KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/8335 E., 2010/4141 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Çakkalkurt ve diğeri aleyhine 14/05/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... Gaz. ve Yay. A.Ş vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu 18.05.2006 ve 25.05.2006 günlerinde yayımlanan davalı şirkete ait ulusal gazetelerin haberlerinden "Türk ve İngiliz Polisi 'kara dul' avına çıktı" başlıklı yazının incelenmesinden "... adlı Türk kadın birlikte Türkiye'ye geldiği milyoner işadamının kaybolması ile ilgili olarak İngiliz ve Türk polisi tarafından aranıyor. Polis, 6 aydır kayıp olan İran asıllı İngiliz işadamı ...'nin cinayete kurban gittiğinden şüphe ediyor.
İngiliz The Timer Gazetesi'nin haberine göre, ekim ayında ... (64) ile birlikte Türkiye'ye gelen ..., tek başına İngiltere'ye döndükten sonra, sevgilisinin Londra'daki 750 bin sterlin değerindeki evini ve değerli eşyalarını açık artırma ile satmaya kalkıştı. Ancak ...'nin eski karısı ..., mahkemeye başvurarak satışları engelledi.
Şu anda başka bir İngiliz erkekle Türkiye'ye geldiği bildirilen ..., daha önce de Türkiye'ye getirdiği bir Avustralyalıyı öldürmeye kalkışmakla suçlanmıştır. The Times, Daily Mail, Eveng Standard gazeteleri, İngiliz ve Türk polisinin 35 yaşındaki ...'ı aradığını yazdı. Soruşturma açan dedektifler, halı ithalat ve ihracatı yapan milyoner işadamının cinayete kurban gittiğinden şüphe ediyorlar. İranlı eski eşi ...
(50) ile 6 yıl evli kaldıktan sonra 2001 yılında boşanan 2 çocuk sahibi ...'in ailesi işadamının kaybolduğunu geçen yıl 4 Kasım'da polise bildirdi. Scotland Yard dedektiflerinin konuyla ilgili olarak Türkiye'ye gelip Ankara'da Türk Emniyeti'nden yardım istedikleri kaydedildi. ...'ın Türkiye'de vekalet alarak Zia ...'nin evini satmaya kalkıştığı öğrenildi. Zengin Erkek Avcısı.
Bunun ...'ın ilk olayı olmadığı öğrenildi. ...'ın 2004 yılında bir Avustralyalı emlakçı ile Sidney'de evlendiği kaydedildi. Birlikte Türkiyeye tatile gitmeden bir gün önce, ...'ın Avustralyalı kocasının evini ona söylemeden satışa çıkardığı ileri sürüldü.
Karısının "Kola kutusuna fare zehiri koyduğunu" söyleyip polise başvuran Avustralyalının boşanarak ...'ın elinden kurtulduğu bildirildi." başlıklı haberin yayımlandığı anlaşılmaktadır.
Yayınlarda yer alan iddialarla ilgili olarak davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2005/166570 sayılı dosyasında, davacıyla ilgili çeşitli gazetelerde yayımlanan haberler üzerine soruşturma başlatıldığı; Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 28.12.2005 günlü kararı ile davacının telefonlarının teknik izlemeye alınmasına karar verildiği, Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 01.06.2006 gün ve 2006/771 Müt. sayılı kararı ile davacı ve İsmet Aybaş ... hakkında yakalama emri çıkartıldığı, daha sonra sorgusu yapılan davacı hakkındaki tutuklama isteminin reddedildiği, adli kontrole tabi tutularak yurtdışına çıkmasının yasaklandığı ve bu kararında Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 23.08.2007 gün ve 2007/928 Müt. Sayılı kararı ile kaldırıldığı, soruşturmanın halen devam ettiği anlaşılmıştır
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, olayın açıklanan gelişim biçimine göre haberin görünür gerçekliğe uygun olduğu, haberde saldırı kastı ve saldırı içeren anlatımlar bulunmadığı benimsenip istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/8335, K. 2010/4141, 8 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama