KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/1589 E., 2011/761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
677 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 09/05/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacı; çalıştığı serviste, arkadaşlarının yanında, kendisine hakaret edip azarlayan davalı başhekimin manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, görevini aşan eylemlerde bulunan davacıya idareden habersiz uygulamalar yapamayacağının söylendiğini, hakaret etmediğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece; davalının davacıya “Kabadayılık etme, sen kabadayı mısın, siz işinizi yapın, yapmak istemiyorsanız çekin gidin, terbiyesizlik etme” biçiminde sözler söylediğinin tanıklarca doğrulandığı gerekçesiyle davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dosyadaki belge ve kanıtlardan; davalının başhekimi olduğu Çorum Devlet Hastanesi'nin davacının da görevli olduğu patoloji bölümüne yeni atanan doktora oda sağlanması konusunda bazı sıkıntılar olduğu, olaydan önce davacının yeni gelen doktora kendi odası dışında bir oda hazırlanması için istekte bulunduğu,
bu istemi reddedilmesi üzerine olay günü servise gelen davacının davalı başhekimden izin alınmadan kendi görev ve yetki kapsamında olmadığı halde arşivi boşalttırıp boyama yaptırarak yer hazırlığına giriştiği, bunu gören davalının kendisinden habersiz ve izinsiz olarak yapılan bu işlemler nedeniyle davacının kışkırtması (tahriki) nedeniyle dava konusu edilen sözleri söylediği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından söylenen sözler davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak nitelikte ise de olayların yukarıda anlatılan gelişim biçimi, davacının eylemleri ve davranışları ile birlikte değerlendirildiğinde, davacı yararına takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminat fazladır.
Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, davacı yararına 1.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/1589, K. 2011/761, 27 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama