KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/2231 E., 2010/4985 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
667 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 04/10/2002 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulune dair verilen 22/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan Nazan ve Hulkican Balımtaş vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 27/04/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar ... ve ... vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, hatalı tedavi nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davalı doktorun yaptığı ameliyatın zorluğu ve eylemin kasta dayanmaması, davalının yargılama aşamasında yaşamını yitirmesi nedeniyle davaya dahil olan eş ve çocuğun mirasçısı olarak sorumlu tutulmuş olmaları gözetilerek, saptanan maddi tazminat tutarından Borçlar Yasası'nın 43. maddesi gereğince uygun bir tutarda indirim yapılmamış olması;
b)Davacı, dava dilekçesinde kabul edilmesini istediği tazminat tutarlarına faiz yürütülmesini istemediği halde kabul edilen maddi tazminat tutarının 5.000,00 TL’lik bölümü ile takdir edilen manevi tazminata faiz yürütülmüş olması;
Usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davalıların 15.000,00 TL maddi tazminat ile sorumlu tutulmaları ve faiz yürütülmesine ilişkin yanlışlığın giderilmesi suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa’nın 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması,
bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması,
yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne 2. bent yönünden katılmıyoruz. 27/04/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/2231, K. 2010/4985, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama