İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/3837 Karar: 2025/8962 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/3837 K.2025/8962)

4. Ceza Dairesi 2025/3837 E. , 2025/8962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/44E, 2024/105 K SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/3837 E. , 2025/8962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/44E, 2024/105 K SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/3837 E. , 2025/8962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/44E, 2024/105 K SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 125/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Küçükçekmece 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.02.2013 tarihli ve 2012/1091 Esas, 2013/233 sayılı Kararının 26/03/2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 22.09.2013 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, basit yargılama usulüne göre yapılan yargılama sonunda, hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 125/2, 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3(2 kez) maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis ve 1 ay 26 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2024 tarihli ve 2024/44 Esas, 2024/105 sayılı Kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2025 gün ve 2025/37487 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın eylemlerine uyan kasten yaralama ve hakaret suçları için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olacağı nazara alındığında; kovuşturma aşamasında sanığın savunmasının alındığı 26/02/2013 tarihinde son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 26/03/2013 ile yeniden suç işlendiği 22/09/2013 tarihleri arasında 5 ay 26 gün duracağı, sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı, sanığın sorgusunun yapıldığı 26/02/2013 tarihinden, hükmün açıklandığı 22/02/2024 tarihine kadar geçen sürede olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği gözetilmeden, katılanın dosyada bildirdiği en son adresinden farklı olan adresine yapılan tebligat usulsüz olduğundan, itiraz iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ olunması gerektiği, Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, katılana usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Kasten yaralama ve hakaret suçlarından HAGB'li hükmün, denetim süresinde işlenen suç nedeniyle açıklanması sonucu verilen mahkumiyet kararına karşı Bakanlık, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kanun yararına bozma istemiştir.

Hukuki İlke: CMK 309 uyarınca kanun yararına bozmaya konu olabilmesi için hükmün istinaf/temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olması gerekir; Tebligat Kanunu 10. madde gereği bilinen en son adrese usulüne uygun tebliğ yapılmadıkça gerekçeli karar katılan yönünden kesinleşmez.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma isteminin reddi (hüküm henüz kesinleşmediğinden).

Dava Strateji Notu: Bir kararın KYB'ye elverişli olup olmadığı, katılana yapılan tebligatın usulüne uygunluğuyla doğrudan bağlantılıdır. Katılana yanlış/eski adrese tebligat yapılmışsa hüküm kesinleşmez; bu durum hem KYB engeli oluşturur hem de itiraz/kanun yolu süresinin işlememesi sebebiyle müvekkil lehine kullanılabilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla