KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/8756 E., 2010/4307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 16/03/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacı; eşinin, davalı ile kendisini aldattığını, mevsimlik işçi olarak evden ayrılarak çalışmaya gittiğinde dava dışı dayısının, davalıyı uygunsuz saatte evinden çıkarken görerek öldürmeye teşebbüs ettiğini, dayısının adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan, davalının da konut dokunulmazlığını bozmak suçundan cezalandırıldıklarını, olayın tüm köyde duyulması nedeni ile evini terk ederek başka bir yerde kendisine ev yaptığını,
bu yüzden uğradığı maddi ve manevi zararların ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece maddi tazminat istemi reddedilmiş; manevi tazminat isteminin ise bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın gelişim biçimi ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 20.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/8756, K. 2010/4307, 13 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama