KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1356 E., 2011/575 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Davacı-karşı davalı ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 24/04/2006 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayete dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı-karşı davalı ... ...'un davalı-karşı davacı ... aleyhine açtığı davanın kısmen kabulüne, davalı-karşı davacı ...'ın davacı-karşı davalı ... aleyhine açtığı dava ile davacı-karşı davalı ...'un davalı ... aleyhine actığı davaların reddine dair verilen 14/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; asıl dava, haksız şikayet nedeniyle; karşılık dava ise haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan ... hakkındaki asıl davadaki istemin bir bölümü kabul edilmiş; ... hakkında asıl davadaki istem ile karşı davada ki istem reddedilmiş; karar, davalı-karşı davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın oluş biçimi ve özellikleri ile kullanılan sözlerin niteliği, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı-karşı davalı ... yararına takdir edilen 3.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, adı geçen yararına 1.500,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1356, K. 2011/575, 25 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama