KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4264 E., 2011/6174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
671 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ... A.Ş aleyhine 10/10/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 16/12/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 31/05/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekilleri Avukat ... ... ve Avukat ... ... ile karşı taraftan davalı şirket vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, sulama kanalına, boru hattından petrol sızması nedeniyle uğranılan ürün zararının ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, keşif ücretinin verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı, dosya kapsamına göre zarara uğranılıp uğranılmadığı ve zarar tutarının belirlenemediği gerekçesiyle istem reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden; dava konusu 50 ve 233 parsel sayılı taşınmazların dava dışı kişilerin paydaş olarak sahip olduğu tarla niteliğinde yer olduğu; 01.10.2007 günlü anlaşma tutanağı (protokol) başlıklı adi yazılı sözleşme ile paydaşlardan ... tarafından davacılara 2 yıllığına kiralandığı; 09.03.2008 günü ... petrol boru hattının Türkiye girişinde petrol sızıntısı olduğunun Jandarma tarafından davalıya bildirildiği; davalı çalışanlarının sızıntı olan yeri onardıkları; davalı yanca düzenlenen 27.09.2008 günlü tutanakta, petrol sızıntı yerinin, Irak-Türkiye sınırını oluşturan Hezil çayı kıyısında olduğu, sulama kanalının yaklaşık 200-250 metrelik bölümünde kirliliğine yol açtığı, 233 parsel sayılı taşınmazın sızıntı bölgesinden yaklaşık 2-3 km aşağıda olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, davacılar tarafından 10.07.2008 günü Silopi Sulh Hukuk Hakimliği'nin 2008/6 Değişik İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan tespitte; tespit istenen yere yaklaşık 1 km uzaklıktan geçen boru hattının iki ayrı yerinde patlama meydana geldiği, petrol kalıntıları bulunduğu, patlamanın meydana geldiği yerden geçen sulama kanalından davacıların taşınmazının sulandığı, arazide ekili buğday ürününün kuruduğunun gözlemlendiği belirtilerek zarar tutarının hesaplandığı, fotoğraflar çekildiği; tespit dilekçelerinde arazilerinin 660 dekarlık bölümünün ...
Sigorta AŞ tarafından sigortalandığı belirten davacıların sigorta poliçelerini dosyaya sundukları; davalı Şirket tarafından yaptırılan 2008/35 Değişik İş sayılı tespit dosyasına sunulan 11.11.2008 günlü bilirkişi raporunda da zarar gören yerler belirlenerek zarar tutarının hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece 15.07.2009 günlü oturumda keşif yapılmasına, keşif ücretini yatırmaları için davacılara süre verilmesine karar verilmiş; 14.10.2009 günlü oturumda da 23.11.2009 günü keşif yapılmasına karar verilerek, davacıların önceki ara kararı gereğince 10 günlük kesin süre içinde keşif ücretini yatırmaları istenmiş; 23.11.2009 gününde ise taraf vekillerinin hazır olmasına rağmen, keşif ücretinin 10 günlük kesin süreden sonra, 13.11.2009 günü, mahkeme veznesine yatırıldığı gerekçesiyle keşif yapılamadığına ilişkin tutanak düzenlenmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 163. maddesinde Yasa'nın belirlediği sürelerin kesin olduğu, verilen sürede yapılması gereken işlem yapılmadığı takdirde o hakkın düşeceği; aynı Yasa'nın 414. maddesinde de taraflardan her birinin yapılması gereken keşfin ücretini mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu ve verilen süre içinde gideri karşılamayan tarafın bu isteminden vazgeçmiş sayılacağı belirtilmiştir.
Ancak, bu yasal düzenlemelerin uygulanabilmesi için kendisine kesin süre verilen tarafa kesin sürede yapılması emredilen işlerin neler olduğu, kesin süre verilmesinin anlam ve sonuçları, kesin sürede işlem yapılmaması durumunda o iddiasını kanıtlayamamış sayılacağı duraksamaya ve tartışmaya yol açmayacak biçimde açık ve kesin olarak anlatılmalı; bu bağlamda verilen keşif kararında, keşif giderlerinin neler olduğu ve bu giderlerin hangi tarafça yatırılması gerektiği açıkça yazılı olmalıdır.
Eldeki dava dosyasında verilen keşif ve kesin süreye ilişkin ara kararlarında, keşif yapılacak yere ulaşımı sağlayacak araç için ödenecek gider ve bu giderin kim tarafından karşılanacağı açıkça gösterilmediğinden verilen kesin süre, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerin amaç ve özüne uygun değildir. Kaldı ki, kesin süreye ilişkin koşullar yerine getirilmeden verilen ara karar gereğince, davacılar keşif ücretini keşif gününden önce mahkeme veznesine yatırmışlardır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, olay yerinde keşif yapılıp zarar kapsamı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, kesin süre verilmesine ilişkin koşulları taşımayan ara kararı nedeniyle keşif yapılmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4264, K. 2011/6174, 31 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama