İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/9730 Karar: 2025/5711 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/9730 K.2025/5711

4. Ceza Dairesi 2024/9730 E. , 2025/5711 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/432 E., 2022/704 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli yazılı veya görüntülü bir ileri ile hakaret suçundan sanık ... hakkında basit

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/9730 E. , 2025/5711 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/432 E., 2022/704 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli yazılı veya görüntülü bir ileri ile hakaret suçundan sanık ... hakkında basit

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/9730 E. , 2025/5711 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/432 E., 2022/704 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli yazılı veya görüntülü bir ileri ile hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 125/3(a)-4, 62. ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri uyarınca 8 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Ankara 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli ve 2022/432 Esas, 2022/704 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2024 gün ve 2024/98178 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3. maddesinde, "a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sanığın adli sicil kaydında yer alan adli para cezasının miktar itibariyle tekerrüre esas alınamayacağı ve başkaca tekerrüre esas alınabilecek kaydının da bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. (1) Numaralı istem yönünden; 2004 sayılı Kanun'un da icra suçlarıyla ilgili hükümlerin 331 ilâ 345/b maddeleri arasında, muhakeme usulüne ilişkin hükümlerinin ise 346 ilâ 354. maddelerinde düzenlendiği, icra suçlarının, suç olarak düzenlenmek suretiyle hapis ve adlî para cezası şeklinde yaptırımlara bağlananlar ile disiplin veya tazyik hapsi yaptırımına bağlananlar şeklinde ikili bir ayrıma tâbi tutulduğu; inceleme konusu somut olayda, sanığın adli sicil kaydında bulunan ve 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan, Söke İcra Ceza Mahkemesi'nin 28.05.2015 tarihli ve 2014/11 esas, 2015/161 sayılı ilamına konu suçun, hapis cezası şeklinde yaptırıma bağlanan suçlardan olduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde bu suç için verilen 1 ay hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50/1-(a) bendi uyarınca 500 TL adli para cezasına çevrildiği ve hükmün Yargıtay 19.Ceza Dairesi'nin 14.02.2018 tarih 2016/9386 Esas 2018/1410 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği ve verildiği tarih itibarıyla tekerrüre esas alınabileceği anlaşılmakla, mahkemenin tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmışır. B. (2) Numaralı istem yönünden; 5271 sayılı Kanun’un “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226. maddesinde; 1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. 2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. 3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. 4)Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” düzenlemelerine yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 gün ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Maddenin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hallerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması halinde, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca sanık veya müdafiine ek savunma hakkı verilmesi gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/1-2-3(a)-4 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılması ve mahkemece basit yargılama usulüne göre yargılamanın yapılmasına karar verilmesine karşın; sanığa beyanlarını yazılı olarak 15 gün içerisinde bildirmesi, bu süre sonunda duruşma yapılmaksızın yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içerir davetiyede ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanarak 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kısmen KABULÜNE, 2. (1) nolu isteme ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 3. (2) nolu istem yönünden; Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 4. Aynı Kanun maddesinin 4 (b) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla