KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1266 E., 2010/2046 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/11/2008 gününde verilen dilekçe ile muarazanın giderilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız olarak el konulan araca sataşmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
01.06.2005 günü yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 7. bölümünde "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" konusu düzenlenmiştir.
Yasası'nın 141. maddesinde, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında "Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişilerin, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebileceği öngörülmüş;
aynı Yasa'nın 142/2. maddesinde "İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde ve eğer o yer Ağır Ceza Mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir Ağır Ceza Mahkemesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır." biçimindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Ancak, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa'nın 6/1. maddesinde de Ceza Muhakemesi Yasası'nın 141 ile 144. maddelerinde yer alan düzenlemelerin 01.06.2005 gününden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.
Davacının sigorta ödemesi nedeniyle ve ardıllık (halefiyet) yolu ile sahip olduğu araca, 10.10.2005 gününde suç kuşkusu ile el konulmuştur. Yerel mahkemece, el koyma işleminin 10.06.2005 gününden sonra gerçekleştirildiği ve uyuşmazlığın Ağır Ceza Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gözetilerek, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, işin esası yönünden karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1266, K. 2010/2046, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama