak, adli para cezasının günlüğünün tehdit ve aile bireylerine kötü davranma suçlarında 50 TL, kasten yaralama suçunda ise 70 TL olarak belirlenmesi suretiyle takdirde çelişki oluşturulmasının yanında, dosyadaki kanıtlara uyumlu olmayacak şekilde adli para cezasının bir gün karşılığının asgari sınırın üzerinde tespit edilmesi,
6-Kasten yaralama suçunda 450 gün adli para cezası verilip bir gün karşılığı adli para cezasının 70 TL olarak belirlenmesinden sonra sonuç olarak 31.500 TL adli para cezası yerine, 22.500 TL adli para cezasına hükmolunarak hesaplanmda hata yapılması,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2008/11331, K. 2010/8367, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama