İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/4074 Karar: 2025/11570 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/4074 K.2025/11570)

4. Ceza Dairesi 2025/4074 E. , 2025/11570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/636 E., 2023/859 K. SUÇLAR : İnsan ticareti, fuhuş HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık ... hakkında fuhuş, sanıklar ..., ... ve suça sürükl

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/4074 E. , 2025/11570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/636 E., 2023/859 K. SUÇLAR : İnsan ticareti, fuhuş HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık ... hakkında fuhuş, sanıklar ..., ... ve suça sürükl

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/4074 E. , 2025/11570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/636 E., 2023/859 K. SUÇLAR : İnsan ticareti, fuhuş HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık ... hakkında fuhuş, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında fuhuşu kolaylaştırmak veya fuhuşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazılı ve sözleri içeren ürünleri verme, dağıtma veya yayma, mağdurlar ... ve ...'e yönelik fuhuş suçundan, sanık ... hakkında fuhuşu kolaylaştırmak veya fuhuşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazılı ve sözleri içeren ürünleri verme, dağıtma veya yayma suçundan, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'e yönelik fuhuş kurulan hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ... 'ya yönelik insan ticareti, sanıklar ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik insan ticareti suçlarından, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'ya karşı fuhuş, sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya karşı fuhuş suçlarından kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereği reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'ya yönelik insan ticareti, sanıklar ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik insan ticareti suçlarından, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'ya karşı fuhuş, sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya karşı fuhuş suçlarından İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ...'nın temyiz istemi; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, aracılık suçunu işlediğini kabul ettiğine ancak diğer suçlardan da ceza verildiğine, hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına, hakkında şikayet veya ihbar olmadığına, haksız verilen cezanın kaldırılması talebine, Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; toplanan delillerin usul ve esasa aykırı olarak elde edildiğine, tanık beyanlarının ve arama kararlarının hukuka aykırı olduğuna, sanığın suçu işlediğine dair dosyada delil olmadığına, kararın bozularak beraatine karar verilmesi talebine, Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; kararın gerekçesiz olduğuna, iletişimin tespiti sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğuna, sanığın suçu işlemediğine, suçun nitelikli hallerinin oluşmadığına, sanığın suçu işlediğine dair dosyada somut delil olmadığına, kararın bozularak beraatine karar verilmesi talebine, Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz istemi; eksik inceleme sonucu kararın verildiğine, somut delil olmadığına, varsayıma dayalı hüküm kurulduğuna, mağdur beyanlarında sanığın adının geçmediğine, kararın bozularak beraatine karar verilmesi talebine, Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğuna, mağdur beyanı sanığın suçsuz olduğunun net olduğuna, verilen cezanın hukuka aykırı olduğuna, kararın bozularak beraatine karar verilmesi talebine, Sanık ... ve ... müdafiinin temyiz istemi; olaya ilişkin tutanakların duruşmada okunmadığına, iletişimin tespiti sonucu elde edilen bilgilerin belirti niteliğinde olduğuna, tüm delillerin toplanmadığına, kararın gerekçesiz olduğuna, masumiyet karinesinin gözardı edildiğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, kararın bozularak beraatlerine karar verilmesi talebine yönelik olduğu belirlenmiştir. III. GEREKÇE Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ... 'ya yönelik insan ticareti, sanıklar ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik insan ticareti suçlarından, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'ya karşı fuhuş, sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya karşı fuhuş suçlarından kurulan Hükümler Yönünden Sanıkların savunmaları, mağdurların ve tanıkların beyanları, fiziki takip ve iletişimin tespiti tutanakları, telefon inceleme tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre, sanıkların mahkumiyetlerine ve lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesi yerinde bulunmuş, temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ... 'ya yönelik insan ticareti, sanıklar ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik insan ticareti ve sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'ya karşı fuhuş, sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya karşı fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR 1. Sanık ... hakkında fuhuş, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında fuhuşu kolaylaştırmak veya fuhuşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazılı ve sözleri içeren ürünleri verme, dağıtma veya yayma, mağdurlar ... ve ...'e yönelik fuhuş suçundan, sanık ... hakkında fuhuşu kolaylaştırmak veya fuhuşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazılı ve sözleri içeren ürünleri verme, dağıtma veya yayma suçundan, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'e yönelik fuhuş kurulan Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları” nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ..., sanık ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ... 'ya yönelik insan ticareti, sanıklar ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik insan ticareti, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...'ya karşı fuhuş, sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya karşı fuhuş suçlarından kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanıklar müdafileri, suça sürüklenen çocuk müdafii, sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi le sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK 80. maddede düzenlenen insan ticareti suçunu oluşturup oluşturmayacağı ve fuhuş suçundan TCK 227/4. maddenin uygulanması gerekip gerekmeyeceği noktasındadır. Öncelikle 80. maddede düzenlenen insan ticareti suçuna baktığımızda; Türk Ceza Kanunu’nun “İnsan ticareti” başlığını taşıyan 80. maddesinde; (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/3 md.) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir. (2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir. (3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir. (4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur. Şeklinde düzenlenmiştir. Türkiye tarafından da onaylanan ‘Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ ve ‘Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi Ek İnsan Ticaretinin, Öncelikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol’ hükümlerinin gereğini yerine getirmek üzere Tasarıda yer verilmiştir. 1990’lı yıllardan itibaren suç örgütlerinin, etkinliklerini sınırlar ötesi alana genişleterek, özellikle kadın, çocuk ve insan ticaretini örgütledikleri ve insanları bu uygar dünyada âdeta esarete tâbi kıldıkları görülmektedir. İşte bu nedenle, söz konusu Sözleşme ve Protokolün öngördüğü suçlara hukuk sistemimizde de yer verilmesi uygun görülmüştür. Maddenin öngördüğü maddî unsurlar, kadın, çocuk veya diğer insanların tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmalarıdır. Ancak bu hareketler kişileri zorla çalıştırmak, bazı hizmetleri vermeye mecbur kılmak, adı geçenleri esaret veya benzeri uygulamalara tâbi kılmak yahut beden organlarından bazılarının verilmesine razı etmek maksadıyla icra edilecektir. Maddenin birinci fıkrası, söz konusu maksatlarla gerçekleştirilecek maddî unsurların belirli araç fiillere başvurulması suretiyle gerçekleştirilmesini suçun oluşması bakımından gerekli koşullar olarak saptamıştır. Bu fiiller tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulama, nüfuzu kötüye kullanma, kandırma, mağdurların çaresizliklerinden yararlanma veya mağdurlar üzerinde sahip olunan denetim olanaklarından yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle gerçekleştirilecektir.” Madde metninden de anlaşılacağı üzere insan ticareti suçu, iki grup hareketin birleşiminden meydana gelmektedir. Mağdurun iradesinin ortadan kaldırılması noktasında tehdit, baskı, cebir veya şiddet, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak, kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanmak şeklinde araç hareketler; kişileri ülkeye sokmak, ülke dışına çıkarmak, tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden başka bir yere götürmek (nakletmek), sevk etmek ve barındırmak ise amaç hareketler olarak düzenlenmiştir. İnsan ticareti suçu, maddede belirtilen amaç hareketlerden herhangi birinin, araç fiillerle birlikte yerine getirilmesiyle oluştuğundan birden fazla hareketli bir suçtur. Gerek araç hareketler gerekse amaç hareketler maddede sınırlı olarak sayılmış olup bu hareketlerden herhangi birinin yapılması suçun maddi unsurunun bu alt bölümlerinden her birini oluşturma açısından yeterli olacaktır. İnsan ticareti, maddede sayılanlar dışında bir hareketle işlenemeyeceği gibi, seçimlik hareketlerden hepsinin birden yapılması halinde dahi tek suçtan söz edileceği için bağlı ve seçimlik hareketli bir suçtur. Bu suçun oluşabilmesi için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisi bir arada bulunmalıdır. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir. Görüldüğü gibi insan ticareti suçunun oluşması için öncelikle mağdurun iradesini etkileyen araç fiillerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Maddede öngörülen araç hareketler; tehdit, baskı, cebir veya şiddet, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak, kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanmaktır. İnsan ticareti suçunun asıl (amaç) hareketleri; kişileri ülkeye sokmak, ülke dışına çıkarmak, tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden başka bir yere götürmek, sevk etmek ve barındırmaktır. Bu hareketlerden bir yerden başka bir yere götürmeyi nakletmek şeklinde anlamak gerekir. O hâlde bir yerden başka bir yere götürmek mağdurun yurtiçinde bir yere ya da yurtdışında faille veya onun adına hareket eden bir kimseyle birlikte taşınmasını, naklini ifade etmektedir. Bileşik suç olarak kabul edilen insan ticareti suçunun, örneğin fuhuş yaptırmak maksadıyla, cebir veya tehdit ya da baskı uygulamak suretiyle işlenmesi hâlinde faile yalnızca insan ticareti suçundan ceza verilecek, bu suçun unsurunu teşkil eden cebir (TCK m. 108) veya tehdit (TCK m. 106) suçlarından ayrıca ceza verilmeyecektir. Ancak insan ticareti kapsamında uygulanan cebir sonucu daha ağır bir netice meydana gelmiş ise, artık kasten yaralama suçundan da ceza verilmesi gerekecektir. Yine insan ticareti suçunun unsuru olan “Kaçırmak” hareketi aynı zamanda TCK'nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu oluşturmakla birlikte, bu durumda hürriyetten yoksun kılma suçunun haksızlık içeriği, insan ticareti suçunun haksızlık içeriğinde eriyeceğinden bileşik suç ilişkisi gereği fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan cezalandırılmayacaktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; insan ticareti suçuna bakacak olursak suçun oluşması için öncelikle faili suç işlemeye iten kastın ön aşaması olan saikin önemli olduğu failin saik yani amacının zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tabi kılmak ya da vücut ve organlarının verilmesini sağlamak olduğu görülecektir. Faili suça iten bu hedefleri yerine getirmek için Yasada düzenlenen araç fiillere başvurmalıdır. Bu araç fiiller tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfusu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerinde denetim olanaklarından veya çaresizliklerin yararlanmak olmalıdır. Fail hedeflediği fiilleri gerçekleştirmek için bu araç fiillere başvurduktan sonra bazı amaç fiilleri de gerçekleştirmelidir. Bunlar kişiyi ülkeye sokma, ülke dışına çıkarma, tedarik etme, kaçırma, bir yerden başka bir yere götürme veya sevk veya barındırma şeklinde gerçekleşmelidir. Bu üç koşulun bir arada bulunması halinde insan ticareti suçu oluşacaktır. Somut olaya baktığımızda, olayın kolluğa intikal şekli, mağdur beyanları, sanık savunmaları bir arada değerlendirildiğinde sanıkların mağdurları fuhuş yaptırmak amacıyla araç fiillerden olan tehdit, baskı, cebir veya şiddet, nüfusu kötüye kullanma gibi fiillere başvurduklarına dair her tür kuşkudan uzak, mahkumiyetlerine yeterli ve kesin delil bulunmadığından sanıkların sadece sabit olan fuhuş suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken fuhuş suçunda zor unsurunun gerçekleştiğinin kabulü ile TCK 227/4. maddenin uygulanması ve insan ticareti suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka uygun değildir. Bu nedenle kararın bozulması yerine onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla