Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2023/13140 E. , 2023/24733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/522 E., 2021/1042 K. SUÇ : Hakaret KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci madd
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2023/13140 E. , 2023/24733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/522 E., 2021/1042 K. SUÇ : Hakaret KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına dair Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.01.2018 tarihli ve 2016/123 Esas, 2018/106 Karar sayılı kararının 23.03.2018 tarihinde kesinleştirilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 04.02.2019 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1.120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/715 Esas, 2021/582 Karar sayılı kararına karşı katılan vekili tarafından yapılan itiraz üzerine duruşma açılarak genel hükümlere göre yapılan yargılama neticesinde, anılan suçtan sanığın 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1.120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli ve 2021/522 Esas, 2021/1042 Karar sayılı kararının bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 gün ve 2023/63661 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2 nci madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2 nci maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2 nci maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2 nci maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, sanığa tebliğ edildiğine dair tebligat parçasının dosya içerisinde bulunmadığı gibi UYAP sistemi üzerinden yapılan PTT sorgulamasında da rastlanılmadığı, dolayısıyla sanığa tebligat işlemi yapılmadan kesinleştirme işleminin yapıldığı cihetle, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir" Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur." ve onbirinci fıkrasında ise; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelere göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usulüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi halinde hüküm açıklanacaktır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükümlerine yer verilmiştir. İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında 26.01.2018 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığa 20.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği gözetildiğinde, kararın sanığa henüz tebliğ edilmeden kesinleştirilmesinin yapıldığı ve denetim süresinin başlamadığı gözetilmeden, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle ihbar üzerine 05.11.2021 tarihinde açıklanan kararın hukuken bir geçerliliği yoktur. Hukuki değerden yoksun bulunan kararın, kesinleşerek hukuk dünyasında sonuç doğurması söz konusu olmayıp, koşulları gerçekleşmediğinden kanun yararına bozma incelemesi sonucu Yargıtay tarafından bozulmasının da mümkün olmadığı ve hükmün hukuki değerden yoksun olduğunun tespitiyle yetinilerek kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2023 tarihinde karar verildi.