KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/224 E., 2010/12649 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Davacı ... (...) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 07/01/2008 gününde verilen dilekçe ile tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, devletin kusursuz sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine ilişkin 08/07/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosya içeriğinden; davacının, tapu kaydı üzerinde hiçbir sınırlama bulunmayan dava konusu 358 ada 2 parsel sayılı taşınmazı dava dışı ... ...'den satın alarak adına tapuya tescil ettirdiği; 1999 yılında kesinleşen kadastro işleminde orman arazisi niteliğinde olduğu belirlenen taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiği, açtığı tapu iptali ve tescil davası reddedilerek kesinleşen davacının, yasal yoldan edindiği çaplı taşınmazın elinden çıkması nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Taşınmaz ile ilgili sicilin tutulması ve taşınmaz ile ilgili sınırlama varsa bunları tapu siciline yazdırılması gereken davalı Hazine, tapu kaydında böyle bir sınırlama ve açıklama (şerh) bulunmadığı halde dava dışı kişi adına tapu düzenlemiş, daha sonra yapılan kadastro işleminde aynı yerin orman niteliğinde olduğu saptanmış; davacının açtığı tapu iptali ve tescil davası reddedilip kesinleştiğinden hiçbir kusuru olmadığı halde tapusu geçersiz sayılan davacı, taşınmazın değeri kadar zarara uğramışlardır. Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, tapu kaydının tutulmasından ... tüm zararlardan, tapu kaydını yöntemine uygun tutmayan, özel mülkiyete konu olamayacak yere tapu düzenleyen Hazine sorumludur.
Davacının zararı, taşınmazın tamamen elinden çıktığı günde gerçekleştiğinden zarar kapsamının buna göre belirlenmesi gerekir. Taşınmazın davacının elinden çıktığı gün ise, davacı tarafından açılıp reddedilen tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği gündür. Bunun yanında; belirlenen gerçek değerden, zararın haksız eylemden değil karşılıklı hak ve adaletin korunması ilkesinden kaynaklandığı, taşınmazın gerçek değerinin ödenmesinin gerekmediği gözetilerek takdir edilecek oranda indirim yapıldıktan sonra kalan tutardan davalının sorumlu tutulması gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/224, K. 2010/12649, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama