KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9105 E., 2010/5695 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Davacı Zübeyde Lale ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 18/03/2009 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, alacak istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı alacaklı oldukları borçlunun mirasçılarının mirası reddetmesi üzerine kalıtın arındırılmasını (terekenin tasfiyesini) istediklerini, alacaklı oldukları kalıttan (terekeden) pay almaması gereken Hazine'ye bırakılan 740,00 YTL ile 10 adet senet tutarının davalı Hazine'den alınmasını istemişlerdir.
Davalı Hazine ise, nakit para ve ödeme günü (vadesi) geçmiş senetlerin mahkeme kararı gereğince Hazine'ye gelir yazıldığını, olayda kusuru bulunmadığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacı alacaklılar tarafından arındırılması (tasfiyesi) istenen kalıt tutarının (tereke mevcudunun) gerçekte alacaklılar olan davacılara ait olduğu gerekçesiyle istem kabul edilmiş ve davalı Hazine dava gününden itibaren yürütülecek yasal faiz ile sorumlu tutulmuştur.
Dosya içeriğinden, 05/04/2007 günü gerçekleşen trafik kazası nedeniyle davacıların desteğinin yaşamını yitirdiği, davacılar tarafından açılan manevi tazminat davasının 28/02/2008 günlü karar ile sonuçlandığı ve davacıların 05/05/2008 günü icra takibi başlattıkları, borçlu durumunda olan araç sürücüsünün mirasçılarının tazminat davası açıldıktan kısa süre sonra, 08/05/2007 gününde, mirası reddettikleri, Sakarya 2. Sulh Hukuk Hakimliğinin 10.04.2008 gün ve 2007/12-2008/17 sayılı karar ile ölenin 1. derece mirasçılarının mirası reddetmeleri, 2. derece yakınlarının ise tereke eşyasını almaya gelmedikleri gerekçesiyle tereke eşyasını oluşturan 740,00 YTL ile 10 adet ödeme günü geçmiş senedin Hazine'ye gelir yazılmasına ve kalıttan (terekeden) el çekilmesine karar
verilerek kalıtın (terekenin) Hazine'ye teslim edildiği; davacılar tarafından açılan kalıtın arındırılması (terekenin tasfiyesi) davası sonunda Sakarya 1. Sulh Hukuk Hakimliği'nin 30/12/2008 gün ve 2008/3-2008/16 sayılı kararıyla kalıtın arındırılmasına (terekenin tasfiyesine) karar verildiği; davalı Hazine'nin savunmasından ise, senetlere ilişkin olarak başlatılan icra takiplerinin devam ettiği anlaşılmaktadır.
Medeni Yasa'nın 501. maddesi gereğince mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçerse de somut olayda, resmi arındırmayı (tasfiyeyi) isteyen davacıların kalıttan (terekeden) alacaklı oldukları, yukarıda açıklanan olgular ile kanıtlanmıştır.
Kalıt (tereke) ile ilgili davada yasal hasım durumunda bulunan Hazine, Medeni Yasa ve mahkeme kararı gereğince 740,00 YTL ve 10 adet senedi almıştır. Davacılar ile Hazine arasında, davalı Hazine'nin faiz ile sorumlu tutulmasını gerektirecek nitelikte hukuki bir işlem veya eylem bulunmadığından, davalı Hazine sadece 740,00 YTL'yi faizsiz olarak geri vermekle yükümlüdür.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, kabul edilen tutara faiz işletilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davalı Hazine'ye teslim edilen kalıta (terekeye) ait senetler hakkında icra takibi başlatıldığı dava dosyasına yansıtılmış ise de bu icra takipleri hakkında yerel mahkemece bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu durumda, icra takibi başlatılan senetlerden bedeli alınmış olanlar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bedeli alınan senet varsa, bu bedellerinin de faiz yürütülmeden davacılara ödenmesine karar verilmeli, bedeli alınamayıp takipleri devam eden senetlerin takip hakkının ise davacılara ait olduğunun kabulüne karar vermek gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, takip konusu senet bedellerinin faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9105, K. 2010/5695, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama