KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2010/12122 E., 2010/9866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2010
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma
Mühür bozma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/01/2010 tarihli ve 2009/10998 soruşturma, 2010/823 esas, 2010/303 sayılı iddianamenin, şüphelinin ifadesinin alınmadığından bahisle iadesine dair Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/02/2010 tarihli ve 2010/66 sayılı kararma karşı itirazın reddine ilişkin mercii Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/02/2010 tarihli ve 2010/94 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 08.04.2010 gün ve 2010/22021 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2010 gün ve 2010/90462 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, şüphelinin beyanlarının alınmaması iddianamenin iadesi sebebi olarak gösterilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa.
Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu, somut olayda şüphelinin ifadesinin alınması amacıyla hazır edilmesi için yazılan yazılara adresinden ayrıldığından temin edilemediğine dair cevaplar verildiğinin anlaşılması karşısında, şüphelinin savunması dışındaki delillerin toplandığı ve toplanan delillerin şüpheli hakkında dava açılması için yeterli olduğu gözetilmeksizin, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 174/1 maddesinde.
"Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a)170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b)Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c)Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Aynı Yasanın 170/3 maddesinde.
"Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a)Şüphelinin kimliği, b)Müdafii, c)Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d)Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e)Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f)Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g)Şikâyetin yapıldığı tarih, h)Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i)Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j)Suçun delilleri, k)Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir." hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli ... hakkında, sayaçtaki mührü bozarak elektrik kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan araştırmalara göre şüphelinin, bilinen ev ve işyeri adreslerini terk ettiği ve savunmasının fiili olanaksızlık nedeniyle saptanamadığı görülmektedir.
5271 sayılı C.Y.Yasasının 170/2 maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa. Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Somut olayda iddianame, 5271 sayılı
C.Y.Yasasının 174/1-a maddesine dayanılarak iade edilemeyecektir. Şüphelinin ifadesinin alınmasına gerek bulunup bulunmadığının yasanın 174/1-b fıkrası yönünden de irdelenmesi gerekmektedir. 24.1.2010 tarihli iddianamede, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına dayanak oluşturan deliller arasında, abone kapatma formu, kaçak elektrik kullanma tespit tutanağı ve 8.12.2006, 26.4.2008 tarihli tutanakları düzenleyen görevlilerin anlatımları bulunmaktadır.
Yazılı nitelikteki bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/12122, K. 2010/9866, 12 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama