Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2024/5344 E. , 2024/9453 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2016/20 E., 2016/259 K. SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, görevi yaptırmamak için direnme suçundan
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2024/5344 E. , 2024/9453 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2016/20 E., 2016/259 K. SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 02.04.2024 tarihli, 2021/24825 Esas ve 2024/4289 Karar sayılı onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.05.2024 tarihli ve KD-2016/386859 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı; Aşağıda yer verilen nedenlerle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesi uyarınca sanık lehine görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulu mahkumiyet hükmünün de bozulması gerektiğinden bahisle itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmiştir. Olay akşamı sanığın alkollü bir şekilde elinde bıçak ile etrafa zarar verdiğinin ihbarı üzerine, müşteki polis memurlarının olay yerine gittikleri, sanığı elindeki bıçağı bırakması için uyardıkları ancak sanığın elindeki bıçağı bırakmayarak kaçmaya başladığı, müştekiler tarafından havaya ateş edildiği ve daha sonra sanığın biber gazı ve jop ile etkisiz hale getirildiği ve bu sırada müştekilere hitaben "siktirin gidin” diyerek hakaret ettiği iddiasıyla açılan kamu davası sonucunda yerel mahkemece sanığa hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından en üst hadden cezalar uygulanarak ceza verilmiştir. Dairenin hakaret suçuna ilişkin bozma gerekçesi "...sanığın savunması, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın polis memurlarına "S.. gidin." diyerek hakaret ettiği olayda, sanığın hakaret suçunu işleme kastının yoğunluğu gözetildiğinde, adalet, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde temel cezanın en üst hadden belirlenmesi,..." şeklindedir. Aynı gerekçelerle görevi yaptırmamak için direnme suçundan da en üst hadden ceza verilmesi Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle adı geçen Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci bendinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan makul suretle ayrılmak yerine teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde en üst hadden ceza tayin edilmesi gerekçesi ile mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanması hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 02/04/2024 tarihli ve 2021/24825 Esas, 2024/4289 Karar sayılı ONAMA kararının KALDIRILMASI, 3. Emet Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarih ve 2016/20 Esas 2016/259 Karar sayılı kararıyla sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3 üncü maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, Arz ve talep olunur. Talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanığın, elinde bulunan bıçakla alkollü bir vaziyette sağa sola saldırmakta olduğu, şikâyetçi polis memuru Emrah Ç.'nin sanığı ikna etmek istediği sırada, sanığın şikâyetçiye karşı bıçak savurduğu, bunun üzerine şikâyetçi polis memuru Ahmet K.'nın bıçağı bırakmasını sağlamak için havaya bir el ateş ettiği, sanığın kaçmaya başladığı ve kendisini yakalamak isteyen polis memurlarına direndiği olayda; suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu gözetildiğinde mahkemenin üst sınırdan cezalandırılmasına ilişkin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmayıp Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 02.04.2024 tarihli ve 2021/24825 Esas, 2024/4289 Karar sayılı görevi yaptırmamak için direnme suçundan onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığa görevi yaptırmamak için direnme suçundan en üst sınırdan ceza verilmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulüne karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Cezanın belirlenmesi kavramının iki yönü bulunmaktadır: 1. Soyut Belirleme : Kanun koyucu tarafından suç olarak belirlenen eylem için öngörülen cezanın alt ve üst sınırıdır. 2. Somut Belirleme: Hakim tarafından yerine getirilen bir faaliyet olup, suçun karşılığı olarak kanunda yer alan cezanın failin kişiliğine uydurulmasını ifade eder. Hakim yargılama faaliyeti sonucunda failin suçu işlediği sonucuna ulaştığında yasada öngörülen cezayı failin kişiliğine uyduracak şekilde öngörülen alt ve üst sınır arasında bir cezaya hükmedecektir. Yaptırım teorisinin konusunu oluşturan cezanın belirlenmesi günümüz yaptırım hukukunun önemli bir uğraş alanını oluşturmaktadır. Fail yoktur suç vardır anlayışını terk eden günümüz anlayışı suçtan önce fail vardır anlayışını benimsemiştir. Cezanın failin kişiliğine uydurulması gerekir. Hakim bu faaliyeti yürütürken keyfi davranamaz, olası keyfilikleri önlemek için yasalara cezanın belirlenmesinin kural ve ilkeleri konmuştur. Hakim cezayı belirlerken bu kurallara uygun hareket etmek zorundadır. Bu suç ve cezada kanunilik ilkesinin gereğidir. TCK 61. maddede cezanın belirlenmesinin ilkelerini belirlemiştir.Bu ilkelere yakından bakarsak; A. Fiile İlişkin ilkeler a. Suçun İşleniş Biçimi: TCK 61/1inci maddesinin (a) bendinde yer almaktadır. Suçun işleniş biçimi, failin suçu işlerken gösterdiği tutum ile mağdur ya da üçüncü kişilerin suçtan nasıl etkilendiği hususlarını kapsamakta ve cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmaktadır ancak burada suçun işleniş biçiminin, suçun nitelikli hâlini oluşturan ve cezanın arttırılması ya da indirilmesini gerektiren durumlarla aynı anda mevcut olması halinde mükerrer değerlendirme yasağı çerçevesinde ele alınmakta ve söz konusu unsur, tek bir kez değerlendirilmektedir. b. Suçta Kullanılan Araçlar: Suçun işlenmesinde fail tarafından kullanılan araçlar temel cezanın tayininde değerlendirilmelidir ancak tekrar etmek gerekirse belirtilen araçlarla suçun işlenmesi, kanunda nitelikli hâl olarak düzenlenmişse TCK 61/1 inci madddesi çerçevesinde tekrar değerlendirilmeyecektir. c. Suçun İşlendiği Zaman ve Yer: TCK’nın 61/1 inci maddesinin (c) bendi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde suçun işlendiği zaman ve yer göz önünde bulundurulan ölçütlerden birisidir. Suçun işlendiği zaman ile yer, faile suçun işlenmesinde bir avantaj sağlamakta ise ve bu durum kanunda nitelikli hal olarak öngörülmemiş ise, sanığa verilecek cezanının belirlenmesinde bu hususlar göz önüne alınacaktır. d. Suç Konusunun Önemi ve Değeri: Temel cezanın belirlenmesinde, failin fiilinden zarar gören suçun konusunun önemi ve değeri, gözetilmelidir. Çifte değerlendirme yasağı burada da geçerlidir. e. Meydana Gelen Zararın ve Tehlikenin Ağırlığı: Temel cezanın tayininde hâkim, failin gerçekleştirdiği fiilinin sonuçları olan maddi ya da manevi zarar ile tehlikeyi objektif olarak göz önünde bulundurmalıdır. B. Faile İlişkin ilkeler a. Failin Kast ya da Taksire Dayalı Kusurunun Varlığı: Failin kasta dayalı kusurunun kapsamı, suçu oluşturan fiil konusunda kararlı ve istekli olması şeklinde ifade edilirken taksire dayalı kusuru ise fiilinin neticesinin öngörülebilir olup olmadığına göre belirlenecektir. Failin kast ve taksir kusurluluğu fiilinin haksızlığına ilişkin bir değerlendirmedir. Ceza belirlenirken fiilin haksızlık içeriğinin ağırlığına bakılmalıdır. b. Failin Güttüğü Amaç ve Saik: TCK ile benimsenen suç teorisi ile özel kastın terk edildiği onun yerine saik kavramının benimsendiği öğretide ağırlıklı olarak benimsenmektedir. Saik, kastın öncesi aşamasına ilişkin olup, faili suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönlendiren, iten nedenler olarak açıklanabilir. Failin saiki ve amacı, cezanın alt veya üst sınıra yaklaşarak belirlenmesini gerektirebilmektedir. Somut olayımızı değerlendirdiğimizde, olay akşamı sanığın alkollü bir şekilde elinde bıçak ile etrafa zarar verdiğinin ihbarı üzerine, müşteki polis memurlarının olay yerine gittikleri, sanığı elindeki bıçağı bırakması için uyardıkları ancak sanığın elindeki bıçağı bırakmayarak kaçmaya başladığı, müştekiler tarafından havaya ateş edildiği ve daha sonra sanığın biber gazı ve jop ile etkisiz hale getirildiği ve bu sırada müştekilere hitaben “siktirin gidin” diyerek hakaret ettiği iddiasıyla açılan kamu davası sonucunda yerel mahkemece sanığa hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından en üst hadden cezalar uygulanarak ceza verilmiştir. Dairemizin hakaret suçuna ilişkin bozma gerekçesine katılmakla birlikte aynı gerekçelerle görevi yaptırmamak için direnme suçundan da en üst hadden ceza verilmesi Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle adı geçen Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci bendinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan makul miktarda ayrılmak yerine teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde en üst hadden ceza tayin edilmesine karşı olduğum ve bu yönüyle kararın bozulması gerektiğini düşündüğüm için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulü ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkumiyet hükmünün bozulması görüşünde olduğumdan dairemiz çoğurluğunun itirazın reddine ilişkin kararına katılmıyorum. 02.07.2024