KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2010/20936 E., 2010/18912 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
Karar Metni
875 kelime·4 dk okuma
Tehdit suçundan sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a, 43/2, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2008 tarihli ve 2007/511 esas, 2008/491 sayılı kararının infazı sırasında, sanık tarafından.
Ağustos 2004-06/12/2004 tarihlerinde işlediği iddia edilen silâh zoruyla senet imzalatmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/la-c. maddesi gereğince 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2006 tarihli ve 2005/171 esas, 2006/172 karar sayılı hükmünün temyiz aşamasında olduğundan bahisle bu dosyadan tutuklu kaldığı 7 aylık sürenin, hâlen infazına devam edilen Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin anılan hükmü ile verilen 1 yıl 13 ay hapis cezasından mahsup edilmesi talebinin reddine dair, Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 09/02/2010 tarihli ve 2007/511 esas,
2008/491 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin 24/02/2010 tarihli ve 2010/132 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 27.06.2010 gün ve 42627 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2010 gün ve 165851 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, hükümlünün tutuklu kaldığı ve mahsup edilmesini istediği Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2006 tarihli ve 2005/171 esas, 2006/172 sayılı kararının temyiz edilmesi sebebiyle henüz kesinleşmemiş olduğu, bu suçun işlenme tarihinin Ağustos 2004-06/12/2004 olduğu, hâlen infaz edilmekte olan Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2008 tarihli ve 2007/511 esas, 2008/491 sayılı dosyasına konu suçun işlenme tarihinin ise 02/04/2007 olduğu, bu haliyle tutuklu kalman ve mahsup edilmesi istenen kararın kesinleşmesinden önce işlenmiş bir suçun bulunduğu,
Mülga 765 saydı Türk Ceza Kanunu'nun 40 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddelerinde belirtildiği üzere, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalman suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç ya da suçların işlenmesinin yeterli olacağı, tutuklu kalman suçun beraatle veya mahkûmiyetle sonuçlanmasının da mahsup işlemi için önemli olmadığı, keza mahkûmiyetle sonuçlanan kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle, Yargıtay incelemesi sonucunda beraat etme ihtimalinin hukuken mümkün bulunduğu,
böyle bir durumda ise infazı hâlen devam eden mahkum için telafisi imkansız sonuçlar doğabileceği cihetle, hükümlünün Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2006 tarihli ve 2005/171 esas, 2006/172 sayılı dosyasından tutuklu kaldığı sürenin Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2008 tarihli ve 2007/511 esas, 2008/491 sayılı ilâmından mahsubuna karar verilmesinin gerekmesi karşısında, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."denilmektedir.
Gereği görüşüldü; 5237 sayılı T.C.Y.'nın 63/1 maddesinde, "Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır." hükümleri yer almaktadır.
Y.C.G.K. 31.1.2006 tarih ve 2006/4-7 sayılı kararında yer alan "..................
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış bulunan 765 sayılı Yasanın 40 ve yine aynı tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 5237 sayılı Yasanın 63. madde hükümlerinin benzer düzenlemeleri içermesi nedeniyle, halen mahsup konusunda geçerliliğini koruyan 06.03.1940 gün ve 5-68 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, bu karardaki ilkeler doğrultusunda gelişen yargı kararları ve öğretideki görüşler birlikte değerlendirildiğinde, mahsuba karar verilmesi için, tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç veya suçların işlenmiş olması,
tutuklamaya neden olan suçta tutuklu kalınan sürenin ikinci suç nedeniyle verilen cezadan fazla olması veya ikinci suçun beraetle sonuçlanması gerekmektedir.
Burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi olup, bunun da temel nedeni, sanığın daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek, yeniden bir suç işlemesine engel olmak düşüncesidir …." biçimindeki açıklamalar ışığında tutukluluk veya diğer şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle özgürlükten yoksun kalınan sürenin, mahsubuna karar verilirken dikkate alınması gereken hususları, şöyle sıralayabiliriz:
1)Tutukluluk veya diğer şahsi hürriyeti sınırlayan hallerin, mahsup yapılacak mahkumiyete konu suça ilişkin olması zorunlu değildir. 2)Mahsuba konu mahkumiyete ait suç, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmelidir. 3)Tutukluluk kararı verilen suça ilişkin kamu davasının, mahkumiyet veya beraatle sonuçlanması mahsup kararı açısından önem taşımamaktadır.
İncelenen somut olayda, hükümlünün, 2.4.2007 tarihinde işlediği silahla tehdit suçundan kesinleşmiş mahkumiyet hükmündeki 1 yıl 13 ay hapis cezasının infazı sırasında Bursa 2Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/171 esas sayılı dosyasında tutuklu kaldığı sürenin mahsubuna karar verilmesi talebinde bulunduğu, Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, hükümlünün isteğini, sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin, Bursa 2Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/171-2006/172 sayılı dosyasında hükmolunan cezasından mahsubuna karar verildiği gerekçesiyle reddettiği görülmektedir.
Asliye ceza mahkemesinin infaza ilişkin 9.2.2010 tarihli bu kararına karşı hükümlünün yasal süresindeki itirazını inceleyen merci Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu kalınan suça ilişkin dosyanın Yargıtayda olması nedeniyle tutukluluk süresinin başka mahkemelerce mahsubuna karar verilip verilmediğinin belirlenemediği ve Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasında da mahsup kararı verildiği için hak kaybının sözkonusu olmadığını belirterek itirazın reddine karar vermiştir.
Mahsubun, tutuklu kalınan suça ilişkin dosyada yapılması zorunlu değildir. Mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suça ilişkin hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi yeterlidir. İncelenen somut olayda tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen mahkumiyet kararı henüz kesinleşmemiştir. Silahla tehdit suçu, tutuklu kalınan silahla senet imzalatma suçuna ilişkin kararın kesinleşmesinden önce işlenmiştir.
5237 sayılı T.C.Y.'nın 63. maddesindeki koşulun gerçekleştiği açıktır. Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin kararı hukuka aykırıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/20936, K. 2010/18912, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama