Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/7317 E. , 2025/13934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2021/503 E., 2022/848 K. SUÇ: ... hakaret HÜKÜM: Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama Dairemizin, 23.06.2025 tarihli ve 2023/4091 Esas, 2025/11548 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılı
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/7317 E. , 2025/13934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2021/503 E., 2022/848 K. SUÇ: ... hakaret HÜKÜM: Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama Dairemizin, 23.06.2025 tarihli ve 2023/4091 Esas, 2025/11548 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.07.2025 tarihli ve KD/3-2022/136571 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ... yönelik olarak, ... isimli sosyal paylaşım sitesinden, 12/04/2019 tarihinde ... da fotoğrafının içeriğinde yer aldığı İsviçre'de yayın yapan Basel isimli gazetenin Almanya'dan Türkçe'ye çevirisi ''... ... ... ... 19 ton altın getiriyor'' başlıklı haber görüntüsü üzerine 29 ton altını olan 7 maaşını bağışlıyor... ''İsviçre gazetelerinin dünkü haberi ... ... Amerika'da bulunan parasını altına çevirmiş 29 ton altının 10 tonunu İngiltere bankalarına bırakmış, kalan 19 ton altını ... getirip dünya bankasına yatırmış'' şeklindeki paylaşımın, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından bahisle onama ilamının kaldırılmasına ve kurulan beraat hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın eyleminin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, suça konu. paylaşımların tüm içeriği gözetildiğinde siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla ... hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükme ilişkin yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, yargılama sonuçlarına uygun şekilde verilen beraat kararına yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Dairemizin, 23.06.2025 tarihli ve 2023/4091 Esas, 2025/11548 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.09.2025 tarihinde karar verildi.